BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > "Şekilcilik
bitmeli"

"Şekilcilik
bitmeli"

Rektörlere “Demokratik açılımı” anlatan Erdoğan “Şekil problemini aşın. Statükonun bekçiliğini yapmayın” dedi.



“Bu ülkede on yıllar boyunca üniversitelerimizin kalitesi değil; maalesef sakal, bıyık, kılık kıyafet ve şekil konuşuldu. Bilim bu değil” > İSTANBUL AA Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Biz, komünizm tehdidi gerekçesiyle Rus Dili ve Edebiyatı bölümlerinin kapatıldığı dönemleri gördük. Ardından, ‘irtica’ paranoyasıyla, Arap Dili ve Edebiyatı bölümlerinin kapatıldığına, bu bölümlere öğrenci alınmadığına şahit olduk” dedi. Dolmabahçe’deki Başbakanlık Ofisi’nde rektörlerle bir araya gelen Başbakan Erdoğan, şunları söyledi: “Bilimi, bilim ortamını, bilim adamını baskı altına aldığınızda; bilim için gerekli özgür ortamı tesis etmediğinizde, bilimin gelişmesinin hiç ama hiç şansı ve imkânı yoktur. Biz, komünizm tehdidi gerekçesiyle, Rus Dili ve Edebiyatı bölümlerinin kapatıldığı dönemleri gördük. Ardından, irtica paranoyasıyla, Arap Dili ve Edebiyatı bölümlerinin kapatıldığına, bu bölümlere öğrenci alınmadığına şahit olduk. STATÜKOYLA BİLİM OLMAZ Özgürlüklerin zemini, özgürlüklerin teminatı olması gereken üniversiteler, bizim ülkemizde on yıllar boyunca yasaklarla, kısıtlamalarla, baskılarla, üzülerek ifade ediyorum ‘ikna odaları’ gibi insanlık dışı uygulamalarla anıldılar. On yıllar boyunca bu ülkede, bilim, bilim insanlarının sorunları, üniversitelerimizin kalitesi değil, maalesef sakal, bıyık, kılık kıyafet konuşuldu. Bilim sorgulamaktır, teze karşı anti tez üretmektir. Bilim ile statükonun yan yana bulunması, bilimin özüne, hedefine aykırıdır. Statükonun yanında yer almayan bilim insanlarının takibata uğradığı bir zeminde bilim nasıl yeşerebilir, nasıl filizlenebilir, nasıl ışık ve aydınlık üretebilir? Farklı düşüncelere tahammülün olmadığı bir bilim ortamı tahayyül edilebilir mi? Düşünce özgürlüğünün, ifade özgürlüğünün, inanca saygının tesis edilmediği, teşvik edilmediği, desteklenmediği bir bilim kurumu olabilir mi? Üniversite toplumun önünde olmalıdır, topluma rehber olmalıdır. Siyasi iktidara yol gösterici olmalıdır. Ekonomiden demokratikleşmeye, eğitimden kültüre kadar çok geniş bir yelpazede çözüm bekleyen meselelerimiz var. Biz istiyoruz ki artık üniversitelerimiz Türkiye’nin kronik meselelerine yoğunlaşsınlar. ÜNİVERSİTELER IŞIK TUTSUNLAR Üniversitelerimiz, şekil sorunlarını aşsınlar, yasakları yasaklasınlar, statüko bekçiliği gibi bir hatanın içinde asla bulunmasınlar. Özgür bir ortamda, özgür bir zeminde, terör meselesinden kalkınmaya, farklı inanç gruplarının problemlerinden dış politikaya kadar her alanda Türkiye’ye ışık tutsunlar. Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi’nde, üniversitelerimiz, özellikle de Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizdeki üniversitelerimiz, daha fazla inisiyatif yüklensin, toplumla iç içe, topluma rehberlik etsin istiyoruz. Her alanda olduğu gibi, terör meselesinin doğmasında ve büyümesinde de eğitim imkânlarının azlığı önemli rol oynadı. O bölgeye okul yapılmadı, eğitimin kalitesini yükseltmek noktasında gayret gösterilmedi. Terör, beslendiği kaynağın kurutulmaması için eğitim yatırımlarını engelleme mücadelesi verirken, ne yazık ki hükümetler buna direnmek yerine geri adım attılar. Bölgede kurulan üniversiteler, bundan 20 yıl, 30 yıl, 40 yıl önce kurulmuş olsaydı, bölgenin arz ettiği manzara bugünkünden çok farklı olurdu. Türkiye’nin birliğine, bütünlüğüne, kardeşliğine üniversiteler katkı sağlasın, öncü olsun istiyoruz. Son 30 yılda, 40 yılda üniversiteler enerjilerini bu alanlara yöneltseydi, eminim ki bugün çok farklı bir yerde olurduk.” TOPLANTI 5 SAAT SÜRDÜ Erdoğan’ın rektörlerle bir araya geldiği toplantı 5 saat sürdü. Toplantıya, Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Devlet Bakanları Mehmet Aydın ve Cevdet Yılmaz, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Sağlık Bakanı Recep Akdağ, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, YÖK Başkanvekili Prof. Dr. Ömer Demir, İstanbul İl Kültür Müdürü Ahmet Emre Bilgili, YÖK üyeleri Prof. Dr. Ayşe Soysal, Prof. Dr. Yunus Söylet ve Prof. Dr. Mustafa İsen, YÖK Yürütme Kurulu üyeleri Prof. Dr. Berrak Kurtuluş, Prof. Dr. Durmuş Günay, Prof. Dr. Muhittin Şimşek, Yurtkur Genel Müdürü Hasan Albayrak, Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Öğretim Genel Müdürü Hüseyin Çalık, DPT Müsteşarı Kemal Madenoğlu, TÜBİTAK Başkanı Nükhet Yetiş ve 70 üniversitenin rektörü katıldı. YENİ YÖK İÇİN ORTAK ÇALIŞMA KARARI İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Rektörü Prof. Dr. Muhammed Şahin, toplantıda yeni Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) yasasının hazırlanması için ortak bir çalışma yürütülmesi kararı alındığını belirtti. Rektörlerin toplantıda üniversitelerin bilimsel anlamda daha iyi bir noktaya gelmesi konusundaki taleplerini dile getirdikleri, yabancı dilde eğitim, beyin göçünün önlenmesi ve tersine çevrilmesi için desteğe ihtiyaç duyulduğunu vurguladıkları belirtildi.. “BİZİM DÖNEMİMİZDE ÜNİVERSİTELER SİYASALLAŞMADI” Rektörlere hitap eden Başbakan Erdoğan, “Bizim dönemimizde üniversiteler siyasallaşmamış, tam tersine siyasetle gerektiği şekilde bir ilişki içinde olmuş, asli işlerine yönelmiştir. Çünkü biz kutuplaşan, ideolojik uygulamalar içine giren üniversitenin bilim üretemeyeceğine, topluma, ülkeye hizmet üretemeyeceğine inanıyoruz. Bu inancımızın bir gereği olarak da üniversitelerimizi çok samimi şekilde destekliyor, Türkiye’nin bir bilim yurdu, bir bilim merkezi, yükseköğretimde uluslararası bir cazibe merkezi olması için her imkanı seferber ediyoruz” dedi. (Foto: AA) “4-5 YIL İÇİNDE DÜNYADA İLK SIRALARDA YER ALACAĞIZ” ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Acar’ın da aralarında bulunduğu akademisyenlerle tokalaşan Erdoğan, “Her ilde kurduğumuz üniversiteler, o illerde bir heyecan dalgası oluşturdu. 4-5 yıl içinde, Türkiye’nin artık üniversiteleriyle, bilim insanlarıyla, bilime yaptığı katkılarla dünyada ilk sıralarda yer alacağına bütün kalbimle inanıyorum” dedi. (Foto: AA) Protesto eden gençler için suç duyurum yok Farklı düşüncelere tahammülün olmadığı bir bilim ortamının düşünülemeyeceğini söyleyen Başbakan Erdoğan, “Şimdi birilerinin çıkıp, ‘Protestocu gençlerin maruz kaldığı muamele nedir?’ diye sorabilir. Benim bu konuda hiç bir suç duyurum olmamıştır. Mesele tamamen yargının tasarrufudur. Özgürlük ortamı, eleştiriye, tartışmaya, sorgulamaya açık olmaktır; yumurta atarak, ayakkabı fırlatarak, hakaret ederek konuşan insanları susturmaya çalışmak, ifade özgürlüğü değildir” açıklamasında bulundu. Zeki öğrenciler şekil uğruna ülkeyi terk etti Yıllarca bu ülkede akademisyen olmanın çok zor olduğuna işaret eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Çok ciddi engeller vardı. Şimdi bunları aşmanın zamanı. Siyasetten arındırılmış, o ideolojinin deli gömleğinin giydirilmediği bir anlayışla bu işin önünü açmak ve akademisyen olmanın zor ama yollarının tıkalı olmadığını herkesin görmesi lazım. Zeki öğrencilerimiz ‘şekil’ uğruna yurt dışındaki üniversitelerde eğitime zorlandı. Üniversite, demokratik değerleri özümsemiş bir kurum olmak zorundadır. İşte onun için Türkiye’nin demokratikleşme mücadelesinde üniversiteleri en ön safta görmek istiyoruz” şeklinde konuştu. YÖK, politika üreten bir kurum haline gelecek Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK), Yükseköğretim Yasasında değişiklik için kolları sıvadığını belirten Başbakan Recep Tayip Erdoğan, şunları söyledi: “Bir komisyon eşliğinde, bütün üniversitelerle istişare halinde, üniversitelerin, bilimin, özgür düşüncenin önünü açacak bir yasayı inşallah seçim sonrasında ele alacak ve YÖK’ü, düzenleme yapan, politika üreten bir kurum haline dönüştüreceğiz. Yani bir reform dönemini başlatacağız. Bu adımları birlikte atacağız.”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT