BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dortmund mu, Mecidiyeköy mü?

Dortmund mu, Mecidiyeköy mü?

Ayağımızı ilk önce Dortmund’a değil; Frankfurt’a bastık... Henüz şehre yönelirken; G.Saray formalı, kaşkollu, bereli gurbetçilerle karşı karşıya geldik.



Ayağımızı ilk önce Dortmund’a değil; Frankfurt’a bastık... Henüz şehre yönelirken; G.Saray formalı, kaşkollu, bereli gurbetçilerle karşı karşıya geldik. Maça 3 gün vardı ama gurbetçiler; ısınma ve tezahürat turlarına yavaş yavaş başlamışlardı.. Yanlarına yaklaşıp lâflarken; Frankfurt’tan 4 bin kişinin maça geleceğini ve Almanlar’ı susturacaklarını söylüyorlardı. Bizim kayınbirader Mesut da,”1.5 saatlik mesafeden 4 bin, diğer kentlerden geleceklerle bu sayı 25 bini bulur” diyor ve ekliyor: “Alman seyirciler 68 bin kapasiteli Westfalen Stadı’nı ful yapar... Çünkü tutunacak tek dalları UEFA. Lig ve kupada tepetakla oldular. Son lig oyununda da 1860 Münih’e evinde yenilmekten son anda kurtuldu...” Ancak yeğen de; olaya başka pencereden bakarak, “ Karaborsada parayı bastıran maça girer. Almanlar paraya da kıyamayacağına göre; gurbetçilerimiz Westfalen Stadı’nda egemen olur” dedi.. Bekleyelim, görelim... Öğleden sonra Dortmund’a yol aldık.. Ooo, burası Mecidiyeköy mü, Dortmund mu bir türlü karar verememiştim.. Nereye baksam Türk bayrakları, G.Saray taraftarları. Yahu Almanlar neredeydi?. Tek tük rastlayabiliyorduk.. Aaa, nihayet Dortmundlular’ın yoğun olduğu bir yere vardık!.. Bizim gurbetçiler burada da onları sus pus etmez; baskın çıkmazlar mı !.. Dileriz; yarın da Westfalen’de G.Saray baskın çıkar... VOLEYBOL ŞAHA KALKTI Uzun yıllardır voleybol maçlarına gitmiyordum.. Eczacıbaşı ‘erkek şubesini’ kapatınca bu kararı almıştım!.. Ama beni filelere, yine Eczacı itti.. Kızları olağanüstü başarılara imza atınca; mıknatıs gibi fileye çekildim.. Şampiyonlar Ligi karşılaşmalarında özellikle Burhan Felek’te, Eczacıbaşı’nın kızları, rakiplerini eze eze yenerek, yenilgisiz Dörtlü Final’e kaldı.. Bitmedi.. ENKA ve Güneş Sigorta kızları da bu kervana katıldı.. Bitmedi.. Erkeklerde de kervana katılan vardı: “Galatasaray”... Geçen hafta Burhan Felek’e koşar adımlarla gittik... Sarı-kırmızılılar Avrupa Kupa Galipleri’nde çok önemli bir maça çıkıyordu.. Rakip, son aylarda komşuluğumuzu pekiştirdiğimiz Yunanistan’ın AEK takımıydı.. Güçlüydü AEK; o güne kadar çıktığı 6 maçı kazanırken, rakiplerine sadece 1 set vermişlerdi. Korkutmuştu bizleri!.. Tribünler tıklım tıklımdı... Kimler yoktu ki... Fatih Terim, kızları, yöneticiler, federasyon başkanı Ahmet Gülüm, Devlet Bakanı Fikret Ünlü... İlk sette şok yaşadık.. Diğer üç seti alarak maçı 3-1 kazandı G.Saray ve dördüncü takım olarak Final Four’a ismini yazdırdı.. Salon inliyordu. Gözümüzü yaşartan, Yunanlı voleybolcularla şarmaş dolaş olan G.Saraylı oyuncuların tribünlere birlikte koşmalarıydı. Bravo kızlar... Bravo G.Saraylı erkekler... Şampiyon olmasanız da sizlerle ne kadar övünsek azdır!.. Bu arada Fatih Terim’i tribünde görmem, voleybolcuları çılgınca desteklemesi, bende; G.Saray’dan kesinlikle ayrılmayacağı izlenimini bıraktı... İNANMIYORUM HAKAN-SERGEN Norveç’e karşı alınan 2-0’lık yenilgiye bir sürü kulp takıldı... Bu yenilgileri çok gördüğümüz, aynı nakaratları defalarca dinlediğimiz için; hepsi bir kulağımdan girdi, öbür kulağımdan çıktı!.. Aklımın basmadığı, hatırımda uzun süre kalacak tek olay; hiçbir gazetede okumadığım, bir tek bizim gazetede yayınlanan Hakan Şükür ve Sergen’in sözleri idi.. Futbol Federasyonu’ndan bir yetkili, “ Milli Takım gönül işi ama; biz gönülden oynayan çocukları gücendirdik. Norveç yenigisi de buna tepki” diyor ve ekliyor “Herkese jeep ve 70 milyarlık prim Milli Takım’ın havasını bozdu. Bu da Mustafa hocayı zora soktu. Princess Otel’de Hakan Şükür, hocanın yüzüne, ‘Mustafa hocam bizim haklarımızı korumuyorsun’ dedi. Sergen de federasyonda, ‘Fatih hoca hakkımızı kuruşuna kadar alırdı... Ama Mustafa hoca kendi mukavelesini halletti, bizi unuttu’... diye konuştu. Yapma Hakan, hele hele sen yapma Sergen... Federasyondaki yetkili, sen de hiç ama hiç yapma.. Ne yani Hakan, vaadler yerine getirilmedi, gönlünüz kırıldı da mı; Norveç’e yenildiniz.. İnanmıyorum!.. Hele sen Sergen, unutulmuşluğa yüz tutmuş halde iken; Mustafa Denizli sana sahip çıkıp, formayı teslim etmedi mi?.. Senin gönlün kırık olamaz, olmamalı... Cebin delik olduğu için söylemişsen o başka... Yine de; inanmıyorum, inanamıyorum, inanmak da istemiyorum!.. KISSADAN HİSSELER: Seyahatte olduğumuzdan kutumuza fazla göz atamadık. Özürümüz kabul ola... Haftaya görüşmek üzere.. Gözünüz; gönlünüz aydınlık olsun..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT