BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Ağzı olan konuşuyor

Ağzı olan konuşuyor

Bir süredir yaşça kendimden oldukça küçük arkadaşlar edindim. Aramızda en az altı-yedi yaş bulunan bu insanlardan ne kadar çok şey öğrenebileceğimi de bu sayede fark ettim. Benim gibi otuzlu yaşlara adım atmış olanlardan bir kuşak sonrası hayat dolu.



Bir süredir yaşça kendimden oldukça küçük arkadaşlar edindim. Aramızda en az altı-yedi yaş bulunan bu insanlardan ne kadar çok şey öğrenebileceğimi de bu sayede fark ettim. Benim gibi otuzlu yaşlara adım atmış olanlardan bir kuşak sonrası hayat dolu. Meseleleri pek ciddiye almıyorlar. Ama anlayamadıklarından değil. Duyguları daha önemli bulduklarından. Gerçi bu satırlar Serdar Turgut’un minibüs yolculuğu araştırmalarına benzedi ama olsun. Hayatı hafife almakla, küçük şeylerden mutluluk payı çıkartmak arasında fark var. Ve gençler bunu biliyorlar. Tabii bana göre onlar da birtakım açmazların içinde. Mesela ne yazık ki medyanın da etkisiyle, kültürel açıdan kalitesiz besleniyorlar. Genellikle kötü müzik dinleyip zekayı zorlamayacak yapımları izliyorlar. Daha doğrusu buna mecbur bırakılıyorlar. Ciddiyetle üzerinde durulması gereken bir diğer problemleri ise dinî konular hakkındaki yetersiz bilgileri. Görüyorum ki sağdan soldan duydukları birtakım fikirler kafalarını karıştırmış. Ve yaşları itibariyle zaten sabırsız olan bu genç beyinler, doğru ile yanlışı birbirinden ayırd etmek için fazla çabalamamış. Aslında onlara hak vermek lazım. İslamiyet öylesine derin ve hassas bir din ki, üzerinde yıllarca çalışmak gerekiyor. Okumak, hem de doğru yayınlara ulaşmak şansını elde ederek okumak, araştırmak ve hazmetmek hafife alınacak bir iş değil. Türkiye’de beni en çok üzen konulardan bir tanesi bu zaten. Dünyaya hediye edilmiş olan bu en son dinî yeterince öğrenemememiz. Hani bir zamanlar bir reklam sloganı vardı. “Ağzı olan konuşuyor” diye. İşte durumumuz aynen öyle. Ağzı olan konuşuyor. Hem de kulağı ile pek takip etmeden. Ortak ve barışçı bir çizgi tutturmak amacıyla çabalamak dururken herkes “benim dediğim tek doğru” diye tutturunca, doğal olarak gençlerin aklı karışıyor. Üstelik farkında olmadan öyle tehlikeli sözler sarf ediyorlar ki, inanın yerimden sıçrıyorum. Halbuki biliyorum, söylediklerinin derinlemesine manasını bilmiyorlar. Art niyet taşımıyorlar. Ama söylüyorlar işte. Bir biçimde bu sorunun çözülmesi gerek. Dinimizi, gençlerimize doğru ve net olarak öğretmek ve ondan sonra seçecekleri yaşam biçimi konusunda serbest bırakmak zorundayız. Doğruları bilerek yine de bu şekilde konuşurlarsa onda bizim suçumuz olmaz. Zaten Allah ile kul arasına da kimse giremez. Fakat bilmeden bu günahlara girerlerse hepimizin ama az ama çok suçu olur. İşte bu yüzden endişeleniyorum. Öylesine zeki ve güzeller ki onlara hayran olmamak mümkün değil. Bu potansiyelin, tıpkı diğer bütün bilim dallarında olduğu gibi değerlendirilmesi lâzım. İnsanoğlunun, daha doğrusu tüm canlıların sonunun ölüm olduğunu sadece cenaze törenlerinde hatırlamak yerine günün her saatini bilinçli geçirmek mecburiyetindeyiz. Mevta toprağa verilirken beynimizde çınlayan “bir gün ben de onun gibi mezara konulacağım” cümlesini hiç unutmamamız için dinimizi bilmek zorundayız. Kolaylaştırarak, sevecenlik ve sabırla, korkutmak yerine özendirerek anlatırsak bu insanların inançlarını körükleyebiliriz. İşte o zaman kendi mesleklerinde uzman, kim olduğunu bilen, kimliği kadar kişiliğini de kazanmış kaliteli bireylerimiz çoğalır. Bu da toplamda kalite demek olur. Hayat öylesine güzel ki bu güzel konuları konuşup birbirimizi bilgilendirerek çok daha mutlu olabiliriz. sözün özü Arpa ekip buğday biçen olmamıştır. LEVHA Aşk ile atılan tohum sevgi yeşertir.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 91630
    % 2.1
  • 4.7866
    % -1.01
  • 5.5944
    % -1.16
  • 6.3074
    % -1.67
  • 189.176
    % -2.18
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT