BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hicri yıl nedir, nasıl başlamıştır?

Hicri yıl nedir, nasıl başlamıştır?

Milâdî sene, İsâ aleyhisselâmın doğum günü zannedilen zamandan başlamaktadır. Hicrî senenin başlangıcı ise, Peygamber efendimizin Medîne’ye hicret ettiği senedir...



Bugün, hicri yıla göre, Muharrem ayının birinci günü... Dini değerlerimizden o kadar uzak kaldık ki, camiden çıkan Müslümanlara, hicri olarak hangi yıldayız, diye sorsak, birkaç kişi ancak bilebilir. Cami ile ilgisi olmayan sokaktaki insanın halini siz düşünün! MİLÂDÎ VE HİCRÎ TAKVİM Hicri yıl nedir, nasıl başlamıştır? Başlangıç zamanına göre, bugün iki türlü takvim kullanılmaktadır: Milâdî takvim, Hicrî takvim... Milâdî sene, İsâ aleyhisselâmın doğum günü zannedilen zamandan başlamaktadır. Hicrî senenin başlangıcı ise, Peygamber efendimizin Medîne’ye hicret ettiği senedir... Hicri yıl, Hazreti Ömer zamanında, peygamberimizin hicreti başlangıç kabul edilerek başlatılmıştır. İslamiyette, miladi yılının ayları içinde sayılı bir mübarek gün ve gece yoktur. Bütün ibadetlerde ve dini faaliyetlerde kameri aylar esas alınır. Hac, oruç, kurban ve bayram günleri kameri aylara göre tespit edilir. İslam tarihinde çok önemli bir yeri olan Peygamber efendimizin, Medîne-i münevvereye hicreti özetle şöyle olmuştur: Peygamber efendimiz elli üç yaşında iken, Allahü teâlâ, Medine-i münevvereye hicret etmesini emretti. Hicret için, Safer ayının yirmi yedinci Perşembe günü sabah erken evinden çıkarak, hazret-i Ebû Bekr-i Sıddîk’ın evine geldi. Daha sonra evden beraber çıkarak, Mekke-i mükerremenin beşbuçuk kilometre güneydoğu tarafında bulunan Sevr Dağındaki mağaraya geldiler... Mekkeli müşrikler, Resûlullah efendimizin hicret ettiğini öğrenince, takip etmeye başladılar. İz sürerek, Sevr Dağındaki mağaraya kadar geldiler. Mağaranın ağzı bir örümcek tarafından örülmüş idi. “İçeriye bir kimse girse, bu örümcek ağı yırtılırdı” diyerek mağaraya girmekten vazgeçtiler. Hâlbuki, müşriklerin konuşmalarını Resûlullah efendimiz, hazret-i Ebû Bekr ile beraber dinliyordu... Resûlullah efendimiz, üç gece mağarada kaldıktan sonra, pazartesi gecesi Medîne-i münevvereye doğru yola çıktılar. Sahil yolunu takip ettiler. Mekkeli müşrikler, Resûlullah efendimizi yakalamak için, bütün yolları tuttular. Yakalayana büyük mükâfatlar vadettiler. Bu mükâfata kavuşabilmek için çok kimse, Resûlullah efendimizin peşine düştü. Bunlardan biri de Süraka idi... O da, vadedilenlere kavuşabilmek için, Peygamber efendimizi takip etti. Resûlullah efendimizi görüp yaklaştığı zaman, atının ayakları kumlara saplanıp kaldı. Kurtulmak için Resûlullah efendimizden yardım istedi. Peygamber efendimiz çok sakin idiler. Tebessüm ederek yardım isteğini kabûl edip, duâ buyurdular. İltifât ettiler. Peygamber efendimizin bu hâlini görerek imân eden Hazret-i Süraka, hemen Resûlullah efendimize yardım etmek için geri dönüp, arkadan gelenleri geri çevirdi... Resûlullah efendimiz hazret-i Ebû Bekir ile bir hafta yolculuktan sonra, Rebi’ül evvel ayının sekizinci pazartesi günü, Medîne-i münevverenin yakınındaki Kubâ köyüne geldiler. Rebi’ül evvel ayının on ikinci cuma günü ise, Medîne-i münevvereye vâsıl oldular. Hicretin vaki olduğu o senenin Muharrem ayının birinci günü, Müslümanların Hicrî Kamerî sene başlangıcı oldu. Bu başlangıç günü târihçilere göre, Mîlâdî senenin altıyüz yirmi ikinci yılında idi... EN HAYIRLI YURT: MEKKE Efendimizin Mekke’den ayrılması kolay olmadı, ayrılığa çök hüzünlendiler. Çünkü, Allahü teâlânın methettiği, beldelerin en kıymetlisi olan Mekke-i mükerremeden, vatanından ayrılıyordu. Devesini Harem-i şerîfe doğru döndürüp, mahzûn bir hâlde; “Vallahi sen, Allahü teâlânın yarattığı yerlerin en hayırlısı, Rabbim katında en sevgili olanısın! Senden çıkarılmamış olsa idim, çıkmazdım. Bana, senden daha güzel, daha sevgili yurt yoktur. Kavmim beni, senden çıkarmamış olsalardı, çıkmaz, senden başka bir yerde yurt, yuva tutmazdım” buyurdu. O anda Cebrâil aleyhisselâm gelip, - Yâ Resûlallah! Vatanına müştâk mısın, üzüldün mü? dedi. Efendimiz de; - “Evet, müştâkım!” buyurdular. Cebrâil aleyhisselâm, Mekke’ye tekrar döneceğini, burayı fethedeceğini müjdeleyen, Kasas sûresi 85. âyet-i kerîmesini okuyunca rahatladılar... Bu vesileyle okuyuculamızın hicrî 1432. yılını tebrîk ve hayırlara vesile olması için, cenab-ı Hakka niyaz eder; sıhhatim için dualarınızı istirham ediyorum efendim...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT