BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hak sillesinin sedası yoktur, vurunca devası yoktur...

Hak sillesinin sedası yoktur, vurunca devası yoktur...

Son yıllarda enteresan şeyler oluyor.. Milletle dalga geçenler, mütevazı ve mütedeyyin yaşamak isteyen insanların hassasiyetlerini yok sayanlar, millet evlâtlarına; “Siz fazla ayak altında dolaşmayın, oturun bir köşede, biz sizin yerinize düşünürüz” diyenler, bir bir kulvar dışında kalıyor..



Son yıllarda enteresan şeyler oluyor.. Milletle dalga geçenler, mütevazı ve mütedeyyin yaşamak isteyen insanların hassasiyetlerini yok sayanlar, millet evlâtlarına; “Siz fazla ayak altında dolaşmayın, oturun bir köşede, biz sizin yerinize düşünürüz” diyenler, bir bir kulvar dışında kalıyor.. Şöyle 8 yıl öncesine gidin.. Ecevit‘in DSP‘si iktidardı, akabinde bir genel seçim yaşandı ve DSP yer ile yeksan oldu.. Şu anda tabela partisi durumunda.. DYP‘si de, ANAP‘ı da zîrüzeber oldular.. Ortada ne Çiller kaldı, ne Mesut Yılmaz!.. Şimdilere bakalım.. Deniz Baykal.. Mum gibi eriyip söndü.. CHP başkanlığını sabun misali elinden kaydırdı.. Ne koltuk kaldı ne başkanlık!.. Yine yılların yazarı Oktay Ekşi.. 50 senedir sol düşünceye hizmet etti.. Bazen örtülü, bazen de aleni bir biçimde mütedeyyin insanlara hakaret etti.. En sonunda çocuğun bile yapmayacağı bir hatayla Hürriyet gazetesine noktayı koydu.. Karizması çizildi.. Kariyeri paspas oldu.. “Başyazar Oktay Bey”di, bir anda silinip gitti.. Gazetesi bile kendisine sahip çıkmadı, sonunda gazetesinden istifa etmek mecburiyetinde kaldı.. Gelelim CHP’ye.. Milletin değerleriyle savaşmayı yıllardır yaşam biçimi yaptı ve şu anda da sefilleri oynuyor.. Tepedekiler âdeta kan davalı.. Tabandakiler birbirleriyle kavgalı.. Bakmayın Kılıçdaroğlu‘nun “18 Aralıkta kurultay yapacağız” söylemine.. Çıkan netice ne olursa olsun, bu partide çalkantı bitmez.. Ve her an yeni yeni tsunamiler gelebilir.. Ecevit’in rahle-i tedrisinden geçmiş eski tüfekler, CHP‘yi, Kılıçdaroğlu‘na, Gürsel Tekin‘e kolay yedirmezler.. Evet, değerli okuyucularım; milletimiz oynanan filmi ibretle seyrediyor.. Attığımız başlığı boşuna seçmedik.. Allah (cc) yeter ki dilesin!.. Olamaz gibi görünen pekçok şeyi ters yüz yapar.. Şairin dediği gibi; “Sular büklük büklüm burulur..” Yeter ki kullar Yaratıcıya samimiyetle iltica etsin.. Mesut Yılmaz için de birkaç kelime etmem gerekir.. Bir zamanların kudretli ve azametli Başbakanı Sayın Mesut Yılmaz.. Bakmayın şu anda Meclis çatısı altında olduğuna.. Tek başına ve koskoca Meclis’te yapayalnız!.. 28 Şubat‘ın siyasi projelerini hayata geçirmek için nasıl da varını yoğunu ortaya koymuştu.. İmam Hatip‘li bigünah talebelere “yarasa” diyerek o yavrucağızların gönüllerini, onurlarını, nasıl da kırmıştı. Bu da yetmemişti; meslek liselerinin sonunu hazırlayan 8 yıllık temel eğitim yasası için, “bu yasa, siyasi hayatıma da mal olsa çıkacak” demişti.. Millet de konuşma sırası kendisine geldiğinde Mesut Yılmaz‘a kırmızı kartı göstermişti.. Şu işe bakın ki; yasakçı Mesut Yılmaz, şimdilerde 80‘ine merdiven dayamış Cindoruk‘la birlikte demokrasi şehidi rahmetli Adnan Menderes‘in ismini koyduğu DP çatısı altında ve de aziz milletimizi Tayyip Erdoğan iktidarından kurtarma(!) adına siyaset yapıyor.. Hasıl-ı kelâm; Allah bu ülkenin güzel insanlarını 28 Şubat zihniyetini egemen hale getirmek isteyen yasakçı politikacılardan korusun...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT