BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Kendin için ağla!”

“Kendin için ağla!”

Allahü teâlâya îmân eden, O’nun emir ve yasaklarına saygılı, yarattıklarına da merhametli olur. Allah korkusu ve Allah sevgisi, insanları saâdet ve huzûra kavuşturan iki kanat gibidir. Peygamber efendimiz; (Bir kimse, Allahtan korkarsa, her şey ondan korkar. Bir kimse Allahtan korkmazsa, her şeyden korkar olur) buyurmuştur.



Allahü teâlâya îmân eden, O’nun emir ve yasaklarına saygılı, yarattıklarına da merhametli olur. Allah korkusu ve Allah sevgisi, insanları saâdet ve huzûra kavuşturan iki kanat gibidir. Peygamber efendimiz; (Bir kimse, Allahtan korkarsa, her şey ondan korkar. Bir kimse Allahtan korkmazsa, her şeyden korkar olur) buyurmuştur. MERHAMET VE ŞEFKAT... Allahü teâlâdan korkan bir kimse, Onun emirlerini yapar, yasaklarından sakınır. Kimseye kötülük yapmaz ve kendine kötülük yapanlara da sabreder. Yaptığı kusûrlara tövbe eder, sözünün eri olur ve her iyiliği Allah için yapar. Kimsenin malına, canına, nâmûsuna göz dikmez. Çalışırken, alışveriş ederken, kimsenin hakkını yemez, herkese iyilik eder. Makâm sâhiplerine, zâlimlere yaltaklanmaz. İlim ve ahlâk sâhiplerine ise, saygı gösterir. Arkadaşlarını sever ve kendini sevdirir. Kötü kimselere nasîhat verir, onlara uymaz. Küçüklerine merhametli, şefkatli olur, misâfirlerine ikrâm eder. Kimseyi çekiştirmez, keyfi peşinde koşmaz. Zararlı ve faydasız birşey söylemez, kimseye sert davranmaz. Cömert olur, kendini beğenmez. Mâlı ve mevkiyi herkese iyilik etmek için ister. Riyâkârlık, ikiyüzlülük yapmaz. Allahü teâlânın her ân gördüğünü ve bildiğini düşünerek hiç kötülük yapmaz. Kendine kıymet verenin, Allahü teâlâ katında kıymeti olmaz. Kendi rızâsına tâbi olan, kendine kuldur. İnsan kendine nasıl muâmele edilmesini istiyorsa, başkalarına karşı da öyle hareket etmelidir. Zira hadis-i şerifte; (Bir kimse, kendine istediğini, din kardeşi için de istemedikçe, îmânı kâmil olmaz) buyurulmuştur. İnsanın başına belâların gelmesine sebep, kendine düşkün olmasıdır. Kendi kendisinden kurtulursa, Allahü teâlâdan başka şeylere düşkün olmaktan kurtulur. Câsiye sûresinin 22. âyetinde meâlen; (Kendi nefsine tapanları gördün mü?) buyuruldu. Varlıklar içinde en câhil olanı, insanın nefsidir. Çünkü nefis, kendine düşmanlık yapmakta, hep kendini yok edici şeyleri istemektedir. Her isteği, Allahü teâlânın yasak ettiği şeylerdir. Her işi, sâhibi olan ve bütün iyiliklerin sâhibi bulunan Allahü teâlâya karşı gelmektir. Muhammed Rebhâmî hazretleri Riyâd-un-nâsıhîn kitabında buyuruyor ki: “Ey insân! Kendine merhamet et! Aklından gaflet perdesini kaldır! Bâtılın bâtıl olduğunu görerek, ondan kurtulmaya çalış! Hakkın hak olduğunu da görerek, ona tâbi ol! Vereceğin karâr, çok büyük, çok mühimdir. Vakit ise, çok azdır. Muhakkak öleceksin! Öldüğün vakti düşün! Başına geleceklere hâzırlan! Hakka tâbi olmadıkça, ebedî azâbdan kurtulamazsın! Son pişmânlık fayda vermez. “BAŞINA GELECEKLERİ DÜŞÜN” Başına gelecekleri düşün! Ömrün tükenmeden, aklını başına topla! Etrâfında gördüğün, konuştuğun, sevdiğin, korktuğun kimselerin hepsi, birer birer öldüler. Birer hayâl gibi, gelip gittiler. İyi düşün! Ebedî ateşte yanmak, ne büyük azâbtır! Sonsuz ni’metler içinde yaşamak ise, ne büyük ni’mettir. Bunlardan birini seçmek, şimdi senin elindedir. Kendine acı! Suâle çekileceksin. Hâlbuki, verecek cevâbın yok. Kendine ve herkese öyle iyilik et ki, başkası iyilik yapınca, sen yaptın sansınlar. Kendine ve kimseye kötülük etme ki, başkası bir fenâlık yapınca, sen yaptın sanmasınlar.” İnsânın kendisine ve başkalarına acımasının yolu, beş vakit namazdan geçer. Zira Ankebût sûresinin 45. âyetinde meâlen; (Doğru kılınan namâz, insanı, kötülüklerden muhakkak uzaklaştırır) buyuruldu. Bir kimse, namaz kıldığı halde, kötülüklerden uzaklaşmıyor ise, bu kimsenin kıldığı namazda eksiklik var demektir. Çünkü insanı kötülüklerden uzaklaştırmayan bir namâz, doğru namâz değildir. Netice olarak, kendine acımayan, başkasına hiç acımaz. Başkalarına merhamet etmeyen, acımayanlar da, kıyâmet günü Allahü teâlânın merhametinden uzak kalacaklardır. İslam âlimlerinin büyüklerinden olan Süfyân-ı Sevrî hazretlerinin buyurduğu gibi: “Dînin, senin etin ve kanın yerindedir. Kendin için ağla. Kendine merhamet et. Sen kendine acımazsan, başkası hiç acımaz.”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT