BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kamerî, şemsî ve rûmî sene

Kamerî, şemsî ve rûmî sene

Zaman ölçmek için kullanılan birimlerden biri, senedir. Hesaplama sistemi açısından, iki türlü sene vardır: Biri, Güneş senesi, diğeri, Kamerî yâni ay senesi...



Dün hicrî yıldan bahsetmiştik. Çok kimse hicrî, miladi, şemşi, rûmî gibi yılları merak ediyor. Bugün bunlar hakkında kısaca bilgi vermek istiyorum... Zaman ölçmek için kullanılan birimlerden biri, senedir. Hesaplama sistemi açısından, iki türlü sene vardır: Biri, Güneş senesi, diğeri, Kamerî yâni ay senesi. Güneş senesi; dünyanın Güneş etrâfında bir devir yaptığı zamandır. Bu zaman 365.2 gündür. Mîlâdî sene, Hicrî şemsi sene ve Rûmî sene, bu sisteme göre hesap edilen senelerdir. Kamerî sene; Ay’ın dünya etrafında 12 kere dönmesiyle meydana gelir. Hilâlin ilk defa görülmesi ile kaybolup tekrar görülmesi arasındaki zaman bir aydır. Ay, bu süre içinde Dünya etrafındaki dönüşünü tamamlamaktadır. Kamerî sene 354.3 gündür. Güneş yılı, kamerî yıldan 10.8 gün daha uzundur. Bunun için dînî günler, kandiller, dînî bayramlar her sene, mîlâdî yıla göre, on gün önce gelir. Yaklaşık 33 yılda bir kamerî yıl devrini tamamlar. Bunun için, Ramazan 33 yılda bir aynı zamana gelir. BAŞLANGIÇ ZAMANINA GÖRE Başlangıç zamanına göre de senelerin ismi değişmektedir. Başlangıç zamanına göre, iki türlü sene kullanılmaktadır. Mîlâdî sene, hicrî sene. Mîlâdî sene; Îsâ aleyhisselâmın doğum günü zannedilen zamandan başlar. Mîlâdî senede yılbaşı, 1 Ocaktır. Hicrî sene; Peygamber efendimizin Mekke’den Medîne’ye hicreti ile başlamaktadır. Sene başı 1 Muharremdir. Kamerî sene yâni Ay’ın Dünya’nın etrafında dönmesiyle meydana gelen zaman dilimi, Âdem aleyhisselâmdan beri biliniyor ve kullanılıyordu. Her ilim gibi, takvim ilmi de semâvî idi. Yâni Allahü teâlânın bildirmesiyle öğrenilmiştir. Fakat, bu takvimin, zamanla bazı esasları unutulduğu için sistemli hale getirildi. Önceleri, yıllar sayılmıyordu. Geçmişteki olaylar, bir başka olayla mukayese ediliyordu. Mesela, filan hadise, fil vak’âsından, üç sene önce olmuştu gibi, mukayeseyle tarih bildiriliyordu. Sadece aylar biliniyordu. Hatta bazı aylar mübârek kabûl ediliyor, bu aylarda harp edilmiyordu. Bunun için, Araplar harp edecekleri zaman ayların yerlerini değiştirirlerdi. Bir başlangıç üzerinden devam etmeyen hicri seneye, Resûlullahın hicreti başlangıç kabûl edilerek, seneler sayılmaya başlandı. Bir de Hicrî şemsî sene ve Osmanlıların son zamanlarda kullandıkları Rûmî sene vardır. Hicrî şemsî senede, başlangıç olarak, hicret esas alınmış ancak, sistem olarak, güneş yılına göre hesaplanmıştır. Yâni 365 gündür. Mesela, bu sene hicrî şemsi yıl, 1389’dur. Yâni Peygamber efendimizin Medine’ye hicretinden, 1389 güneş yılı geçmiştir. Peygamber efendimizin, bu seneye göre, hicret zamanı, 20 Eylül idi. Dolayısıyla hicrî şemsi yılın başlangıcı 20 Eylül’dür. AVRUPA’YA UYUM SAĞLAMAK İÇİN Rûmî senenin durumuna gelince: Osmanlılar, mîladî, 1840 yılına kadar, sadece hicrî takvim kullanıyorlardı. Bu tarihten itibaren, daha çok mâlî işler ve Avrupa’ya uyum sağlamak için rûmî takvim kullanmaya başladılar. Anadolu, önceleri Rum ülkesi olduğu için, eskiden Anadolu’ya diyar-ı Rum yâni Rum ülkesi denirdi. Anadolu’da kullanldığı için de rûmî denildi. Bu takvim, hicrî 1089, mîlâdî 1678 senesinden itibaren kısmen, hicrî 1256, mîlâdî 1840 yılında, resmen yaygın olarak kullanılmaya başlandı. 1840 yılının karşılığı 1256 hicrî yıl idi. Bu tarihten itibaren, 1256 senesi, güneş yılına göre sayılmaya başlandı. Bu zamana kadar, hicrî sene ile mîladî sene arasındaki, fark 584 idi. Her iki sene de Güneş Sistemi’ne bağlı olduğundan, bu fark sabit kaldı. Yâni rûmî seneyi mîlâdîye çevirmek için, bu 584 sabit sayısını eklemek kâfidir. Osmanlılar, dinî günlerde, hicrî takvimi, resmî günlerde, resmî işlerde rûmî takvimi kullanıyorlardı. Mesela dedelerimizin, nüfus kâğıtlarında gördüğümüz, 1300’lü doğum tarihleri, rûmî yıldır. Dedemizin nüfus kağıdında, doğum tarihi 1340 yazıyorsa, buna 584 sabit rakamını eklediğimizde, dedemizin mîlâdî doğum tarihinin 1924 olduğunu buluruz. Başka bir örnek de “93 Harbi”dir. Rumi 1293 yılında yapılan Osmanlı-Rus Savaşı’na ‘93 Harbi’ denilmiştir. Hicrîyi, mîladîye, mîlâdîyi hicrîye çevirme, formülleri, TAM İLMİHAL SEADET-İ EBEDİYYE kitabında pek açık ve teferruatlı bir şekilde anlatılmıştır.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT