BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “İnsanlar dünyâya mağlûb oldu!”

“İnsanlar dünyâya mağlûb oldu!”

Abdülvâhid bin Muhammed, kerâmetler sâhibi hikmetli sözler söyleyen, güzel ve tesirli vaaz ve nasîhatleriyle meşhûr evliyâdan bir zâttır. Urfa’nın Harran ilçesinde doğmuş olup, doğum târihi bilinmemektedir. 1093 (H.486) senesinde Şam’da vefât etti. Bâb-üs-Sagîr Mezarlığına defnedildi...



Abdülvâhid bin Muhammed, kerâmetler sâhibi hikmetli sözler söyleyen, güzel ve tesirli vaaz ve nasîhatleriyle meşhûr evliyâdan bir zâttır. Urfa’nın Harran ilçesinde doğmuş olup, doğum târihi bilinmemektedir. 1093 (H.486) senesinde Şam’da vefât etti. Bâb-üs-Sagîr Mezarlığına defnedildi... “HAK SÖZ DE GARİB OLDU!” Abdülvâhid Efendi, Şam’da zamânın en büyük âlimlerindendi. Vaazları meşhur olmuştu. Buyurdu ki: “Ben öyle bir zamâna yetiştim ki, o vakit İslâm, başlangıcındaki gibi garib oldu. Hak söz de garib oldu. Bir âlim özlenip yanına gidildiği zaman, o, hürmeti seven, başkan olma arzusu ile dolup taşan, gönlünü dünyâya kaptırmış olarak görülür oldu. Âbid (çok ibâdet eden) birisine gidildiği zaman, ibâdet bilgilerini bilmeyen, büyük düşman şeytan tarafından mağlub edilmiş birisi olarak bulunur oldu. Diğer insanların durumu zâten mâlûmdur. Evet, insanlar dünyâlarına mağlûb olmuşlar, arzu ve isteklerine uymuşlar, kendilerini beğenir duruma düşmüşler, dünyâlıkları için cimri, dinleri için çok tâvizkâr ve müsamahakâr olmuşlar, Allahü teâlânın emirlerini yerine getirmekte gevşeklik göstermişlerdir. Başlarına gelen musîbetlerden dolayı, kazâyı zemme (kötülemeye) kalkışmışlar, şehvetlerine dalarak, dünyâda huzursuz olmuşlar, kalpleri taş gibi katılaşmış. Niçin yaratıldıklarını unutmuşlardır. Halbuki, bu dünyâya Allahü teâlâya kulluk için geldiler. Bu dünyâ bir imtihân yeridir. Evet, insanlar Allahü teâlâya tevekkülü, Allahü teâlâya güvenip dayanmayı da bırakmışlar. Altın ve gümüş peşine düşmüşler. Onlar meclislerde toplantılarda, süslü sözlerle konuşmaya çalışırlar. Gadap (hiddet) zamânı kibirli bir edâ ile bağırıp, çağırırlar. “EY BASÎRET SÂHİPLERİ!..” Şimdi, kendi zamânınıza bakın. İnsanlar nasıl? Ey basîret sâhipleri! İbret alınız. Ey Allahü teâlâya îmân eden akıl sâhipleri! Allahü teâlâya şükür vazifesini yapmayıp, arzu ve isteklerini tercih edenler, mes’ûl olacaklar, kıyâmet gününde mâzeret beyan edemeyeceklerdir. Allahü teâlâdan gelen nîmetleri çok görünüz; ‘Yâ Rabbi bol bol verdin’ deyiniz ki şükretmeniz mümkün olsun. Nefsinize fırsat vermemek, affa kavuşmak için, yaptığınız ibâdet ve tâatı az görünüz. İhlâslı amel yapabilmek için gafletten çok sakınıp, uyanık olunuz.” Bu vaazı sırasında, oradakilerden biri aşka gelerek, “Allah” diye bir nâra attı ve oracıkta vefât etti.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT