BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Böyle bir aile...

Böyle bir aile...

Geniş ve uyumsuz bir aile düşünün... Fertleri birbirlerine karşı sevgisiz, sorumsuz, duyarsız ve acımasız olsun. Kimi kendi aleminde zevk-u safaya dalarken, kimi çaresizlik ve yoksulluk içinde kıvransın. Bazısı sapkınlığa düşerken, bazısı hoşgörüsüz ve katı tutumunu inatla sürdürsün...



Geniş ve uyumsuz bir aile düşünün... Fertleri birbirlerine karşı sevgisiz, sorumsuz, duyarsız ve acımasız olsun. Kimi kendi aleminde zevk-u safaya dalarken, kimi çaresizlik ve yoksulluk içinde kıvransın. Bazısı sapkınlığa düşerken, bazısı hoşgörüsüz ve katı tutumunu inatla sürdürsün... Çatışma ve kavgalar eksik olmasın. Ağız dalaşlarında aile mahremiyetleri ortalara dökülsün, ayıplar ayyuka çıkarılsın... Böyle bir ailenin itibarı olur mu? Böyle bir aileyi saygın ve aklı başında çevreler aralarına almak isterler mi? İşte Türk toplumunun hali de bu aileye benziyor. İnsanlar, insanlara kapalı, adaletsiz, anlayışsız ve sorumsuz... Avrupa’nın bizi saymadığından, çifte standart uyguladığından şikayet ediyoruz. Önce kendimize bakalım. Tutarlı mıyız? İlkeli miyiz? Bir kere “He” dedik; Avrupa Birliği’ne göbekten bağlandık. Ortak kriterlerini kabul ettik. Bizde yasa ve kurallara riayet üç gün sürdüğü gibi bunda da heyecanımızı, kararlılığımızı ve gayretimizi üç günde kaybettik. İnsan hak ve özgürlüklerini genişletecek tüm anayasa değişikliği yerine sadece cumhurbaşkanının görevini uzatma değişikliğini içeren maddede düğümlendik. Yine krizlere girdik. Yine siyasi entrikalara daldık. Yine iç hesaplara, karalamalara, ağız dalaşlarına başladık. Yine topraklarından ölüler fışkıran, sapkını, meczubu, katili, talancısı bol, karanlık ve tehlikeli ülke görünümlerini televizyon kanallarında tekrar tekrar göstermeğe koyulduk. Gazete köşelerini yangın yerine çevirdik. Evet, AGİT toplantısı sırasında yakaladığımız o umut ve güven rüzgarını yitirip başa döndük. Kendi iç kaosumuza ve komplekslerimize yani. Aile içinde yine birbirimizi yemelere daldık. Yine sağduyumuzu kaybedip hakaretleri ve öfkeleri kendimize rehber yaptık. “İstikrar” istiyoruz ama kendimiz bir türlü istikrarlı olamıyoruz. Ya gece kulüplerinde, gazinolarda peçetelerle birlikte kendimizi dağıtıyoruz, ya kısır çekişmeler içinde çaresizleri oynuyoruz. Kimimiz har vurup harman savururken kimimiz yoksulluğun pençesinde kıvranıyoruz. Çok badireler atlatıyoruz. Felaketler yaşıyoruz. Bir an sendeleyip düşünüyor, kendimizce milatlar uydurup yeni umutlarla yeni sayfalar açıyoruz. Ama kısa sürede unutuşların dehlizinde, açtığımız o sayfaları kör kör karalıyoruz. Çağ değişiyor, dünya değişiyor. Ama biz hiç değişmiyoruz... Niye? EVLAD-I FATİHAN Yayın hayatında bir yılını dolduran aylık, kültür, fikir ve sanat dergisi. Balkan Türklüğü ağırlıklı yazılarıyla okuyucuların ilgi ve beğenisini kazanmaya devam ediyor. (Abonelik için müracaat: Tel: 223 00 50, Faks: 222 81 74)
Kapat
KAPAT