BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Zıkkım yiyen bakteri!

Zıkkım yiyen bakteri!

NASA uzmanlarının arsenik denilen şiddetli zehir içinde yaşayan ve üreyen bir bakteri üzerinde yaptıkları araştırmalar, bizim Gandi tayfasının balıklama daldığı WikiLeaks ham-dedikodularının girdabında kaynayıp gitmez inşaallah.



NASA uzmanlarının arsenik denilen şiddetli zehir içinde yaşayan ve üreyen bir bakteri üzerinde yaptıkları araştırmalar, bizim Gandi tayfasının balıklama daldığı WikiLeaks ham-dedikodularının girdabında kaynayıp gitmez inşaallah. Rahmetli Ömer Öztürkmen ağabey sağ olsaydı da O’nunla bu mevzunun tadını çıkarsaydık. Çünkü böyle konularda hemen O’nun kanatları altına sığınır, rahatımıza bakardık. Bizi biraz tembel alıştırmış, hatta şımartmıştı. Şimdi ne diyor bilim adamaları: “NASA’nın keşfi, bilimi, ‘karbon, hidrojen, azot, oksijen, fosfor ve kükürt’ elementlerini hayatın gelişimi için gerekli temel unsurlar olarak göz önüne almasını yeniden tanımlamak zorunda bırakıyor.” En öldürücü zehir olarak bilinen arseniğin içinde bir bakteri yaşayabiliyor, hatta bu minikler arseniği DNA’sına katabiliyor. Bu yeni bir buluş değil ancak bugüne kadar düşünülmemiş bir durum. Düşünülmemesinin sebebi ‘hayat’ denilen hadisenin sadece yukarıda sayılan elementlerin bulunduğu ortamlarda cereyan edebileceği ‘paradigması!..’ Bakalım bizim ‘pozitivistler’ bunu nasıl yorumlayacaklar. Yani bilim bir paradigmanın daha yıkılışına şahit oluyor. Bu köşenin müdavimleri ‘Zihinlerdeki düşünce kalıpları’nı sorgulamanın ne kadar zor olduğu konusunu sıkça gündeme taşıdığımızı bilirler. Son buluşla; elle tutulur, gözle görünür bir deneme sonucuyla (hadi ‘maddî’ olarak tanımlayalım) bir paradigma sorgulanıyor. Bu nispeten kolay. Ama biz şimdi bazı vatan evlatlarının kafalarına çakılmış olan mesela ‘Sakın demokrasi konusunda fazla ileri gitmeyin, halkın refah seviyesinin artmasına izin vermeyin çünkü bunları yaparsanız halk devletini saymaz olur!’ diyen ön yargıyı nasıl değiştireceğiz. Bunu kim mi söylemiş? Rahmetli babamın dükkânının önünde koyulaşmış bir siyaset sohbetinde duymuştum ellili yıllarda. O zaman WikiLeaks yoktu ama ‘fısıltı gazetesi’ bugünkü kadar etkiliydi. Üfledi mi önüne geleni savururdu. Ellili yılların başında böyle bir savrulma olmuştu malum.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT