BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bu evliliğin adı neydi?

Bu evliliğin adı neydi?

Babam bizi evinde görmek istemiyordu? İyi de neden? Neydi babamı değiştiren şey? O kadın mı? Ama bizi reddetmesine bir sebep yoktu ki. Çünkü babam evleneceği zaman hemen her eşyasını yenilemiştik. Yepyeni bir ev, yepyeni bir aile ortamına kavuşmuştular. Öyleyse neden bize karşı değişmişti babam?



Van’dan Şeyma Kütükoğlu, “Duygularımı nasıl paylaşsam bilmiyorum” diyerek başlamış, alel acele yazdığı belli olan hatırasına... “Ah anneciğim... Sağlığın yerindeyken ne çok dostumuz vardı. Evimize gelen giden hiç eksik olmazdı. O yuvanın çatısı altında ne kadar da mutluyduk... Ta ki o acı haber gelene kadar... Doktorların koyduğu teşhis, dünyamızı alt üst etmişti. Anneciğim, rahatsızlığı parkinson olarak bilinen ve tıpta henüz çaresi bulunamayan bir hastalığa düçar olmuştu. Neydi sebebi bilmiyorduk ama o her işe eli yakışan hamarat anneciğim, artık bakıma muhtaç haldeydi. Vah benim garip anam vah... Bu hale geldiğinde niçin herkes birer birer el etek çekivermişti evimizden? Ne kapımızı çalan vardı artık, ne hatırımızı soran. Çünkü evde ilgiye muhtaç, şefkate muhtaç bir hasta vardı. İyi de, neredeydi senin karagün dostların? Teyzelerim vardı önceden. Dayılarım vardı... Ama onlar da arayıp sormuyordu biricik anneciğimi, hayret!.. Düşenin dostu olmaz diyorlardı ama bu kadar çabuk mu yok olurdu bu dostlar?.. Maalesef düşenin dostu yokmuş... Yıllar yılı o hastalığıyla başbaşa kaldı anneciğim. Anadoluda yaygın bir manidir. Hani derler ya. “Ateşi kazan bilir. / Gurbeti gezen bilir. / Geceyi hastadan sor, / Çileyi çeken bilir.” Beş yıl boyunca, gece gündüz bir ben baktım anacığıma. Elimden geldiğince, gücümün yettiğince... Anacığımın vefatıyla gözlerimden kan gibi yaş aksa da, kurtulup gittiği için sevindim doğrusu. Hem anacığımı kaybetmenin acısıyla kahrolurken, çile çeken o çaresiz bedenin kurtulmasına sevinmek. Bu anlatılması çok zor bir duygu... Allah kimsenin başına vermesin. Annemin ölümünden bir müddet sonra, babacığımı yeniden evlendirdik. Annem gibi babam da çok iyi bir insandı. Ama evliliğin o insanı bambaşka biri yapacağını nerden bilirdik? Meğer ıstırabımız bitmeyecekmiş... Babam bizi evinde görmek istemiyordu? İyi de neden? Neydi babamı değiştiren şey? O kadın mı? Ama bizi reddetmesine bir sebep yoktu ki. Çünkü babam evleneceği zaman hemen her eşyasını yenilemiştik. Perdesinden, çamaşır makinesine, kanepesinden halısına kadar her şeyi. Yepyeni bir ev, yepyeni bir aile ortamına kavuşmuştular. Öyleyse neden bize karşı değişmişti babam? O, “kızım, canım yavrum” diyen insan gitmiş, bizim yüzümüzü dahi görmek istemeyen biri gelmişti, neden?.. Herşeyi düşünüyorduk. Babamın geliri fena değildi ki bizden beklentisi olsun. Biz de ona zaten yük olamazdık. Öyleyse bize göre bir neden kalıyordu. O da, eve gelen yeni annemiz. Demek ki, babamla evlenirken niyeti bizden tamamen alıp koparmakmış. Bunu da başarmış. Buna da razı olduk. Dedik ki: “-Aman aman, yeter ki evinde huzurlu olsunlar da, ne yapalım bizi istemeseler de olur?” Ama dayanamadığım nedir biliyor musunuz? Otuz sekiz yaşıma geldim. Bu yaşıma kadar babamın bir kere, “Gözün kör olsun” diye beddua ettiğini hatırlamam. Ta ki o kadınla evlenene kadar. Neden bu kadar düşmüştük babamın gözünden? Yoksa biz mi çok sıkıyorduk babamı. Örneğin, bize halini anlatmak isteyip de halden anlamadığımız için mi söylüyordu o kahır dolu sözleri. Neydi bilmiyorduk ama, o evlilikten sonra babam bize “el” olmuştu. Yani yabancı... Biz, ısrarla eski günlerimize dönmek için gayret gösterdikçe, o ısrarla çekingen davranıyordu. Neticede babamlar kazandı. Babamın yeni evlendiği kadın babamdan bizi tereyağdan kıl çeker gibi çekti aldı. İnanır mısınız, evine iki adım ötede oturmamıza rağmen şimdi babama hasret kaldık. Değil yüzünü görmek, nerdeyse evinin önünden geçmemiz yasak. Bu acıyı nasıl anlatsam bilmiyorum. Kelimeler duygularımı anlatmaya yetmiyor ki? Yıllar bir bir canlanıyor gözlerimde... Babamın elinden tutup çarşı pazar gezdiğim günleri hatırlıyorum... Çarşıda pazarda bana bir şey alsa, “Kızım, haydi at ağzına bakayım” diyen babam şimdi yüzümü görmek istemiyordu. Bize aldığı bir giysiyi getirdiğinde yüzünde gülücükler oluşan babam, şimdi bize beddua bile edebiliyordu. Bütün bu olanları kabullenmek öyle zor ki? Ama onun aile huzuru bozulmasın diye yüreğimize taş basıp sabrediyoruz. Haydi, Haydi babamı bize yasakladı. Ya babama ettikleri? Kulağımıza gelen haberler kahrediyor. Sürekli babamdan ziynet eşyası, giyim kuşam, öte beri istiyor, “Onlar olmazsa giderim” diye tehdit savuruyormuş. “Allahım” diyorum, “Yoksa bu evlilik bir hata mıydı?” Bir kadın bir erkeğe bu kadar mı hükmeder, bir erkek bir kadından bu kadar mı çekinirdi? Ya da bu evliliğin adı neydi?!.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 96604
    % 1.81
  • 6.2586
    % -1.43
  • 7.3135
    % -1.24
  • 8.2415
    % -1.84
  • 242.305
    % -1.51
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT