BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Pişkinler padişahı!..

Pişkinler padişahı!..

İnsanları “aptal” yerine koyuyorlar!.. Hiç şimdiye kadar kırık plâk gibi “Stadı yapıyoruz, işte şu tarlaları da alıp, arsa haline getirdik, borçları nizama, intizama koyduk” tekrarı ile “Beni değiştiremezsiniz” diyen bir Real Madrid, ya da Barcelona veya Arsenal ya da Manhester United ya da Bayern Münih ya da Milân ya da Ajax veya Panatinaikos, Olimpiyakos başkanı ve yönetimi duydunuz mu?..



İnsanları “aptal” yerine koyuyorlar!.. Hiç şimdiye kadar kırık plâk gibi “Stadı yapıyoruz, işte şu tarlaları da alıp, arsa haline getirdik, borçları nizama, intizama koyduk” tekrarı ile “Beni değiştiremezsiniz” diyen bir Real Madrid, ya da Barcelona veya Arsenal ya da Manhester United ya da Bayern Münih ya da Milân ya da Ajax veya Panatinaikos, Olimpiyakos başkanı ve yönetimi duydunuz mu?.. Duymadınızsa, işte aylardır duyuyor ve “üstelik” görüyorsunuz; huzurlarınızda Galatasaray Başkanı!.. Galatasaray’ın, “açık ara lig sonuncusu olan Kasımpaşa mağlup edildi” diye “bayram yapılacak hâle düşürüldüğü” bir dönemde, hâlâ çıkıp diyebiliyor ki ve de basındaki yandaşlarına da söyletebiliyor ki; “Galatasaray sadece futbol değildir!..” “Galatasaray sadece futboldur” diyen yok ve de Polat “sadece futbol için eleştirilmiyor”; aslında Polat, “genel kurulun seçtiği bütün Galatasaray yöneticilerini onun için feda edeceğini” uygulamaları ve açıklamalarıyla gösterdiği Adnan Sezgin yüzünden Galatasaray Yönetim Kurulu’nu “Galatasaray tarihinde görülmemiş bir şekilde parça parça ettiği için” eleştiriliyor; ama diyelim ki “sadece futbol için eleştiriliyor”, ona da kim itiraz edebilir; “Çıkın futbolu”, bakalım, “spor kulübü olarak” Galatasaray’dan geriye ne kalır?.. Galatasaray’ı, Fenerbahçe’nin rakibi yapan, “Türkiye’nin en büyük spor kulüplerinden biri yapan” ve de bütün dünyaya tanıtan “Galatasaray Futbol Takımı” değilse ya nedir?.. Çıkalım futbolu, peki, ya “Türkiye’ye getirip, yenilmez armadalar oluşturduğu” basketbolda, voleybolda, atletizmde Galatasaray ne hâldedir; yıllardır, bu yıl da dahil “Fenerbahçe’nin ne kadar arkasındadır”; bunca yılda bu branşlarda Fenerbahçe’ye karşı kaç yenilgi alınmış, kaç defa galip gelinebilmiştir; dahası, bu branşlarda mesela son 10 yıldır Fenerbahçe’nin kaç, Galatasaray’ın kaç şampiyonluğu (yoksa sıfır mı) vardır?.. İnsanda biraz “sıkılma olur”; elbette Galatasaray “nihayet, devletin yaptığı yeni bir stadın üst yapı kiracısı olabilir”, elbette “fii” tarihinde alınmış bir arsayı değerlendirebilir, elbette “iki şirketin birleşmesini” sağlayabilir, ama bunların “sportif branşlarda başarılı olamamanın nedeni olarak gösterilmesi” ne demektir?.. Bütçe ortada, rakamlar ortada, “futbola” harcanan paralar ortada; “sen, bunca harcamaya, bunca transfere ve çok ünlü hocalara rağmen”, ligde bıraktım Trabzonspor’u, Fenerbahçe’yi, Beşiktaş’ı, Bursaspor’u, “Kayserispor’un tozuna yetişemiyorsan”, Avrupa Kupaları’nda “alay konusu” oluyorsan, hâlâ neyi konuşuyorsun; “Adnan Sezgin’den başka” neyi savunuyorsun?.. Bu tablo insanın, hele hele bir Galatasaray Başkanı’nın yüzünü kızartmalı ve “istifa ettiremese” bile başını eğdirerek susturmalı; “O” başkan, herkesten özür dilemeli ve de onu eleştirenlere “Haklısınız” diyebilmeli!.. Faruk Süren’i “ne kadar ağır eleştirdiğimi” herkes bilir, “günahım kadar” sevmediğimi de, ama “bugün söyledikleri” haksız mı; ey Polat, ona hangi hakla “Konuşma, sus” diyorsun?.. Süren’i, Canaydın’ı eleştirirken “haklı” olacağız, “Senin başkan olmanı” savunurken, “ haklı olacağız”, ama seni eleştirirken, “tu kaka” öyle mi; hadi canım sen de!.. Doğrusu ya, “Galatasaray’ın bugünkü yönetimini bu hallere düşmüş olarak gördükçe”, rahmetli Özhan Canaydın için, Faruk Süren için “zamanında” yazdıklarımdan dolayı “onlardan özür dilemem” gerekip gerektiğini hep ama hep düşünüyorum; zira kaç defa onlara “Sizin yönetiminizden daha kötüsü olamaz” demiştim, görüyorum ki, haksızlık etmişim; Adnan Polat, onları “mumla” aratıyor Galatasaray camiasına; yazık!.. Etiğe tepik!.. Futbol Federasyonu Etik Kurulu, transfer ayında “takımı Süper Lig’e çıkaran” kadroyu boşaltıp 20’den fazla futbolcu aldırdıktan 6-7 hafta sonra “peşin aldığı para da cebinde olarak” Bucaspor’u bırakıp, Eskişehirspor’a giden Bülent Uygun’a “uyarı” cezası vermiş; ne ceza ama, “kınama” bile değil!.. Karşımızda sanki “Etik Kurulu” değil de, “Etiğe Tepik Atanlar Kurulu” var!.. Aynaya bakalım!.. Geçen hafta sevgili Ömer Kükner’in GS TV’de başına gelen “sansür” olayını yazmıştım; İstanbul’dan bir zamanlar TSYD’de yöneticilik de yapmış olan bir spor yazarı arkadaşım telefon etti; “Sen TSYD’nin internet sitesine bakmıyor musun?..” Uzun bir süredir bakmıyordum, soruya soruyla cevap verdim; “Hayrola ne oldu, neden soruyorsun?..” Cevabı, “meslek kuruluşumun yönetimi adına” yüz kızartıcı idi; “Senin yazılarını da uzun bir süreden beri koymuyorlar, gir siteye bak istersen!..” Girdim baktım; “doğru”; 16 ekimden beri koymuyorlar; “Eeee” dedim kendi kendime; “Eleştirirsen TSYD Başkanı’nı ve yönetimini, dernek üyesi olmayanların, hatta spor basını için olmadık yazılar yazanların bile yazılarını koydukları kendi sitende işte böyle yaparlar adama; bir yandan TSYD İzmir Sosyal Tesisleri’ne ‘Sıradan Restoran’ adı verilmesini eleştirdiğin için İzmir Şubesi’nin gazetecilik mesleğini çoktaaan bırakmış olan Başkanı ‘Bana hakaret etti’ diyerek mahkemeye verirken, öte yandan derneğin Genel Merkezi de yazılarını sansür eder!..” “Basın hürriyetini savunması gereken” gazetecilerin bir meslek kuruluşunun yöneticileri “böyle” yaparsa, söyleyin bana, başkalarına söyleyecek “sözümüz” olabilir mi?.. Hesap soran var mı ki?.. Türkiye’de “büyük idarecilik” işte şudur: “Elano’yu satarken kâr ettik” der, herkesi kendine güldürür!.. “Onca milyon euro” vererek “yalvar yakar” getirdiği Misimoviç’i, “kargaların bile güleceği bir sakız çiğneme bahanesi” ile süresiz kadro dışı bırakan ve “A2 takımı ile çalışmaya yollayan” Hoca’ya sesini sedasını çıkaramaz, yarın “üstüne para da vererek” bu oyuncuyu bir başka kulübe gönderebilirse, çıkıp “gene” diyecektir ki; “Kâr ettik!..” Sercan’a “6-7 milyon euro verilirken” naz ve niyaz içinde “10 milyon eurodan aşağıya satmam” diye caka satar, şimdi “5 milyon euro veren olsa da göndersem” diye iç geçirir!.. “Hiddink neden Volkan Şen’i milli takıma almıyor” diye kıyameti koparır, aradan çok geçmeden “sakat ve cezalı olmadığı bazı haftalarda” Hocası takıma koyduğunda, “Ne yapacak acaba, takıma gene ne zarar verecek” diye kalbi küt küt atar!.. Bizde yöneticiler, hem zamanı ve zemini, hem de parayı boşa harcamakta çok mahirdirler; dahası, kulüpleri “babalarının çiftliği gibi” idare etmekte de!..
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT