BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Çeklerle ilgili problemimizi bir an önce çözün!

Çeklerle ilgili problemimizi bir an önce çözün!

On binlerce insan ya karşılıksız çek cezalarından kaçak, taahhüt vermiş ama ödeyemeyecek, yeniden hapse girecek, ya da yargılamaları devam ediyor. Borçlularınızla anlaşın dense daha kolay çözülecek.



On binlerce insan ya karşılıksız çek cezalarından kaçak, taahhüt vermiş ama ödeyemeyecek, yeniden hapse girecek, ya da yargılamaları devam ediyor. Borçlularınızla anlaşın dense daha kolay çözülecek. Ben çok uğraştım ama yine de 1 sene yattım. Allah esnaflarımızı kurtarsın, girmek çok kolay, çıkmak çok zor... Cezaevindeki yakınlarımızın çıkması, ya da borçlarımızın 1 yıl ertelenmesi, hiçbirimize çözüm olmayacak. Cezaevinden çıktıktan sonra 3 ay iş bulamadım, sonra bulduğum iş asgari ücretle, 1 yıl içinde bu borçları nasıl ödeyeceğiz!.. Biz iflas etmişiz, para yok pul yok, sen çocuklara nasıl bakacaksın diyen yok, sen benden aldığını nereye verdin de alamadın diyen yok; sadece bu çeki nasıl ödeyeceksin diyorsunuz... Esnaf hapse giriyor, hiç kimse bu konuyu dile getirmiyor. Sen kaldır adli para cezasını, ben gider anlaşırım alacaklıyla. Karşılıksız çek kanunundaki adli para cezasının kaldırılmasını dile getirmeliyiz veya doğru yargılama sağlanmalıdır. Daha önceki adli para cezasından hapis yatanlar, arananlar af edilmeli. Türkiye ekonomik kriz geçirdi. Daha sonrası için adil yargılamalıyız. Doğru hapse, borcun 5 iken 10 oluyor, nasıl çıkacağız işin içinden? Sonunda hapis olduğu sürece bu iş olmaz. Zaten anlaşsak, şu an anlaşır, kaldırırız hapis kararlarını. Adli para cezalarını kaldırın biz borcumuzu öderiz siz merak etmeyin. Şimdi çaresiz insan bu durumda neler yapar.. 1- Sahte kimlik düzenler, 2- Muhtara kayıt yaptıramaz 3- Kayıt olmadığından okula çocuğunun kaydını yaptıramaz. 4- Cebinde 50 lira oldu mu, en mutlu insan odur. Bu maddeler uzar gider... Bu çek yasası çok saçma. Çok kişiye cezaevi yolu gözüküyor. Lütfen bu işi bir an önce düzeltin... Mehmet Bozdağ-ADANA 65 yaşını geçmiş insanlara bu eziyeti çektirmeyin! İETT Genel Müdürlüğü’ne; Yaşlılar için verdiğiniz pasomu 2 yıldır kullanıyorum. Dün bindiğim otobüste “Akbil”imi bastım ve 165 kuruş ücret alındığını, yani indirimin yapılmadığını gördüm ve hayrete düştüm... Ne oldu da bu indirimi kaldırdınız, anlayamadım. Yaşım 65’ten yukarı olduğuna göre, beni bu haktan menetmenize ne gerekçeniz var, lütfen söyleyin. Yeni kart alayım diye, Karaköy’deki servise gittim, binlerce yaşlı insanın kuyrukta perişan olduğunu gördüm. Bu eziyeti çektirmeye ne hakınız var. Ümidimi kesip, Hasanpaşa’daki servise gittim. Orada da kuyruk hayli uzundu ve zaten numara da bitmiş diye yazmışlardı elemanlarınız. Numara almak için sabah namazından sonra bile evden çıksam, bu trafik sıkışıklığında yetişmem imkânsız zaten. Peki ne yapmamı önerirsiniz? Müsaade ederseniz, emekli bir yönetici olarak, ne yapacağınızı ben söyleyeyim... Vaziyeti bir de yerinde görün. Bir tedbir alın, acil bir çözüm getirin. Vatandaşa eziyet etmemek ve zarar vermemek gerek... Müracaat yerlerinin sayısını ve personelini arttırmak şarttır. İstanbul’un büyüklüğüne göre, Pendik’teki vatandaşı Hasanpaşa’ya kadar yormamak gerek. Ayrıca, “sıra numarası bitti” dememek gerek. Siz olsanız bu uygulamaya ne dersiniz bilmem ama o yaşlılar hayli şikayetçiydiler bu durumdan. Ben kendim için kart almaktan vazgeçtim, ama bunca fakir insana yazık etmeyin ne olur... Sizi bu derdimizden haberdar etmek istedim. Hatta fahri müfettişlik sistemi kurup sıkıntıları size duyuracak bir uygulamayı da gerekli ve yararlı görüyorum... Bir 65 yaş kartı almak için bu eziyetlere katlanmaya değer mi? Konuya eğileceğinizi ve cevap vereceğinizi bekler, başarı dileklerimle saygılar sunarım... Selahattin Kamber Hocalarımıza kim anlatacak? Diyanet İşleri Başkanlığı’na; Büyük İslam Âlimi Abdulkadir-i Geylani Hazretleri’nin soyundan gelen Hızır Geylan’ın cenaze namazı için Eyüp Sultan Camii’ne ben de gittim. 30 Kasım Pazar günü, ikindi namazından sonra, cami avlusunda cenaze namazı kılındı. Rahmetlinin seveni çokmuş, cami avlusu hıncahınç doluydu. Cenaze namazının kılınacağı, camide anons edildi. Cenaze namazı için ben de herkes gibi yerimi aldım. Ama o da ne; camideki görevli Kur’an-ı kerim okumaya başladı, hoparlör sesi de sonuna kadar açık, ses yankılanıyor. Başka hiçbir şey duyulmuyor. Cenaze namazı ile ilgili tekbirler, dualar hiç duyulmadı. Kalabalık fazla olduğu için imam efendi de görülmüyor. Namaz ne zaman başladı, tekbirler ne zaman alındı, namaz ne zaman bitti, anlayamadık... Cenaze namazının avluda kılınacağını bizzat duyuran cami yetkilileri, Kur’an-ı kerimi 5-10 dakika sonra okuyamazlar mıydı? Cenaze namazının sonuna kadar sabredemezler miydi? Cenaze sahibine, yakınlarına ve namaza katılan binlerce vatandaşa bu kadarcık saygı göstermek gerekmez miydi? Bu kadarcık hassasiyeti, duyarlılığı o ilgililere kim öğretecek. Bu hassasiyetleri bize öğretmeleri gereken hocalarımızın bu tür davranışları normal mı? Muhsin Gündoğdu > Adres: İhlas Medya Plaza 29 Ekim Cad. No:23 Yenibosna/İSTANBUL Tel: (0212) 454 38 22 Faks: (0212) 454 31 00
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT