BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bu testler
hayat kurtarır

Bu testler
hayat kurtarır

Organlarımızın beyni konumundaki tiroid bezine yönelik testler, kanser gibi birçok hastalık hakkında ipuçları veriyor.



Vücudumuzdaki organların âdeta beyni olan tiroid bezine yönelik testler, bize birçok hastalık hakkında önemli ipuçları vermektedir. Check-up programlarının vazgeçilmezi tiroid fonksiyon testlerini masaya yatırıyoruz Kıymetli okuyucularımız, yoğun koşuşturma sebebiyle ihmal ettiğimiz genel sağlığımızı korumak ve önceden tedbir alıp gereğini yapmak için başvurulan check-up programları, gönümüzde tıbbi uygulamaların ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Bu vesileyle sizlere geçmiş haftalarda kısmen değindiğim ve genel sağlık taramalarının içinde yer alan “tiroid hastalıkları”nda uygulanan pratik test ve tetkiklerden söz edeceğim. İsterseniz ilk önce “tiroid foksiyonlarını ölçen testler“den başlayalım: > Kandaki tiroid hormonlarının (Total T3 ve T4, Serbest T3 ve T4) ölçümü > TSH ölçümü > TRH testi > I-131 uptake testi (radyoiyot uptake testi) > Antitiroid antikorlarının ölçümü (anti Tg, anti TPO, TRab) Bu testler kullanılarak tiroidin normalden fazla (hipertiroidi), az (hipotiroidi) veya normal (ötiroid) çalışıp çalışmadığı ortaya çıkarılabilir. Bunlara kısaca bir göz atalım. TOTAL T3 ve T4 SERBEST T3 ve T 4 Total T4 ve T3 hormonları ölçümünde, serbest ve taşıyıcı proteine bağlı hormonlar birlikte ölçülür. Doğum kontrol hapı kullanan veya östrojen içeren ilaç alan kadınlarda olduğu gibi bazı durumlarda tiroid hormonlarını bağlayan taşıyıcı proteinlerde artış olur. Bu durumda, tiroid hastalığı olmadan total tiroid hormonlarında artış olur. Gerçek hastalığı ortaya çıkarmak için serbest T3 ve T4 hormonlarını ölçmek gerekir. Açlık gerekmez. TSH ÖLÇÜMÜ TSH, beynin alt kısmında bulunan hipofiz bezinden salgılanan hormon olup tiroid bezini uyararak hormonların yapımını sağlar. Hipotiroidi’nin teşhisinde kandaki TSH seviyesi yükselir. Tedavinin yeterli olup olmadığı TSH ölçümleri ile anlaşılır. Tedavi yeterli ise TSH düzeyi normale gelir. Subklinik (sessiz) hipertiroidi teşhisinde TSH düzeyi normalden düşüktür. TRH TESTİ TRH beynin hipotalamus bölgesinden salgılanır. TSH salgısını kontrol eden bir hormondur. Normal şahıslarda TRH verilmesinden sonra hipofizden normal miktarda TSH salgılanır. Hipertiroidide TSH baskı altında olduğundan TRH enjeksiyonundan sonra TSH seviyelerinde değişiklik olmaz. Açken uygulanır. Şu işlere yarar: > Hipertiroidi hastalığının ayırıcı teşhisinde > Tiroit kanserlerinde baskılama tedavisini ölçmede > Hipofiz yetersizliğinin teyit edilmesinde > Hafif hipotiroidinin teşhisinde I-131 UPTAKE TESTİ I-131 bir radyoaktif maddedir. Tiroid hastalıklarının teşhisinde ve tedavisinde kullanılır. Bu test, tiroid bezinin iyod tutma yeteneğini gösterir. Test, açken çok küçük dozlarda I-131 su içinde içirilir. Verilen miktarın yüzde kaçının tiroid bezine gittiği, dışarıdan boyun bölgesine yerleştirilen uptake cihazı ile ölçülerek belirlenir. Test; > Radyoiyot (atom) tedavisinde > Hipertiroidi > Tiroid kanseri > Hipertiroidi ve tiroiditlerin ayırıcı teşhisinde kullanılır. ANTİTİROİD ANTİKORLARI Bilinmeyen nedenlerle, vücut kendi dokusuna, mikroplara karşı olduğu gibi savunma maddeleri, yani antikorlar üretmeye başlar. Haşimoto troiditinde de tiroid dokusuna karşı antikor üretir. Tiroid dokusuna karşı gelişen oto antikorların yüksek dozda ölçümü; tiroid dokusunu harab edici bir sürecin varlığını ve belirli periyodlarla tiroid fonksiyonlarının takip edilmesi gerekliliğini gösterir. İNCE ASPİRASYON BİYOPSİSİ Bir çimdikten daha az acı hissedersiniz İnce İğne Aspirasyon Biyopsisi (İİAB), tiroid nodüllerinin ayırıcı teşhisinde kullanılan bir metottur. Tiroid nodüllerinin yaklaşık % 5’i habis, % 95’’i ise selimdir. İİAB ile selimler habis nodüllerden yüzde 75 hassasiyetle ayrılabilir. İİAB’nin yararlarını söyle sıralayabiliriz: > Ameliyat oranını yüzde 40 azaltır > Ameliyat metodunu önceden belirler > İİAB’de habis hücre görülmesi tiroid bezinin tamamen çıkartılmasını, selim hücre görülmesi ise sadece nodülün çıkartılmasını gerektirir. İİAB yapılamayan veya yanlış sonuç alınan hastalarda kanser teşhisi konulmuşsa, çoğu defa ikinci bir operasyonla geri kalan tiroid dokusunun tümünün çıkarılması gerekir. İİAB, poliklinik şartlarında çok kolaylıkla yapılabilir ve hemen hemen hiçbir riski yoktur. Herhangi bir hazırlık veya açlık gerekmez. İşlem damara girmek gibi çok kısa (birkaç saniye) sürdüğünden lokal anesteziye ihtiyaç yoktur. Duyulan acı çok defa kalçaya yapılan bir enjeksiyondan veya bir çimdikten çok daha azdır. İİAB, kanama bozukluğu olan hastalarda, coumadin veya aspirin gibi kan sulandırıcı alanlarda uygulanmaz. ERKEN TEŞHiS Kansere DUR deyin! Tiroid bezinin gerek fotoğraflanması ve gerekse de ultrasonda bakılması başta guatr olmak üzere kansere giden birçok yolu da kesecektir... Tiroid bezinin görüntülenmesinde kullanılan başlıca yöntemler şunlardır: > Tiroid sintigrafisi > Tiroid ultrasonografisi (USG) > Bilgisayarlı tomografi (BT) > Magnetik rezonans (MR) Bunlar içinde en sık olarak kullanılan tiroid sintigrafisi ve tiroid ultrasonografisidir. TİROİD SİNTİGRAFİSİ Tiroid sintigrafisi, tiroidin büyüklüğünü, şeklini ve fonksiyonlarını gösteren tiroid bezinin bir fotoğrafıdır. Sintigrafi, hastaya tiroid dokusunda birikim gösteren bazı radyoaktif maddelerin verilmesi ile uygulanır. Aç olunmasına gerek yoktur. Sadece hamilelere uygulanmaz. Şu amaçlar için kullanılır: > Guatr, tiroid nodülleri, hipertiroidi ve tiroiditlerin teşhisinde > Tiroit bezinin yerinin tespiti > Boyun kitlesinin ayırd edilmesinde > Göğsün üst kısmındaki kitlelerin ayırıcı teşhisi > Tiroid ameliyatından sonra geri kalan dokunun tespitinde > Ameliyattan sonra fonksiyon gösteren kanser metastazların araştırılmasında Sintigrafi ile tiroid kanseri teşhisi konabilir mi? Tiroid kanserleri tiroid sintigrafisinde hipoaktif (soğuk) nodül olarak görülür. Ancak bu nodüllerin çoğu, selim tabiatta olan nodüllerdir. TİROİD ULTRASONOGRAFİSİ Tiroid ultrasonografisinin hastaya herhangi bir zararı yoktur. Açlık veya tokluk durumlarında uygulanabilir. Teşhiste çok önemli yeri olan ultrasonografi, tirod hastalıklarının tanınmasında ilk basamak testi olarak kısa zamanda yapılabilir. Aşağıdaki amaçlara yönelik olarak kullanılır: > Guatr, boyun kitleleri ve tiroid nodüllerinin değerlendirilmesinde > Kistik nodüllerin diğer nodüllerden ayrılmasında > Ameliyattan sonra nüks nodüllerinin araştırılmasında > Normal tiroid yapısının tiroidit ve hipertiroidi yapısından ayırt edilmesinde Ultrasonografi ile tiroit kanseri tanısı konabilir mi? Bazı ultrasonografik bulgular kanseri akla getirebilir. Böyle durumlarda da mutlaka İnce İğne Aspirasyon Biyopsisi yapılarak teşhis teyit edilir. OKUYUCULARIMIZA CEVAPLAR Kazak giyerken bile zorlanıyorum > H.E. / ANKARA > Boyum 156, kilom 43, 47 yaşındayım. 2 yıl önce kollarımda ağrılar oluştu. Kazak giyerken bile zorlanıyorum. 3 yıl önce menopoza girdim. Ağrılarım ondan sonra başladı. Günde 20-40 adet sigara içiyorum. Beslenme alışkanlığım et ağırlıklı. Neler tavsiye edersiniz? CEVAP: Kıymetli okuyucum, kilonuz boyunuza göre harika. Kötü olan ise sigara içmeniz ve et ağırlıklı beslenmeniz. Sigarayı kesinlikle bırakıp sebze ve balık ağırlıklı beslenelim. Kollarınızdaki ağrı büyük ihtimalle boyundaki ve omuzlardaki kireçlenmeye bağlı gibi gözüküyor. Nadiren de iltihabi romatizmal hastalıkların seyrinde olabilir. Boyun ve omuz grafileri ile kan tahlilleri durumu ortaya çıkarır. Sigara ve et; eklemlerde kireçlenme ile kemik erimesini artırır. Kollarda uyuşma ve karıncalanma da varsa yapılacak EMG testi ile sinir sıkışmasının olup olmadığı, duruma göre ilaç veya cerrahi girişim yapılır. Hekim kontrolü altında hemen hemen tüm şikayetleriniz büyük ölçüde kaybolur. Kullandığım ilaçlar midemi tahrip etti > Rumuz İkrime > Geçtiğimiz yaz ağır bademcik enfeksiyonu geçirdim, kullandığım ilaçlar midemi bozdu ve hemoroidim de var. İlaçların etkisi o kadar uzun olabilir mi? CEVAP: Değerli okuyucumuz, bademcik enfeksiyonu çoğunlukla antibiyotiklerin etkili olduğu bakteriler veya antibiyotiklerin etkisiz olduğu virüslerden kaynaklanır. Bakteriyel olanların tedavisi antibiyotiklerdir. Antibiyotiğin dışındaki ilaç, romatizmal ağrı kesici olup sizde kullanılması pek gerekmez. Bu tip ilaçların midenin koruyucu mukoza yapısını tahrip edici yan etkileri vardır. Mide şikayetleriniz hastalığınıza ve ruhi durumunuzun yüklediği stres ile antiromatizmal ilaçlara bağlı gelişen gastrit veya ülserdir. Bu durumda kullanılması gereken proton pompa inhibitörü ve H2 antagonisti ilaçlarıdır. Bağırsakla ilgili şikayetleriniz ise tipik olarak İrritabl Bağırsak Sendromunu, hemoroidinizin varlığı da bağırsak şikayetlerinizin yıllardan beri kabızlıkla beraber uzun sürmesindendir. Acıdan ve koladan hayat boyu uzak durun. Şu andaki panik ve korku halinizin ilaçlarla ilgisi yok. Sebebi uzun süren hastalığınızdır. İlgili hekime müracaat ettikten sonra gerisini de fazla kafaya takmazsanız oldukça ferahlayacaksınız. HER DERDİNİZİ BANA YAZIN E-mail: aile.doktoru@tg.com.tr Adres: 29 Ekim Caddesi No: 23 34197 Yenibosna İSTANBUL
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT