BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Evimizdeki elektromanyetik kirliliğin farkında mıyız?

Evimizdeki elektromanyetik kirliliğin farkında mıyız?

Günlük hayatımızda kullandığımız cihaz ve araçlarla fazla oranda elektromanyetik dalgalardan etkileniyoruz. Elektromanyetik alanın insan sağlığını olumsuz etkilediğine dair kesin sonuçlara ulaşılmasa da, çocuklar ve bebekler tehlikeye maruz kalıyor.



ÇOCUKLAR VE BEBEKLER Günlük hayatımızda kullandığımız cihaz ve araçlarla fazla oranda elektromanyetik dalgalardan etkileniyoruz. Elektromanyetik alanın insan sağlığını olumsuz etkilediğine dair kesin sonuçlara ulaşılmasa da, çocuklar ve bebekler tehlikeye maruz kalıyor. > A. Faruk Levent Yaşadığımız yüzyılda teknolojinin gelişimine bağlı olarak elektronik aletlerin kullanımı gittikçe artıyor. Mikrodalga fırından saç kurutma makinesine, kablosuz internetten dizüstü bilgisayara, elimizden düşürmediğimiz cep telefonuna kadar hayatımıza girmiş her türlü elektrikli cihaz, elektromanyetik dalga yayıyor. Evimizin yakınından geçen yüksek gerilim hatları ve baz istasyonları da birer elektromanyetik alan kaynağı. Dolayısıyla günlük hayatımızda ister istemez fazla oranda elektromanyetik dalgalara maruz kalıyoruz. Bu elektronik aletleri üreten büyük şirketler, bunların insan sağlığına zararı olmadığını ileri sürseler de, elektromanyetik alanın olumsuz etkilerinin olduğunu gösteren birçok araştırma var. RADYASYON KAYNAĞI Elektrik akımıyla çalışan her araç veya ona enerji taşıyan kablolar; çevresinde elektrik, manyetik veya elektromanyetik alan oluşturur. Bu aletler çalışırken yakınında bulunan canlıların elektromanyetik alan etkisinde kaldığı bilinmektedir. Yapılan araştırmalar sonucunda elektriğin iletimi ve kullanımı sırasında ortaya çıkan manyetik alanların insan sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olduğu sık sık ifade edilmektedir. Bu konuda karamsar bir tablo çizip sizi yanlış yönlendirmek ya da endişelendirmek istemiyorum. Bu yüzden öncelikle temel bilgiler, daha sonra alınabilecek tedbirler konusunda ufuk açıcı bilgiler vermek istiyorum. İyonlaştırıcı olmayan radyasyon olarak ifade edilen elektromanyetik radyasyon kaynakları nelerdir? > Sabit telekomünikasyon cihazlarının (baz istasyonları ve cep telefonu) antenleri > Radyo, televizyon ve telsiz verici istasyonlarının antenleri > Elektrik iletim hatları ve trafolar. > İndüksiyon fırınları ve indüksiyon kaynak makineleri > TV, bilgisayar ekranları > Radar sistemleri > Uydu iletişim sistemleri > Tıpta kullanılan bazı cihazlar > Endüstride yüksek radyo frekansta çalışan bazı sistemler > Elektrikli ev aletleri (mikrodalga fırın, tıraş ve saç kurutma makinesi vb.) ARAŞTIRMALAR NE DİYOR? Yüksek enerjili iyonlaştırıcı elektromanyetik dalgalar, DNA ve genetik malzemeyi içeren biyolojik dokuda hasara yol açabilen moleküler değişikliklere yol açabilir. Bu etkinin olabilmesi için dokunun x-ışınları ve gama ışınları gibi yüksek enerjili fotonlarla etkileşmesi gerekir. İyonlaştırıcı radyasyonun hücrelerin DNA’sını etkileyerek mutasyon ve kansere yol açtığı bilinse de radyo frekans dalgalarının benzer etkiler yaptığı kanıtlanmamıştır. Son yıllarda cep telefonlarının özellikle beyin tümörlerini arttırıp arttırmadığı konusu gündeme gelmiş, ancak bugüne kadar yapılan incelemelerde cep telefonu kullanımının kansere yol açtığını gösterecek kesin deliller bulunamamıştır. Araştırma sonuçları, elektromanyetik alanın insan sağılığını olumsuz etkilediğine dair kesin sonuçlara ulaşamasa da çocuklar ve bebekler -gelişim dönemlerini tamamlamamış olmaları nedeniyle- tehlike altındadır. Bu nedenle ebeveynler olarak bu tehlikeye karşı alınabilecek tedbirler konusunda duyarlı olmak durumundayız. PENCERELER Utku Öztürk / Emre Erdoğan utku.ozturk@ihlaskoleji.com YAZILI YOKLAMA Soru: Güneydoğu Anadolu bölgesinde petrol nerelerden çıkartılır? Cevap: Petrol, Raman ve Gazman’dan çıkartılır. Soru: Canlıların ortak özellikleri nelerdir? Cevap: Yol, yemek, sigorta Soru: Karadeniz bölgesindeki tarımı anlatınız. Cevap: Karadeniz bölgesinde toprak çok verimlidir. Burada en çok hamsi yetiştirilir. “Tweetçi” egomupudraladim Yatağına tepside kahvaltı ve gül getiren erkekle, toplu ulaşımda sana yer vermemek için camdan dışarı bakan erkek aynı. Niltakipte Saatin bile ‘bişeye bişey var’ ya da ‘bişeyi bişey geçiyo’ diye konuştuğu bi dünyada, ‘anı yaşamak’tan nasıl sözedilebilir ki? ceriLevis Keşke eş seçerken de yeni bir e-mail adresi alırken ki gibi ‘uygunluğunu kontrol et’ butonu olsa, ‘uymaz o abi, sana gitmez’ dese mesela. ceriLevis Ülkemizde ‘ee iskender’in yanında yoğurt var, o zaman ben ayran değil kola içiyim’ tespitini yapabilen herkes ‘ben mantıklı insanım’ diyor... GokhanBeter Bi erkek kadınına evlenene kadar söz geçirebilir, dışarı çıkma, onu giyme gibi... Evlendikten sonra kullanacağı 2 kelime vardır. “Peki karıcım”. Serdarcilingr Sevgili esmer kız saçını sarıya boyatınca maalesef Marilyn Monroe’ya değil, Gineli forvet İbrahim Yattara’ya benziyorsun, yapma bunu lütfen. ofansifstoper Türk insanının yardımlaşmasına İstiklal Savaşı’ndan sonraki en büyük örnek, tıka basa dolu İETT’de arkadan uzatılan akbilin geri dönmesidir. EnKlarkKent Ben küçükken astronot olmak isterdim, şimdi bakkala gitmeye üşeniyorum... YunusBayrak Komşusu internetsiz yatarken wireless’a şifre koyanlar neden böyle kötü şeyler yapıyorsunuz... GOOGLEARENA (Arama motorlarına göre popülarite) Jullian Assenge (wikileaks)... 11.9 milyon jimmy wales (wikipedia)......... 665 bin Elif Şafak................498 bin Can Dündar......2.4 milyon Gazze............ 35.5 milyon Hawai ............202 milyon PAYLAŞIM MERKEZİ Dâhiler için kullanılan kafası karışık ve şaşkın profesör tiplemesi yaygın bir genellemedir. Doğruluğu tartışılır tabii, fakat bunu doğrulayan olaylar da yaşanmıyor değil. Mesela, bilimde sibernetik alanı bulan Norbert Wieiner dalgın dâhi yakıştırmasına tam uygun bir kişiydi. Anlatılanlara göre, Weiner bir konferansa arabasıyla gitmiş, konferanstan sonra -arabasıyla geldiğini unutarak- eve otobüsle dönmüş ve işin daha da ilginç tarafı, evinin park yerinde arabasını bulamayınca arabasının çalındığı iddiasıyla polise başvurmuş. BİLİYOR MUSUNUZ? Papağanın hafızası 2007’nin eylül ayında 31 yaşında hayata gözlerini yuman Alex isimli papağan, bugüne kadar yaşamış olan en ‘zeki’ kuş olarak biliniyor. Bu papağan, 50 ayrı cismi ayırt edebiliyor, yedi ayrı rengi ve şekli tanıyabiliyor ve altıya kadar sayabiliyormuş. HAKKINDA BİLMEDİĞİNİZ 3 ŞEY UYKU > 1964’te 17 yaşındaki Randy Gardner 264 saat 12 dakika uyanık kalarak dünya rekoru kırdı. Rekordan sonra da 15 saat uyudu, bu bir rekor değil tabii; ama fena değil. > Oxford’ un 2002’de yaptığı bir araştırmaya göre uyumak için koyun saymanın hiçbir faydası olmadığı kanıtlanmış. Zihinsel aktivite o kadar sıkıcıymış ki insanın kafasına takılan meseleler ve endişeler baskın geliyormuş. > Amerika’da her yıl 100 binden fazla araba kazası “araba kullanırken uyuyakalmaktan” kaynaklanıyormuş. Aynı zamanda Amerika’da yılda 70 milyondan fazla uyku ilacı satılmaktaymış. SALİH UYAN salih.uyan@ihlaskoleji.com Etkiliyorum Sınırları çizilmemiş özgürlük esarettir Türkiye’de son zamanlarda, özgürlükle ilgili, insanların kafası oldukça karışmış durumda. Kelimeye yüklenen yanlış manalar yüzünden, çocuklar her türlü yanlışı yapmayı özgürlük zannediyor. Kanaat önderi olarak bilinen kimi yazarlar da toplumdaki yanlış kanaati düzeltmek bir yana dursun, sütunlarında güya özgürlüğünü yaşayamayanlar için iri puntolarla gözyaşı döküyorlar. Hâlbuki özgürlük sadece doğru olduğuna inandığın şeyi yapmak değildir. Yanlış olduğuna inandığın bir şeyi yapmamak da özgürlüktür. Kimisi için özgürlük olan şey, bir başkasının ayağına vurulmuş prangadır bazen. Kimisi için soyunmaktır özgürlük, kimisi için giyinmek... Veya kimisi için içki içmektir, kimisi için içmemek... Yağmur ormanlarında yaşayan yerliler, belgesel çekimi için gelen beyazların kot ve gömleklerine bakıp kim bilir onlara nasıl acıyorlardır? Çıplaklığa öylesine alışmışlardır ki o sıcakta elbiseyle mutlu olunabileceğini asla anlayamazlar. Kendilerinden farklı bir hayat tarzı benimsedikleri için, mutlu kalabalıkların arkasından üzülen ve özgürlük budalalığı yapanların durumu da bu yerlilerden çok farklı değil aslında. Önlerinde demir bir parmaklık ve parmaklığın arkasında bir kalabalık görüyorlar. Zannediyorlar ki parmaklığın arkasındaki insanlar esaret altında. Hâlbuki at gözlüklerini çıkarıp çevrelerine bir baksalar, demir parmaklık arkasında olanın kendileri olduğunu görecekler. Ellerinde megafonla özgürlük şarkıları söylerken etraflarını nasıl dikenli telle ördüklerinin farkına varacaklar. Eğer birileri çıkıp neyin özgürlük olduğuna dair ahkâm kesecekse, yaşanılan günün ve coğrafyanın normallerine göre sloganlaştırılmış kavramlardan kurtulup evrensel bir doğruyu referans almalıdır. Bir gazetenin gezi sayfasında Amsterdam için “dünyanın en özgür şehri” ifadesi kullanılıyor. Niçin? Orada uyuşturucu ve fuhuş yasal olduğu için. Aynı gazetenin iki sayfa ötesinde “Avrupa uyuşturucu batağında” başlığıyla riyakâr manşetler atılıyor! Geçmişini unutmuş insanlara özgürlük tarifi yaptırmak, hafıza kaybı yaşayan bir görgü şahidine robot resim çizdirmek kadar mantıklı olabilir ancak... “Özgürlük, kendini bir yere, bir şeye bağlamak değil ise o zaman ne işe yarar ki!” diyen Cemil Meriç durumu ne kadar da güzel özetliyor.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT