BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Söyletmen urun!” zihniyetli üniversiteliler

“Söyletmen urun!” zihniyetli üniversiteliler

Devlet-i aliye, dünya tarihinin en uzun ömürlü devletlerinden biridir. Değerli tarihçimiz Yılmaz Öztuna‘nın BÜYÜK TÜRKİYE TARİHİ isimli eserinde belirttiği gibi: “1595 yılında, 3. Sultan Murat devrinde o devletimizin yüz ölçümü: 23 milyon 337 bin 600 km2’dir. Ve 14. asırla 18. asır arasında, Fransa 13 yıl, İngiltere 128 yıl lider devlet oldukları halde, Devlet-i âliye, yani Osmanlı imparatorluğu o makamda, tam 322 yıl kalmıştır.”



Devlet-i aliye, dünya tarihinin en uzun ömürlü devletlerinden biridir. Değerli tarihçimiz Yılmaz Öztuna‘nın BÜYÜK TÜRKİYE TARİHİ isimli eserinde belirttiği gibi: “1595 yılında, 3. Sultan Murat devrinde o devletimizin yüz ölçümü: 23 milyon 337 bin 600 km2’dir. Ve 14. asırla 18. asır arasında, Fransa 13 yıl, İngiltere 128 yıl lider devlet oldukları halde, Devlet-i âliye, yani Osmanlı imparatorluğu o makamda, tam 322 yıl kalmıştır.” 322 yıl, lider devlet gücüyle ve asaletiyle hükümran olan Osmanlının, bir süre sonra duraklama devresine girdiğini, sonra da gerilemeye başladığını, yıkılıp gittiğini görüyoruz. Osmanlı, elbette bizim kökümüzdür. Osmanlı olmasaydı Cumhuriyetimiz de olmazdı. Nitekim Cumhuriyetimizi kuranlar, tamamen Osmanlının yetiştirdiği paşalar ve aydınlardır. Bugünlerde daha çok düşünmeliyiz: Osmanlı devleti neden durakladı, neden geriledi, neden yıkıldı? Bu soruların cevabını elbette bir tek sebebe bağlayamayız. Koskoca bir imparatorluğun çeşitli sebepler yüzünden yıkıldığını unutmamak gerek. O sebeplerden biri, ordumuzun, yâni yeniçerilerimizin bozulmaya başlamasıdır. Kanuni Sultan Süleyman devrinden sonra, yeniçeriler, devletimize, zaman zaman başkaldırdılar. Katıldıkları savaşlarda yağmacılığı gaye edindiler. Padişahlık veya sadrazamlık makamlarının değişmesinden sonra, ulufe alacakları için ikide bir “istemezüüüük!” diye kazan kaldırdılar, şu veya bu vezirin, sadrazamın başını istediler. Vezirler, sadrazamlar, hatta ocak başkanları tarafından, kendilerine bilgi verilmek, nasihat edilmek istendiğinde: “söyletmen urunnn!” vaveylasıyla ortalığa döküldüler. Yeniçeri ocaklarına kadar gelen vezirleri, sadrazamları konuşturmadılar. Ve o istemezükçü yeniçeriler ellerindeki palalarla, kılıçlarla, gürzlerle karşılarındaki kişilere vurmaya başladılar. Kendilerinden başka kimseye ağız açtırmadılar. Böylece felâketimiz olmaya başladılar. M. Âkif’in meşhur beytini hatırlayacaksınız: “Tarihe, tekerrürden ibarettir diyorlar, Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi?” Tarihimizden ibret almadığımız için, kabalıklar, zorbalıklar devam ediyor. Bana göre: İstanbul’da ve Ankara’da (Siyasal Bilgilerde) cereyan eden olaylarla: “İstemezüüük! Söyletmen urunnn!” çığlıklarıyla ortalığa düşen dünkü yeniçeri ayaklanmaları arasında büyük benzerlikler var. Bu yeni istemezükçülerin ellerindeki büyük bez dövizler, sizin de dikkatinizi çekmedi mi? Beş kelimelik bir ilânda yedi kocaman yanlış vardı: “KolEKTiF YuMuRTA ŞEnliğine hoş GEldiniz” Bu cümlenin doğrusu şöyle olacaktır: “Kolektif Yumurta Şenliğine Hoş Geldiniz” Daha imlâ kaidelerini bile bilmeyen, bir kelime içinde büyük harflerle küçük harfleri art arda kullanan bu delikanlılara, ilkokul diploması veren öğretmenlerimize de yazıklar olsun! Haykırışlarında, kendilerine göre bir tek doğru cümle vardı. CHP Genel Sekreterini sustururlarken: “CHP faşist bir partidir!” diye bağırıyorlardı. Lenin de, Stalin de, Nâzım Hikmet de... Komünizmin dışındaki bütün görüşleri “gericilikle, faşizmle” suçlamışlardır. Bizim bu yeni istemezükçüler, Lenin‘in, Stalin’in, Nâzım‘ın gözü kara yoldaşlarıdırlar. “Söyletmen urun!” nâralarıyla, daha çok meydanlara döküleceklerine hazırlıklı olun!
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT