BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Şiddet eylemi rayından çıkarır

Şiddet eylemi rayından çıkarır

Greenpeace Gönüllü Koordinatörü ve deneyimli protestocu Bilge Öztürk: Şiddetle istenen mesaj verilemez.



NİÇİN EYLEMDEYİZ? Eyleme katılmadan önce ne için oradayız sorusunu kendimize sormalıyız. Sonrasında vereceğiniz mesajı en etkili şekilde nasıl verebilirsiniz, onun yolunu bulmak önemli. HEP KAYBEDEN OLUR Eylemlerde şiddet?çözüm olmuyor, hep kaybeden birileri oluyor. Hatta problemi daha kronik hâle getiriyor. Oysa hepimizin kazandığı bir dünya amacımız olmalı. M.Kurtbay Önür - İSTANBUL Bugünlerde yumurtalı, boyalı “protesto”lar, Türkiye gündemine hop diye oturuverdi. Dünyada “WikiLeaks” konuşulurken, Türkiye’de konu bir anda “Yumurta” fiyatlarına kadar geliverdi. Koca koca profesörler ekranlarda “Elinde sucuğu sallayıp!” sucuklu yumurta tarifi verdi. Mevzu yumurtadan çıktı. Ama asıl mevzu yumurtanın sarısıydı. İnsanları protestolara iten konular! Son günlerde “izinli” ya da “izinsiz” dikkat çeken her protesto gündeme oturuverdi. Göstericiler mi suçlu, güvenlik güçleri mi? Provokasyon varsa, provokatörler nerede?... soruları bir hafta boyunca gazetelerde, televizyonlarda tartışıldı durdu. Protesto hakkı her vatandaşın en doğal hakkıydı, peki protesto ve gösteri nasıl yapılmalıydı?... Biz de bu soruları dünyada 2.6 milyon üyesi olan Greenpeace’in Gönüllü Koordinatörü ve Şiddetsizlik Eğitmeni Bilge Öztürk’e sorduk. Bakın ne cevaplar aldık. *?Protestolarda eylem şekli nasıl oluşturulmalı? Dünyada bir problemin olduğunu düşünüp, bunu dile getirmek istersiniz. Çok insansı bir güdü, bunu ben her gün yapma ihtiyacı hissediyorum. Harekete geçmeye karar verdiğiniz anda yapmanız gereken şey iletmek istediğiniz mesajı en iyi, en dikkat çekici, herkesin yararına hangi şekilde hem hedefinize, hem de kamuoyuna iletebilirsiniz, bunu düşünmelisiniz. Ben hem Greenpeace’te, hem Greenpeace dışında eylemlere katılıyorum. Bir eylemci olarak amacım mesajımı şiddetsiz bir şekilde ulaştırmak ve de mücadeleye sonuca ulaşana kadar devam etmek. Herhangi bir eyleme gitmeden önce kendini hazırlamak önemli, ne için oradayız. Her ne olursa olsun, dünyada her ne değişiklik istiyorsak isteyelim hepimiz, dünyada yaşayan tüm varlıklar için istiyoruz. Bunu unutmamak gerekiyor. Dediğim gibi sonrasında vereceğiniz mesajı en etkili şekilde nasıl verebilirsiniz, onun yolunu bulmak önemli. Ne yazık ki şiddet olan yerde hep kaybeden birileri oluyor, oysa hepimizin kazandığı bir dünya amacımız olmalı. PASİF DİRENİŞ SES GETİRİYOR! *?Eylem için ekipman da kullanıyor musunuz? Biz genelde eylemlerimizi çevre suçlarının işlendiği yerlerde yapıyoruz. Eylemlerin dikkat çekici olması için çeşitli yöntemler, taktikler, ekipman, hatta dikkat çekici mesajlar kullanabilirsiniz. Greenpeace kurulduğu günden bu yana eylemleriyle “tanıklık etme” ilkesini benimsiyor. Medya aracığıyla da kamuoyunun tanıklık etmesini sağlıyoruz. Bazen akıllıca kullandığınız aletlerle, oradaki tanıklık sürenizi uzatabilirsiniz. Ben aynı zamanda şiddetsizlik eğitmeniyim. Eylemlerde şiddetsizliğin temel alınması gerektiğini düşünüyorum, çünkü şiddetin dünyadaki herhangi bir duruma çözüm olduğunu düşünmüyorum. *? Şiddet içermeyen eylem nasıl etkili olabiliyor? Daha önce de söyledim, nasıl bir eylem yaparsak yapalım, hepimiz için eşit şartlarda yaşadığımız bir dünya istiyoruz. Biz Greenpeace olarak tüm kampanyalarımızda, ofisimizde, çalışmalarımızda bu durumu düşünerek hareket ediyoruz. Genel olarak söyleyebilirim ki, şiddet herhangi olaya, ya da meseleye çözüm olmuyor. Hatta problemi daha kronik hale getiriyor. Dünya tarihine bakarsanız, hiçbir şiddet durumunun sonucunda herkesin kazandığı bir durum ortaya çıkmamıştır. Hep kaybeden olmuştur, ezilen bir taraf vardır. Fakat herkesin kazandığı bir dünya oluşturmamız mümkün. Çoğu zaman zekice hazırlanan şiddetsiz eylemler, önemli sonuçlara sebep olmuştur. Şiddetsizlik tarihinde Gandhi, Martin Luther King en önemli örneklerdendir. Mesela Çekoslavakya Sovyet Rusya’sı tarafından işgal edildiğinde, direnişçiler çok ilginç metodlar uyguladı, halk sürekli radyolarda yayınlanın anonslarla şiddetsiz direnişe davet edildi. Örneğin bütün kasabaların adını tek isme çevirdiler, böylece Ruslar yönlerini bulamadılar. İlginç taktikler sonrasında, Ruslar çekilmek durumunda kaldılar ülkeden. İşte bu pasif direnişin etkisidir. Dünyada şiddetsiz çözümler mümkün! HERKES İÇİN İSTEMİYORUZ *?Protesto, göstericinin kendi dünya görüşünü mü yansıtır? Protesto, eylemcinin nasıl bir dünya istediğine dair fikirlerini yansıtır, buna dünya görüşü demek isterseniz, diyebilirsiniz tabii. Eylemler daha iyi bir dünya için yapılmalıdır. Daha adaletli, daha temiz, daha yeşil bir dünya için çaba sarfetmeliyiz, tabii şiddetsiz eylemler yaparken de çeşitli özverilerde bulunmanız gerekecek hayatınızdan. Özverilerin yanında herşeye rağmen protesto yapmak sağlık için iyidir! Kendinizi iyi hissedersiniz, dünya için birşeyler yapmaya çalışma hissi bazen başka hislerle değiştiremeyeceğiniz kadar iyi bir histir. Hep tekrarladığım şeyi burada da tekrarlayacağım, eylem yapma motivasyonunuzu herkesin kazandığı bir dünya üzerine kurmak önemli. Örneğin ben çok net söyleyebilirim ki, eğer bu memlekete nükleer santral kurulmasını istemiyorsam, kendim için, yeğenlerim için, herkes için, hatta Başbakanımız için de istemiyorum. PROVOKASYONA DİKKAT! *?Peki göstericiler provokatörleri nasıl fark edemiyor? Zaten fark edemediğiniz için provoke olabilirsiniz. Aslında bu konuda yorum yapmamam daha iyi olur, çünkü provokasyonu bire bir yaşadığım bir durum olmadı ya da hatırlamıyorum. Fakat eylemcilerin bir yandan karşılaşabilecekleri durumlara göre psikolojilerini hazırlamalarının faydalı olacağını düşünüyorum. *?Greenpeace üyeleri neden provokasyona gelmiyor?... Hepimiz şiddetsiz bir dünyanın mümkün olduğuna inanıyoruz, bu yüzden Greenpeace eylemlerini en şiddetsiz şekilde gerçekleştiriyoruz. Sonuçta amacımız mesajımızı vermek. Bu psikolojiyle eylemi gerçekleştiriyoruz. Bunun üzerine düşünmek lazım, tartışmak lazım. KAVGAYI KİM BAŞLATTI? Protestonun lugat manası bile esprili tartışmalara konu oluyor. İlk yazılı protestonun, Protestan mezhebi kurucusu Martin Luther tarafından yapıldığı söyleniyor. Vatikan’da “yerleşik katolik kilise” uygulamalarına isyan etmek için kilise kapısına astığı metne “Protest” adı verildiğini söyleyen tarihçiler var. Solcular; Fransız İhtilalini ve “en kral” protesto ilan derken, sağcılar Osmanlı’ya Yeniçerinin “kazan kaldırması”nı bir numaralı protesto olarak kabul ediyor. Bireysel ve kolektif olarak ikiye ayrılan protestolar, “yazar kasa fırlatma”, “heykele tırmanma”, “direkte yalvarma” gibi yerli tonlarda ilerlerken, Danimarkalı genç düşünürlerin, yeni NATO Başkanı, eski Danimarka Başbakanı Rasmussen’e yumurta atması, Amerika, Fransa, İngiltere ve Almanya’da “politikacı suratına pasta yapıştırma” aktiviteleri yeni fikirler doğmasına da sebep oldu. 60’LAR, BİZİ BOZDU MU? 60’lı yıllardan beri benzerlik arzeden sloganlar ve pankartlar artık yerini güncellenmiş sözcükler ve haykırışlar almıştı. Hatta eylemler pasif ve aktif diye ikiye ayrıldı. Pasif protestoları genellikle kolektif hareket eden dünyada 101 ülkede, 3 milyona yakın taraftarı olan Greenpeace, Türkiye’de “Genç siviller” gibi büyük aktörler üstlenirken, geriye eylemde yenilik arayan öğrenci grupları kaldı. Eski köye, yeni adetler geldi. Bugüne kadar, “Oturma”, “Yürüme”, “Bağırıp, çağırma” gibi eylemler, “Sopa sallama”, “Taş, molotof fırlatma”ya dönüşünce gösterilerde arada kalan vatandaşın sütten ağzı yandı. Bunun üzerine küresel bazda hareket eden, güvenlik güçleri yoğurdu dahi üfleyerek, geleneksel “kalkanlı-coplu” müdahaleye, “biber gazı da” ekledi. Son yıllarda, Taksi”, “otobüs yakma” , “Cam-çerçeve kırma” gibi eylemler arttı. EN GÖZDE PROTESTOLAR Ayakkabı fırlatma: Kuzey Iraklı dâhi bir gazetecinin bu protestosu tam olarak yerini bulmasa da yeni bir akım başlattı. Pasta yapıştırma: Batı’da şakalaşma aracı olarak kullanılan bir eylem. Dünyanın en büyük hayvan hakları örgütü PETA’nın Kanada’da fok avcılığını protesto eden bir PETA üyesinin, Balıkçılık ve Okyanus Bakanı Gail Shea’nın yüzüne pasta fırlatmasıyla gündeme oturdu. Suratına pasta yiyen bakanın tepkisi, “Tadı tıraş kremine benziyordu” oldu. Yumurta fırlatma: Rasmussen’e atılan ilk yumurta, protestlerin aklında bir “lamba” yanmasına yardımcı oldu. Zincirle bağlama: Vakitten çalma ve vaka yerine mıhlanma yöntemini Greenpeace yaygınlaştırdı. YUMURTA İSRAFINA TEPKİ! Bir de TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu davet edildiği panelde, öğrenciler tarafından yumurta yağmuruna tutulunca, “Yumurtaya yazık, israf yahu” demesi cümle aleme bir “olgunluk” mesajı oldu. Prof. Dr. Burhan Kuzu’nun “Ayıptır, Yumurtayı israf etmeyin bari” şeklindeki esprili yaklaşımı ve protestoya uğradığı mekânda tekrar konferans vermeyi kabul etmesi, taraflı, tarafsız herkes tarafından takdirle karşılandı.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT