BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Acılı bir annenin hıçkırıkları...

Acılı bir annenin hıçkırıkları...

Müzeyyen hanım içini çekti: - Ah, ne yapsak bilmem ki, neler duyuyoruz gazetelerden, televizyonlardan Allah saklasın... Korkuyla kaldırdı başını Seher.



Müzeyyen hanım içini çekti: - Ah, ne yapsak bilmem ki, neler duyuyoruz gazetelerden, televizyonlardan Allah saklasın... Korkuyla kaldırdı başını Seher. - Abla, bir bilsen neler hissettiğimi... - Bilmez miyim kızım, bilmez miyim, evlat bu... Elimiz kolumuz bağlı... Allah vere de başına kötü bir şey gelmese... - Gangster tipli biriymiş, esrarengiz tavırları varmış, kim bilir hangi soysuzluğun peşindedir insafsız. Otuz yaşındaymış, kızın peşini hiç bırakmamış. Benim cahilimse kanıvermiştir. Hep korkardım böyle şeylerden. Durdu. İçini çekti. Öfkeyle söylendi: - Hep benim kabahatim, kalkıp geldim buralara, Cengiz’imi bulacağım diye kızımı da attım ateşe. Hiç bizler yaşayabilir miyiz buralarda, bilemedim işte... Ağlamaya başladı. Kimse bir şey söylemedi. Sadece acılı bir annenin hıçkırıklarıydı odayı dolduran.... * * * İki gündür Alanya’da, beş yıldızlı bir oteldeydiler Şahin’le Şehnaz. Kara Mahmut’un bir tesisiydi kaldıkları yer. Şahin gelir gelmez Mahmut’u aramış, yanında bir kız olduğunu, kaçtıklarını söyleyip yardım etmesini istemişti. Mahmut ise önce kahkahalarla gülmüş, sonra birden ciddileşerek sert bir sesle uyarmıştı Şahin’i: - Bana bak, buraya kadar birçok badireyi atlatıp geldik, iş mi senin yaptığın? Başını derde soktun şimdi. Nereden çıktı bu kız dalgası? Ne olacak şimdi? Durup birkaç saniyelik sessizlikten sonra biraz daha sakin bir sesle eklemişti: - Orada, benim otelde kalın. Pek ortalıkta gözükmeyin, başka bir isimle kaydetsinler seni, kızın yaşı da küçük, iş açtın başımıza... Ben bir şeyler düşünürüm. İzini bulurlarsa hepimiz çorap söküğü gibi çözülürüz. Bir müddet kaybolun ortalıktan. Kızı ne yapacaksın sonra? Şahin kimsenin duymadığından emin olmak için etrafına bakmış, sonra eliyle ahizeyi siper ederek fısıldamıştı: - Bir şeyler düşünürüz patron, merak etme sen. Kız küçük, işe yarar. Adam yılışık bir sesle cevap verdi: - Tamam, dediklerimi yap, ben gereken yerlere talimatı veririm. Paran var mı? Şahin rahatlamış bir ses tonuyla usulca mırıldandı ahizeye doğru: - Sağ ol patron, var param. Yeni bir iş bitirdim daha biliyorsun... Mahmut fazla uzatmadan kapatmıştı telefonu. Şahin gülümseyerek resepsiyonun önünde bekleyen genç kıza yürüdü: - Tamam, konuştum arkadaşla, yardım edecek. Bu otel onun. Burada kalacağız. Saklayacak bizi. Annen şimdi polise falan haber vermiştir. Oturup bekleyecek hali yok ya! Şehnaz biraz solgunlaşmıştı. Uzun süren bir yolculuk yanında heyecan, kuşku ve tedirginlik, genç kızı yıpratmış birkaç kilo vermişti kısa zamanda. Gülümsedi: - Vermiştir, annem bu yapar. Kim bilir ne yapıyordur? Bu soruyu içinden üzüntü ve merakla, dışından ise alaylı bir ifade takınarak söylemişti. Yüreğindeki ufak tefek pişmanlık kırıntılarını Şahin’in hissedip tedirgin olmasını istemiyordu. Şahin genç kızın yüzündeki karmaşıklığı fark ederek onu şüphelendirmemek için oldukça yumuşak bir sesle: - Haydi gel, odamıza çıkalım... Bak burayı çok beğeneceksin... dedi. Yana doğru çekilerek yol verdi genç kıza. Şehnaz’ın, kanlısı Reşat’ın kızı olduğunu öğrendikten sonra duyguları değişmiş, yüreğini kasıp kavuran o korkunç kin su yüzüne çıkmış, intikam duyguları asıl mizacının belirtisi olarak ağır basmış, kıza başka gözle bakmaya başlamıştı. Önceleri onun çocuksu halinden, saflığından hoşlanıyor, güzelliğini beğeniyordu. Şimdi ise ona da bir hasım olarak bakmaya başlamıştı. Onun gibi acımasız bir insandan başka şeyler hissetmesi beklenemezdi zaten. DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT