BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ermenilerin sigorta tehdidi yine sahnede

Ermenilerin sigorta tehdidi yine sahnede

Kaliforniya mahkemesinin kararına göre 1915’te ölenlerin mirasçılarına para ödemek zorunda kalacak olan sigorta şirketleri bu parayı Türkiye’den isteyebilecek.



PARA TALEP EDİLEBİLECEK Kaliforniya mahkemesinin kararına göre 1915’te ölenlerin mirasçılarına para ödemek zorunda kalacak olan sigorta şirketleri bu parayı Türkiye’den isteyebilecek. AMAÇ SÖZDE SOYKIRIMIN KABULÜ Ermeni diasporasının asıl amacı sigorta şirketlerinden “gelir” elde etmekten ziyade, Türkiye’yi “soykırım” yaptığı yönünde, uluslararası alanda mahkûm ettirmek. ABD merkezli Ermeni diasporası, sözde “soykırımın” 100. yılı olan 2015 tarihi yaklaşırken, Türkiye’yi zor durumda bırakabilecek bir hamleyi daha gerçekleştirdi. Daha önce mahkeme tarafından reddedilmiş olmasına rağmen, Ermenilerin ısrarlı çabaları sonucunda Kaliforniya eyaletindeki bir bölge temyiz mahkemesi, 1915 olaylarında ölenlerin mirasçılarının, Amerikan mahkemelerinde sigorta şirketleri aleyhine dava açarak, kendilerine ödeme yapılmasını isteyebileceklerine hükmetti. Hâlbuki aynı mahkeme, Eyalet Meclisi tarafından 9 yıl önce kabul edilen bu yöndeki bir yasayı, ABD Anayasası’na aykırı bularak iptal etmişti. DAVA AÇILABİLİR Eğer sigorta şirketleri söz konusu karara itiraz etmez veya ABD Yüksek Mahkemesi’ne taşıyarak iptal ettirmeyi başaramazlarsa, yüksek bir miktarı, 1915’te hayatını kaybedenlerin yaşayan mirasçılarına ödemek zorunda kalabilirler. Bu durumda sigorta şirketlerinin, Ermenilere ödeyecekleri meblağı Türkiye’den talep etmeleri ihtimali söz konusu olabilecek. Türkiye aleyhine mahkemelerde dava açılabileceği gibi, sigorta şirketleri konuyu uluslararası yargı ve hakemlik organlarına da taşıyabilecek. Zaten Ermeni diasporasının asıl amacı da bu. Sigorta şirketlerinden “gelir” elde etmekten ziyade, Türkiye’yi “soykırım” yaptığı yönünde, uluslararası alanda mahkûm ettirmeyi amaçlıyorlar. Kuşkusuz diasporanın bu hedefine ulaşabilmesi için, ABD‘nin “soykırımı” resmen tanıması büyük önem taşıyor. 2012 Başkanlık seçiminden önce, ABD Başkanı Barack Obama’nın bu yönde bir tavır sergilemesini sağlayabilirlerse, Amerikan mahkemelerinden istedikleri yönde kararlar çıkartmalarının önünde hiçbir engel kalmayacak. 19. yüzyılın sonlarından itibaren çeşitli hayat sigortası şirketleri Osmanlı tebaasına yönelik hayat sigortası kampanyaları başlatmışlardı. Bu sigorta poliçeleri en çok Ermeniler ve Rumlar gibi gayrimüslim tebaa tarafından satın alınmıştı. Mesela, ABD merkezli New York Life adlı şirketin Osmanlı topraklarında sattığı 7000’den fazla hayat sigortası poliçesinin yaklaşık %80’ini Ermeniler satın almıştı. Aynı şekilde Fransızların AXA, İngilizlerin Aviva ve Almanların Victoria ve Munich Re Ag şirketleri de Ermeni ve Rumlara yüksek meblağlara varan hayat sigortası satmışlardı. 1980’lerin sonundan itibaren, Ermeni lobisiyle yakın ilişki içinde bulunan bazı Amerikalı avukatlar, ellerinde sigorta poliçeleri bulunan Ermenilerle temasa geçerek önce New York Life ardından da AXA ve Alman şirketleri aleyhine dava açtılar. New York Life şirketi 2004’te Ermenilere 20 milyon dolar ödemeyi kabul etti. AXA ise 2007’de 17.5 milyon dolarlık bir ödeme yaptı. Alman şirketleriyle ilgili dava halen devam etmekte. Kaliforniya’daki temyiz mahkemesinin kararından sonra açılabilecek yeni davalarda, diaspora avukatları “Osmanlı Devleti’nin 1915’te Ermenilere bir soykırım uyguladığı” tezini savunarak, Türkiye’nin “sorumluluğunun” Amerikan mahkemelerinde de tescil edilmesini sağlamaya çalışacaklar. Önümüzde, Türkiye’nin Ermenistan politikasını olduğu kadar, Türk-Amerikan ilişkilerini de derinden etkileyebilecek zorlu bir dönem var. Ankara bir yandan ABD yönetiminin mevcut politikasını devam ettirerek, “soykırım” iddialarını resmen tanınmasını engellemek için en üst düzeyde baskısını sürdürecek, diğer yandan da, Amerikan mahkemelerinin “soykırım” yalanını kabul eden kararlar vermemeleri için çaba gösterecek. Bu noktada, Türk dış politikasının başarısı açısından, çok iyi yetişmiş diplomatlar kadar, çok iyi hukukçulara da ne kadar ihtiyaç duyulduğu bir kez daha ortaya çıkıyor.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT