BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bırakmasını bilmek..

Bırakmasını bilmek..

Hangi meslek mensubu olursanız olun, günü geldiğinde bırakmasını bilmeniz gerekir.. İster siyasetçi, ister sporcu, ister medya mensubu, ister işadamı, ister toprak adamı.. Bırakın ki arkadan gelenler de bir yaraya merhem olsun..



Hangi meslek mensubu olursanız olun, günü geldiğinde bırakmasını bilmeniz gerekir.. İster siyasetçi, ister sporcu, ister medya mensubu, ister işadamı, ister toprak adamı.. Bırakın ki arkadan gelenler de bir yaraya merhem olsun.. Peki bizde böyle mi?.. Ne gezer!.. Koltuğumdan olurum endişesiyle kişi neredeyse tuvalete bile gitmiyor.. Bakın siyasetçilere, hırsı aklının önüne geçmiş ne muhteremler görürsünüz.. Size hayatın içinden birkaç portre sunayım; Adam hasbelkader milletvekilliğini yakalamış ve ardından bakan olmuş.. Sonra da siyasi hayatı bitmiş.. Lâkin arzusu bitmemiş.. Sene 2010 olmuş, neredeyse piri fani olma yoluna girmiş, ancak insanları hâlâ daha kendisine hürmet etmesi gereken mahlûklar olarak görüyor.. Enaniyet, kibir, karşısındakine kıymet vermeme, gırla gidiyor.. Halbuki ölüm denen o soğuk gerçeğin bir gün kendisinin de kapısını çalacağını düşünmüyor.. Kendine bir gelebilse, neyin ne olduğunu görecek ama ah o ego.. Yine başka bir misâl.. Kişi işadamı.. Zehir gibi çocukları var, kafaları işleyen ve de saygılı.. Fakat baba bir türlü koltuğu bırakmıyor.. Çocuklarına itimat etmiyor.. Statükoyu koruyor, yeniliklere açılmıyor.. Müessesesini de güdük bırakıyor.. Bu tutum yıllarca devam ediyor ve çağa ayak uyduramamaktan dolayı iflâs bayrağını çekiyor.. Bir misâl daha.. Değerli hocam üniversitede öğretim üyesi.. Etrafıyla uyumsuz.. Kendisiyle bile barışık değil.. Öğrenci yetiştirmiyor.. Herkese çile çektiriyor.. Bereket yaş haddi geliyor ve koltuğundan ayrılıyor.. Ne hazindir ki, yolda bir selâm vereni dahi çıkmıyor.. Son bir misâl.. Adam sivil toplum teşkilâtlarının başına geçip başkan oluyor.. 30 yıl, 40 yıl hatta 50 yılı deviriyor.. Kendisini dalkavukları vasıtasıyla da devamlı alkışlatıyor.. Kendi kendime sorar dururum; “bu ve benzerleri gerçekten bulunmaz Hind kumaşı mı?..” Evet kıymetli okuyucularım; bunları şunun için yazdım.. Başbakan Tayyip Erdoğan geçenlerde bir demecinde; “kimse koltuğa yapışmamalı” diyordu ve ardından ekliyordu; “AK Parti’de tüzük gereği 3 dönemden fazla milletvekilliği yapılamaz”.. Başbakana yürekten katılıyorum.. Hatta 3 dönem bile çok, ama neyse.. 2 dönem en makulu.. 5‘erden 10 yıl.. Az süre mi?.. Öyle kişiler var ki neredeyse TBMM‘den emekli olacak.. Kimileri de kokuyu iyi alıyor.. Bir parti, ardından öteki parti, sonunda da başka bir partiye zıplıyor, bakıyorsunuz ki zatı muhteremin parlamenterliği 25 yıl olmuş.. Doğru dürüst bir konuşma yapmayacaksın, millet yararına bir soru önergesi bile veremeyeceksin, ardından da her dönem Meclis‘te kalmanın hesaplarını yapacaksın.. Böyle şey olmaz!.. Hülâsa; 4-5 dönem milletvekilliği yapma devri sona ermelidir.. En fazla 3 dönem tüm partiler tarafından benimsenmelidir.. Arkadan gelen pekçok millet evlâdının da önü tıkanmamalıdır..
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT