BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > HADEP’in gerçek misyonu

HADEP’in gerçek misyonu

PKK dağlarda yenildikten sonra HADEP, Kürt milliyetçiliğinin bayraktarlığını deruhte etti. PKK ile arasında, tam bir organik bağ olmasa bile, zaten öteden beri bireysel düzeyde, sıkı ilişkileri bulunuyordu.



PKK dağlarda yenildikten sonra HADEP, Kürt milliyetçiliğinin bayraktarlığını deruhte etti. PKK ile arasında, tam bir organik bağ olmasa bile, zaten öteden beri bireysel düzeyde, sıkı ilişkileri bulunuyordu. Taktiklere ve göz boyayıcı ifadelere rağmen, nihai hedeflerinin, aynı olduğunda da şüphe yok! PKK’nın silahla ulaşamadığı bu hedefe bağımsız Kürdistan’ı, Öcalan’ın yeni deyimiyle, “Demokratik Kürt-Türk Cumhuriyetini” -veya federasyonu- kurmak hedefine, HADEP şimdi “barışçı” yollardan ve Avrupa’nın desteği ile ulaşmak çabasındadır.. Ahmet Turan Demir’in PKK’yı siyasi parti haline getirmesine gerek yok: HADEP bu iş için hazır ve hareket halinde! SAVCININ DELİLLERİ DGM Savcısı, HADEP’li Belediye Başkanlarına karşı harekete geçerken, herhalde Başkanların yurtiçindeki ve yurt dışındaki faaliyetleri ve PKK ile yakın ilişkileri hususunda sağlam delillere dayanıyordu. HADEP’in, görünüşteki maksadına, yani ayrılıkçı bir parti değil de, sisteme entegre olarak, Kürt kökenli yurttaşların, dil ve kültürlerini serbest ifade etmeleri önündeki engelleri kaldırmak ve ayrılıkçılığı dışlayarak taleplerini demokratik süreç içinde ifade etmek maksadına, Avrupalıları, Amerikalıları inandırmak kolay. Onlar, bu laf kalabalığının altında, Türkiye’nin birliğine ve bütünlüğüne karşı ne tuzaklar yattığının farkında olmadıkları için, bunları teröre ve istikrarsızlığa karşı çareler olarak algılıyor ve bizim bu konudaki duyarlılığımıza anlam veremiyorlar. Öyle ya, Avrupa ve Amerika kafasına göre böylesine “faydalı”, Türkiye’nin hayrına bir Partiye karşı harekete geçmenin, bu Partiyi kapatmanın ve Belediye Başkanlarını tutuklamanın -hele şu dönemde- anlamı yoktur. Ama HADEP gerçekten böylesine iyi maksatlı bir parti mi? Bence hiç değil, olmasına da imkan yok! Ne var ki, Başkanların tutuklanması sonra da, daha başlangıçta ileri sürülebilecek sebeplere dayanılarak serbest bırakılmaları, Türkiye açısından talihsizlik olmuştur. HADEP’in ve bölücülerin ekmeğine yağ sürmüş ve Avrupalıların Amerikalıların açısından, ellerine koz vermiştir. Bu ülkeler ve bu ülkelerdeki insan hakları ve özgürlük şampiyonları, yukarıda anlatmaya çalıştığım incelikleri ve HADEP’in, gerçek mahiyetini bizim kadar anlayamadıkları için, davranışlarımızı hoyratça ve Kürtlerin haklarına karşı hareketler olarak telakki etmişlerdir. Partinin kapatılmasını ve bu yoldaki teşebbüsleri de aynı şekilde değerlendirmektedirler. Eğer bizim aramızdaki liboşlar olayı bu şekilde algılıyorlarsa, yabancıları mazur görmek gerek BİR SİCİL MESELESİ Ben zaman zaman bazı köşe yazarlarının yorumlarını ele alırken, geçmişlerini ve sicillerini de ortaya koymaya çalışırım. Gerçi bazılarının, ‘68 kuşağına mensup bazı eski eylemcilerin, yıllar geçince, fikirlerini değiştirmiş olmaları mümkün. Ama bazılarının da, satıhları kazınınca eski saplantıları ve düşünceleri ortaya çıkıyor, Mesela o fırtınalı yıllarda. Doğu Perinçek’in Tunceli’de kurtarılmış bir Kürt bölgesi kurmaya çalışan, Aydınlık hareketinin başlıca ideologlarından olan Şahin Alpay’ın, şimdi MİLLİYET gazetesindeki köşesinden HADEP’i, ayrılıkçı olmadığı gerekçesiyle savunmasını, AB’nin müdahalelerine tepki göstermemizi yersiz bulmasını... AB’nin ve ABD’nin güya bu konularda, Kopenhag Kriterlerini katı uygulamayarak lehimizde çifte ölçü uyguladıkları iddiasını, bu açıdan değerlendirmek mümkün. Hazret, Bağımsız Kürdistan fikrini hiç yadırgamamış ki ve Kürtlerin dil ve kültürlerini ifade edebilmeleri, Kürtçe Eğitim ve Kürtçe Radyo TV isteklerinin nasıl bir pandora kutusunun kapağını açacağını hiçbir zaman anlamamış ki, şimdi bu konuda hassasiyet göstersin! İlginç olan o eski yıllarda Amerika’nın ve Avrupa’nın müdahalelerine şiddetle karşı çıkmış olan bu kişilerin şimdi, “iç işlerimize müdahale edilmesine” doğal mukavemetimizi adeta hor görmeleri! HADEP’İ KAPATMAK HADEP aleyhindeki deliller, bugünkü Anayasa maddesine göre, muhtemelen bu partinin kapatılmasını gerektirebilecek mahiyettedir. Ne var ki, önce, bunun pratik faydası olmayacak, aksine bölücülerin eline mağdurluk ve Türk devletinin hoyratlığını göstermek kozlarını verecektir ve HADEP kapatılırsa büyük bir ihtimalle MADEP kurulacak ve bu sinsi faaliyetler devam ettirilecektir. Özet olarak; HADEP’in ve tüm bölücü siyasi örgütlerin destekledikleri Kürt Milliyetçiliği, artık terörle değil, siyasi boyutta, ülkemizin batısına da sirayet halindedir. Bu hareket, Kürtlerin kültür ve kimlik hakları adı altında, AB’nin, Amerika’nın desteğine de mazhar olmaktadır. Bu da PKK’nın silahlı eylemlerinden daha tehlikeli bir mahiyet arzediyor. Bu yeni süreç dikkatle izlenmelidir. Hatta HADEP’i açık tutmanın da, tehlikeyi izlemek açısından yararı olabilir; eğer şuurlu bir mücadele yapılacaksa, HADEP’e ve diğerlerine yeter derece sicil verilmeli ki neticede gerçek mahiyetleri anlaşılsın ve tabir caizse kendi kendilerini assınlar!.. GÜNÜN FİKİR KIRINTISI “Bir ülkeyi, bir milleti bölmek, birleştirmekten çok daha kolaydır!” GARİBALDI
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT