BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Mecburi hizmet süresi ve tazminat makul bir seviyeye indirilemez mi?

Mecburi hizmet süresi ve tazminat makul bir seviyeye indirilemez mi?

Milli Savunma Bakanlığı’na; Ben, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde görev yapan genç bir subayım. 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, askerlik mesleğini icra edenlerin özlük haklarını belirlemek için çıkarılmış ve zaman içinde bazı maddelerinde ancak küçük düzenlemelere gidilmiş bir kanundur. 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 112. maddesine göre, “Muvazzaf subay ve astsubaylar, subay ve astsubay nasbedildikleri tarihten itibaren fiilen 15 yıl hizmet etmedikçe istifa edemezler.”



Milli Savunma Bakanlığı’na; Ben, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde görev yapan genç bir subayım. 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, askerlik mesleğini icra edenlerin özlük haklarını belirlemek için çıkarılmış ve zaman içinde bazı maddelerinde ancak küçük düzenlemelere gidilmiş bir kanundur. 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 112. maddesine göre, “Muvazzaf subay ve astsubaylar, subay ve astsubay nasbedildikleri tarihten itibaren fiilen 15 yıl hizmet etmedikçe istifa edemezler.” Gelişmiş ülkelerde, ya askerlik mesleğine ilişkin bir mecburi hizmet yok ya da ancak 6-9 sene gibi daha mantıklı süreler belirlenmiş. Bu mecburi hizmet sadece askerlik mesleğine ilişkindir ve sadece TSK’da görev yapan askeri personeli bağlar, siviller için böyle bir mecburiyet yok. İlgililerin bu meseleyi anlaması, umursaması ve bununla ilgili iyileştirme yapılmasını önemsemesi gerekir. Düşünün; henüz çocuk sayılabilecek yaşlarda bir meslek seçimi yapıyorsunuz ve hayatınızın en önemli 15 yılına hemen ipotek konuyor. Öncelikle bu kanunun ele alınması gereken iki yönü var; ilki 15 senelik mecburi hizmet süresi, ikincisi ise bu sürede yapılması beklenen mesleğin askerlik olmasıdır. Bu kanunun ipotek koyduğu, 20-40 yaşlar arasındaki 15 senenin insan ömründe ne ifade ettiği apaçıktır. Bizler, askerlik mesleğine ilk adımımızı 14 - 18 yaşlarında, herhangi bir askeri okula girerek atıyoruz. Çoğumuzun ailelerinin geliri belli bir seviyenin altındadır. Çocuklarıyla ilgili tek gayeleri ise kendilerininki gibi zorlu bir hayat yaşamamaları ve mümkünse devlet memuru olarak halk tabiriyle geleceklerini garanti altına almalarıdır. Çocukluk ve gençlik yılları, insanların kendilerini yeni tanımaya başladığı dönemdir. İnsanların bu yaşlarda hayatlarının geri kalanıyla ilgili verecekleri kararların çok isabetli olmayacağı da açıktır. İşte bu kanun, çocuk denebilecek yaşta yapılmış bir meslek seçiminden dolayı, insanların 15 senesine çok ağır şartlarla kaldırılmak üzere ipotek koyuyor. Hayat tecrübesine sahip kişilerin bile bazen yanlış kararlar vermesini anlayışla karşılarken, küçücük çocukların daha kendilerini tanımadan isabetli bir meslek seçimi yapacaklarını kabul edip, bu seçimlerinden dolayı onları geri kalan hayatları boyunca sorumlu tutmanın bir açıklaması olamaz. Aslında askerlik, meslekten öte bir hayat tarzıdır. Mesai kavramıyla icra edilmez; bütün hayatınızı ona göre düzenlemeniz gerekir. Bu mesleği tam anlamıyla icra edebilmek için çok fedakârlık gerekir. Nasıl ki sivil hayatta birçok insan, bütün hayatı boyunca ilk seçtiği mesleği yapmak zorunda kalmıyorsa, yanlış bir kararla askerlik mesleğine girmiş veya sonradan fikri değişmiş insanların da bu meslekten ayrılma hakları olmalıdır. Hem de bunun için ömürlerinin en güzel 15 senesini vermek zorunda kalmadan. Daha önce 10 sene olan mecburi hizmet süresi 1979 yılında yapılan bir kanun değişikliğiyle 15 seneye çıkarılmış. Bu kanun hükmünün Anayasa’ya aykırı olduğu gün gibi ortadadır. Meslekten ayrılmayı başarabilenleri bekleyen diğer bir husus ise, ödemeleri istenen astronomik tazminattır. Çıkarılan tazminatın miktarını görseniz hayretler içinde kalırsınız. Yapılan masrafların elbette tazmin edilmesi gerekir. Ancak bu tazminatın mantıklı ve adil bir hesaplamayla belirlenmesi gerekir. Hayatımızdan giden en güzel yıllarımızı kimse bize geri vermeyecek ama biz ülkemize olan borcumuzu adil bir şekilde ödemek isteriz. İsmi mahfuz İşini kaybetmiş esnaf için acilen sicil affı getirilsin, kredi verilsin Sayın Başbakanımızın dikkatine, 51 yaşında bir bayanım. 2008’de dolandırıldım, borçlarım vardı ödeyemedim. Çekimi, senedimi ödeyemedim, hapse girdim, herşeyimi kaybettim, işyerim mühürlü... Şimdi bir kör mahallede, bir kahvenin önünde 2 tencere çorba satarak ekmek paramı kazanmaya çalışıyorum. Kanunsuz çalışıyorum, buna hayatımı idame etmek de denmez. Açım, ekmeğimi de çıkarmak zorundayım. Hükümetimiz sağolsun, esnafın borçlarına indirim getiriyor. Peki çalışamayanlar, işine yeniden başlayamayanların hali ne olacak? Sicil affına gidilmeli, benim gibiler ancak yeni bir kredi almakla işine başlayabilir. Benim gibi kaç esnaf aç ve can çekişiyor. Borçluya da kredi açılsın. Yetkililer, benim gibileri de düşünerek, destek vermeli, aş-iş için yeni bir fırsat oluşturmalı. Ayağa kalkmamız, borçlarımızı ödememiz zor olmayacaktır. Ekonomimiz de bundan canlanacak, birçok yaralar sarılabilecektir. Bir vatandaş > Adres: İhlas Medya Plaza 29 Ekim Cad. No:23 Yenibosna/İSTANBUL Tel: (0212) 454 38 22 Faks: (0212) 454 31 00
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT