BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Seçim ertesi düşünceleri

Seçim ertesi düşünceleri

Bu yazının yayımlandığı gün tarih 19 Nisan... Herhalde memleketimizde gazete köşe yazılarının en az okunduğu gün bugün olacaktır.



Bu yazının yayımlandığı gün tarih 19 Nisan... Herhalde memleketimizde gazete köşe yazılarının en az okunduğu gün bugün olacaktır. Çünkü bugünün gazetelerinde seçim havadisi ve yorumu olmayacak. Seçim haberleri 18 Nisan gece yarısından itibaren açıklanmaya başlanacağına göre 19 Nisan’ın gazeteleri muhtemelen baskıya girmiş olacak, dolayısıyla bugünün gazetelerinde okuyucu seçim sonuçlarına ilişkin bir şeyler bulamayacak. Sanırım bugün vatandaşlarımız seçim sonuçlarını canlı ve taze almak için gazete okumaktan ziyade televizyon seyreder, radyo dinler. Yurtdışındaki bizler de İnternet başındayız. Saat farkından dolayı Türkiye’deki vatandaşlarımıza göre sonuçları daha önce öğrenmeye başladığımızı da söyleyeyim. Gece yarısı 12’de ülkemiz nüfusunun çoğunluğu uyumuş olur ve ilk haberleri ancak sabahleyin duyar. Gece 12’de ilk haberler verilmeye başlandığında Amerika’da bizlerin saati henüz öğleden sonra 5. Biz zaten günlük gazetelerimizi sizlerden bir gün önce, gazetenin üzerindeki tarihten bir gün önce okuyoruz. Mesela, 19 Nisan’ın gazeteleri 18 Nisan günü akşama doğru İnternet’e girdi bile. İnternet’teki gazetelerin yarım saatte bir yenilenen “son dakika haberleri” sayfaları ise matbaadan çıkan gazeteyle kıyaslanmayacak bir çabukluk getiriyor hayatımıza. Ertelenecek mi, ertelenmeyecek mi, derken seçimleri yaptık. Şimdi bir müddet seçimlerde yapılan hilelerden, çöplüklerde bulunan oy pusulalarından, sahte oylardan, sahte tutanaklardan bahsedilir. Seçim arefesinin oy toplama kampanyaları gibi bunlar da seçim ertesi kampanyasına dahil işlerdendir. Fakat artık aklımızı başımıza toplayalım. Seçim öncesi dönemler her ülkede heyecanın yüksek olduğu, tansiyonlu dönemlerdir. Bu heyecan ve tansiyonun dorukta olduğu ülkelerden biri de biziz. Ancak seçimler olup bittikten sonra o defteri kapatmamız lazımdır. Bir daha dört-beş sene seçim lafını ağzımıza almayalım. Seçimlerin sonucu ne olursa olsun, genel ve mahalli idarelerde kimler kazanırsa kazansın kolları sıvamak gerekiyor. Herşeyden önce partilerimiz, gençlik kolları üyelerini görevlendirerek şehirlerin köşesine bucağına astıkları parti bayraklarını, reklam resimlerini, her türlü pankartı derhal dürüp büküp depolarına kaldırsınlar. Kollar sıvandığında yapılacak ilk temizlik budur. Şehirlerimiz üç gün içinde seçim havasından sıyrılmalı. Haftalardır “seçim sath-ı mailindeyiz” diyerek yaşadık. Artık ayaklarımızı yere basalım, işimize gücümüze bakalım. Demokrasi ile idare edilen bir devlette seçim vazgeçilmez maddedir, ama tek madde değildir. Evet, artık dört yıl seçim lafı etmeyelim. İçte, dışta bir sürü ciddi mesele ile karşı karşıyayız. Şimdi particilik değil, memleket işleri gündemde olmalı. Kazanan kazandı, kaybeden kaybetti, artık lütfen iş üretilsin. Karşı karşıya olduğumz meselelerin geciktirilmeye tahammülü yoktur. Kampanya sırasında söylenen “güzel sözler”in bir an önce hayata geçirilmesini beklemek de seçmenin hakkıdır. 1960’lı yıllarda Amerikan Senatosu’nda Cumhuriyetçi Parti’nin lideri olan İllinois Senatörü Everett Dirkson demiş ki: “Bir seçim kanpanyası sırasında seçmenler kendi aralarında adayların şu veya bu meseledeki tutumlarını, görüşlerini düşünüp tartışırlar, adaylar ise sadece bir tek şey düşünür. Seçimi kaybettikleri takdirde ne yapacaklarını.” Seçimi kaybetmeyip bugün memleketimizin yönetimi konusunda söz sahibi olmak üzere, mahalli idarelere ve Ankara’ya kimler seçildiyse hepsini kutluyor, başarılar diliyorum. Seçimi kazandılar, bundan sonra ne yapacaklarını herhalde biliyorlardır. Ben Senatör Dirkson kadar acı düşünmüyorum; onların kampanya sırasında, seçimi kazandıkları takdirde ne yapacaklarını da düşünmüş olduklarına inanmak istiyorum. Haftalardır kapı kapı dolaşıp seçmenlerle görüşmelerine, meydanlarda nefes tüketmelerine, köy sofralarında diz çöküp çökelekli bazlama yemelerine, her akşam televizyonlarda boy göstermelerine rağmen seçimi kaybeden adaylara da, moral olmak üzere, yine Amerikan siyasi hayatından bir hadise anlatayım. Yıllar önce, Alabama Eyaleti’nden Temsilciler Meclisi’ne adaylığını koyan Harry T. Hartwell seçimden sonra seçim kuruluna şu raporu gönderdi: “Hayatımın 6 ay ve 10 gününü kampanyada harcadım. Seçim endişe ve üzüntüsü bana 1000 saatlik uykuya mal oldu. Vücudumdan 20 kilo ağırlığında et kaybettim. 500 bebek öptüm, 100 mutfakta ateş yaktım, 10 defa soba kurdum, 37 metreküp odun kestim, 50 kova su taşıdım, 400 balya ot bağladım. 1760 kilometre yol yürüdüm, 20.000 el sıktım,The New York Times gazetesinin bir aylık nüshalarını (günlük nüshası ortalama 100 sayfadır) dolduracak kadar konuştum, 4 ayrı kilisede vaftiz edildim, 9 dul kadına ilan-ı aşk ettim, köpekler tarafından 9 defa ısırıldım ve ondan sonra da seçimi kaybettim.” 18 Nisan seçimleri kazananlara, kaybedenlere, herşeyden önce milletimize hayırlı olsun!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT