BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kavganın kime faydası var?

Kavganın kime faydası var?

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın direktifleri ile dış politikamızda yeni bir konsept geliştirildi. ‘Çok yönlü’ ve ‘komşularla sıfır problem’ şeklinde özetleyebileceğimiz bu politikalar meyvelerini vermeye başladı. Artık, uluslar arası arenada, dikkate alınmamak şöyle dursun, sözü dinlenen ve bölgesel konularda yol gösteren-politika belirleyen bir ülke konumundayız.



Başbakan Tayyip Erdoğan’ın direktifleri ile dış politikamızda yeni bir konsept geliştirildi. ‘Çok yönlü’ ve ‘komşularla sıfır problem’ şeklinde özetleyebileceğimiz bu politikalar meyvelerini vermeye başladı. Artık, uluslar arası arenada, dikkate alınmamak şöyle dursun, sözü dinlenen ve bölgesel konularda yol gösteren-politika belirleyen bir ülke konumundayız. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın itibarının nasıl olduğunu; gittiği ülkelerdeki coşkulu mitinglerle karşılanışı göstermektedir. Üstelik bu durum, başta komşularımızda ve Arap ülkelerinde olmaktadır. Daha düne kadar bu durumun zorluğunu ve hatta imkansızlığını hepimiz biliyorduk. Baba Hafız Esad döneminde kanlı-bıçaklı olduğumuz Suriye ile, oğul Beşar Esad’la geliştirilen dostluk sayesinde ne günlere geldiğimiz cümle alemin malumudur. Bu cümleden olarak; en hayati meselemiz olan PKK terör örgütü mensuplarına, savaş açtıklarını ve binin üzerindeki teröristi yakaladıklarını ve bu savaşı sürdürdüklerini sevinerek görmekteyiz. Halbuki bu durumun hayali bile mümkün değildi. Dış politikada en büyük zaafımız, komşularımızla olan diyalog eksikliğimizdi. Batı’nın oyununa gelerek, komşularımızla bütün köprüleri atmıştık. Bunun zararı evvel emirde bize ve tabiatıyla komşularımıza idi. Gidin ve Türkiye’mizin dört bir yanındaki komşularımızla yaşanmakta olan sınır ticaretini ve sınır illerimizdeki canlanmayı ve hareketliliği görün! Göğsünüz kabaracak ve geçen yıllara esef edeceksiniz. Seneler senesi yapılan kavganın zararını hep birlikte yaşadık; bu durumun kimseye en ufak bir faydası olmadı. Suriye’ye gittiğimizde; yaşlı bir Halep’linin bize anlattıkları, burnumuzun kemiğini sızlatmıştı. Demişti ki o adam: ‘siz biliyor musunuz ki, bizim Suriye’de en değer verdiğimiz ve kutsal bildiğimiz, gelinlik kızlarımızın çeyiz sandıklarıdır. Bizler o çeyiz sandıklarımızın en altına, itina ile Türk bayrağını koyarız!’ Bu durum size her şeyi anlatmıyor mu? Tepelerdeki itiş-kakışın halklara yansımadığını ve halklar arasındaki kardeşliğin diriliğini, Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın Beyrut mitinginde görmedik mi?
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT