BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tatar gençleri
islama aç

Tatar gençleri
islama aç

Tataristan, hâlen Komünizmin tesirinde. Devlet zengin, halk fakir. Ruslaştırılma riskiyle karşı karşıya kalan Müslüman gençler de manevi bilgiye aç bir hâlde!



TÜRKİYE TATARİSTAN’DA DİZİ YAZI KUZEY YILDIZI TATARİSTAN -1- M. Kurtbay Önür kurtbay.onur@tg.com.tr GENÇLER DİNAMİK Kazan Meydanı’nda dolaşırken “Tebessüm Günü”nde Rus ve Tatar gençler etrafımızı sardı. Türk olduğumuzu söylediğimizde gösterdikleri ilgi bizi gururlandırdı. DONDURUCU SOĞUKLAR Tataristan dediğiniz yer Sibirya’nın az güneyi. Sıcaklık eksi 4 derece. Öyle ki soğuk; Volga ve Kazanka gibi güçlü nehirleri bile donduruyor... KÜLTÜRLÜ VE ŞEHİRLİ BURJUVA Çarlar, Tatarların bereketli topraklarına el koyup, obasından sürünce sanat ve ticarete yönelirler. Bu vesileyle daha iyi kazanırlar. Kültürlü ve şehirli bir burjuva sınıfı doğar. SUNUŞ Tataristan’da halen Komünist rejimin etkileri sürüyor. Bir kontörlü kart alma işlemi Türkiye’de 1.5 dakika, Tataristan’da ise 1.5 saat sürüyor. Bürokrasi çok ağır işliyor. Doğalgaz, petrol, hayvancılık ve tarım konusunda zengin olan Tataristan’da devlet zengin, halk geçim sıkıntısı çekiyor. Rusya Federasyonu içinde, özerk bir cumhuriyet olan Tataristan’ın nüfusu 3.5 milyon civarında. Tataristan’ın nüfusu 3.5 milyon (Bakırköy, Kadıköy kadar filan) ama ülkede tam 1646 kütüphane, 300 tane müze faaliyet gösteriyor. Rusya’nın en güçlü üniversitelerinden birine sahip olan Kazan’da 17 fakülte var ve tam 70 bin genç yüksek tahsil yapıyor. Okuma yazma oranı yüzde 100 ve halk hakikaten okuyor. Memlekette 170 gazete, 35 dergi çıkıyor, her yıl 2.5 milyon kitap basılıyor. Sayısız ressam, mimar ve yazar yetiştiren Kazan’ın bir dönem Puşkin ve Tolstoy, Mecit Gafuri gibi ünlü edipleri ağırladığı biliniyor. ACILARLA DOLU TARİH Tataristan Orta Asya ülkeleri arasında gözüpekliği, atılganlığı, cömertliği hatta kızlarının güzelliği ile biliniyor. Sanırım ufak bir tarih turuna girmesek bir şeyler havada kalacak. Tatarların, Tataristan macerası belki 2 bin yıl evveline dayanır. Bunlar son derece mert ve savaşçı insanlar, atlarıyla yek vücut olur, mızrakları ile taşı delerler. Nitekim Asparuh komutasında (665) Bizans’ın tozunu atarlar. Berke Han devrinde “resmen” İslamiyet’i seçen Tatarlar, Selçuklularla dostane münasebetler içinde bulunurlar. Berke oğlu İzzeddin ise Anadolu’dan Müslüman Türkleri getirtir, onlardan ahaliye örnek olmalarını ister. Yörede Kuman ve Bulgar Türkleri eskiden beri meskun, derken Özbekler ve Nogaylar da yerleşir. Ama alayı “Tatar” diye anılır. Tatar bir boy, bir kavim adı olmaktan ziyade “Müslüman Kimliği” işaret eder. Yıl 1396... Toktamış Han, Timur Han’a yenilince Altın Ordu devleti parçalanır Kazan, Kırım, Astrahan ve Kasım hanlıkları başlarına buyruk kalır. Bu bölünme Rusların iştahını kabartır, ilk elde Kazan üzerine yürürler. Ruslar deniz gibi dalga dalga gelir ama Kazan’dan tek taş kopmaz. Han kocasını kaybeden Süyun Bike narin bir kadın olmasına rağmen geri adım atmaz. Müderris Kul Şerif ve mollaları canla başla direnir. Türk milletlerine münhasır vaka, burada da ortaya çıkar. Onları Ruslar değil iç çekişmeler yıkar, akıl almaz ihanetler yaşar ve şehri kaybederler. KİTMİBEZ (GİTMİCEZ)! Korkunç İvanlı yıllarda, Kazan Tatarları katliama uğrar. Çar dağdan gelip bağdakini kovar. Her biri çok sanatlı 536 camiden, 418’ünü yıkar. Taşlarından sütunlarından habire kilise yaptırır. Moskova’daki soğan kubbeli kiliseler de o malzemeler kullanılır ve bu yüzden “Kazansky” diye anılır. Ruslar, Tatarları ısrarla Anadolu’ya göçe zorlar, ancak onlar “Kitmibez” (Gitmicez!) derler. Baskılar zamanla insaf, izan sınırını aşar, “obur” adı verilen vergi tahsildarları âdeta deri yüzer. 1863-1905 yılları arasında Çar olan İlminsky, hummalı bir Hıristiyanlaştırma faaliyetine girişir, geride kalan 5-10 camiyi de yıkar. Kazanlılar bir dönem Türkistan’dan ve İstanbul’dan Dua kitapları, Rüya Tabirleri, Divan-ı Hikmet, Şecere-i Türki, Ahmediye, Muhammediye, Gazavatnameler, Menakıb-ı Seyyid Battal Gazi, Tutiname, Dasitan-ı Hatem-i Tâî, Letaif-i Hoca Nasreddin ve İsmail Hakkı Hazretlerinin Marifetnamesi gibi eserleri getirtirler. Yani aynı kaynaklardan feyz alırız. Bir kısmı da Hıristiyanlaşma korkusundan Anadolu’ya hicret eder, ki bunlar daha ziyade Eskişehir’e yerleştirilir. Çarlar, Tatarların bereketli topraklarına el koyup, obasından yuvasından sürünce ister istemez sanat ve ticarete yönelirler. “Vaki olanda hayır vardır” denir ya, bu vesileyle daha iyi kazanırlar. Kültürlü ve şehirli bir burjuva sınıfı doğar. KIZIL MOLLALAR Tatarlar aynen Buharalılar gibi dindarlıklarıyla tanınır ve eskiden beri Asya bozkırlarına molla yollarlar. Ancak asrın başlarında bir ceditçi-kadimci (reformist - antireformist) kavgası yaşanır. Medreselerden yetişen kesim ve onları tasvip edenler çoğunlukta olmasına rağmen ceditçilerin sesi çok çıkar. Asrın başlarında “Çar gitsin de kim gelirse gelsin” mantığı yayılır. Bu yüzden Bolşeviklere destek verenler çıkar. Mesela Sultan Galiyev ve Kızıl Mollalar, Rus devriminde hayli müeessir olur. Ve beklenen akıbet... Zalime yardımcı olan zulmüne uğrar. Dökülen kanlar, küflü zindanlar, sömürülen kaynaklar... 1917 Haziran Kazan kurultayında “İç Rusya ve Sibirya Müslüman Türk-Tatarları” muhtariyeti ilan eder. Ardından 120 mebus için seçim yapılır. Meclis 29 Kasım 1917’de “İdil-Ural Devleti”ni dünyaya ilan eder. Lakin zikrolunan devlet 1918’de Bolşevikler tarafından ortadan kaldırılır. PİŞMAN DEVRİMCİ Galiyev, komünist patronlar tarafından kara listeye alınınca Zeki Velidi Togan, Dursun Hocayev gibi isimlere sokuluyor ve Türkiye ile yakınlaşmanın yollarını arıyor. Bu arada Tatar gençlerini okumaya teşvik ediyor, kilit noktalara gelmelerini arzuluyor. Bu faaliyet bile yetiyor, “casuslukla” suçlanıyor. Bir gece eşi Fatıma’yı (1937) götürüyorlar ve bir daha ondan haber alınamıyor. Oğlu Murad’ı (19) askerlik yaptığı kışladan kaldırıp kliniğe (tımarhaneye) kapatır, âdeta buharlaştırırlar. Kızı Gülnar Krasnoyarsky’e yollanır. Kocası parti içinde güçlü olmasına rağmen sahip çıkamaz. Zavallı kadın tecavüze uğrayınca kahrolur, gidip kendini asar. Kızıllar öbür kızı Reşide’yi de rahat bırakmaz, bu narin kadını eşinden ve çocuklarından ayırıp Sibirya’ya sürerler. Reşidecik minik elleri ile balta tutar, ağır tomruklarla boğuşur. Saçları dökülür, dişleri çürür, avurtları çöker, tez günde insanlıktan çıkar. Yurduna döndüğünde oğlunu öldürülmüş bulur, kendisinden haber alamayan kocası da başkasıyla evlenmemiş mi? Gariban bir başına kalır. Bacısı Züleyha Haydargaliyeva ise ağabeyine “sanatoryuma gitsin diye” üç beş ruble yolladığı için maaşından ve tazminatından olur. Sakıncalı sayıldığı için iş bulamaz, 6 ay buzla kaplı şehirde sersefil bir hayat yaşar. Ve beklenen olur, bir gün kalkık yakalı, kara gözlüklü, fötr şapkalı amcalar, Galiyev’in koluna girer “şöyle bir dolaşalım” buyururlar. 28 Ocak 1940 sabahı cesedi bulunur. KUL ŞERİF CAMİİ GÖZ KAMAŞTIRIYOR Kazan kentindeki Kul Şerif Camii, Tataristan’ın sembolü haline gelmiş. Caminin imamı Rüstem Bekirov çok temiz bir genç, Bolu’da eğitim görmüş. Türkiye’yi çok seviyor. Buradaki Müslümanların manevi bilgiye aç olduğunu anlatıyor bize... RUSLAŞTIRMAYA DEVAM! SSCB’nin dağıldığı yıllarda Tatarlar ve Çeçenler egemenlik mücadelesine girişir. Tataristan 1992’de yapılan referandum ile bağımsızlığı seçer. Ancak Çeçenistan dramı yaşanınca geri adım atar ve Rusya Federasyonu ile “Hakimiyet Paylaşma Anlaşması” imzalar (1994). Çeçenler, silaha sarılırken, Tataristan müzakere masasına oturur ve federasyon içinde bir statü kazanmayı başarır. Şu anda milli marşları, bayrakları, anayasası, parlamentosu ve cumhurbaşkanları var. Serbestçe dış ticaret yapabiliyor, yabancı ülkelerde temsilcilik açabiliyorlar. Kişi başına düşen milli gelir 3 bin doları aşıyor ki bu rakam Rusya ortalamasının üstündedir. Cumhurbaşkanı Mintemir oğlu Şeyhmiyev tarafından yönetilen Tataristan’da göstermelik de olsa bir demokrasi sürer. Yapılan sureta seçimler halkın teveccühünü belirlemekten uzaktır. Birileri seçer, onlar oylar. Ruslaştırma faaliyetlerinin tamamen durduğunu söylemek saflık olur. Tataristan Özerk Cumhuriyeti haricinde Tatar Türkçesi ile eğitim veren okul açmak yasak. Halbuki Başkordistan’da ciddi bir Tatar nüfus yaşar. Yakın tarihlerde Milli Meclis Reisi Fevziye Bayramova ve Meclis’inin reis yardımcısı Faik Taciyev’in evine FSB (eski KGB) subaylarınca gece yarısı baskını yapılır. Hatta Fevziye Hanımın kapısını kesici aletlerle zorlarlar. Bu ve buna benzer baskılar maalesef devam ediyor. Tataristan’da halen Komünist rejimin etkileri sürmektedir. Bir kontörlü kart almanız 1.5 saat sürüyor. Bürokrasi çok ağır işliyor. Doğalgaz, petrol, hayvancılık ve tarımın son derece gelişmiş olduğu Tataristan’da devlet zengin, halk ise fakirdir. YARIN: MADEN?ÇOK PARA?YOK!
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT