BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Bahara dair

Bahara dair

Baharın belirtilerini gördükçe, bu mevsim için birşeyler karalama gereğini duyuyorum. İşte bugün de denizin üzerinde yürüyen ak köpükleri seçmeme, yine rüzgarlı bir gün olmasına rağmen, güneşin çağrısına dayanamadım. Baharı görmeğe çıktım.



Baharın belirtilerini gördükçe, bu mevsim için birşeyler karalama gereğini duyuyorum. İşte bugün de denizin üzerinde yürüyen ak köpükleri seçmeme, yine rüzgarlı bir gün olmasına rağmen, güneşin çağrısına dayanamadım. Baharı görmeğe çıktım. Benim için, şehir toplantılarına pek katılamadığımdan “İnzivaya çekildi” diyorlarmış. İnziva sayılmaz. Sadece biraz uzakta olduğumdan, biraz da yazdıklarım, yazacaklarım beni boş bırakmadığından katılamıyorum. Yazabilmek için dışarı hayatının dozunu ayarlamak lâzım. O toplantılar bizsiz de nasıl olsa yapılır, yapılacaktır. Yazma işi ise ara vermeğe, sekteye hiç gelmez. Hele bu bir romansa bağlantıyı koparmamanız gerek. Bu sebeple bana sitemde bulunan bazı dostlarım, arkadaşlarım, bu konuda beni affetsinler. Güneş varsa, bir şeyler yerinden kımıldıyordur dedim ve yollara düştüm. Alışveriş merkezine gidip şunu bunu almak bahane, benim asıl maksadım, uyuşmuş gövdemi dışarıya atmak, kan dolaşımımı tazelendirmek, yürümek, yürümek, güneşle kaynaşmak, bahara dair bir şeyler görmek... Daha “çerağan vakti” gelmese de işte başlangıç! İnsanlar gülüyor mu, o önemli. Hiç tanımadığım halde orta yaşlı bir kadınla selâmlaşıyorum.. Böylece bir insan kazandığımı düşünerek güçleniyorum. O, ne düşünüyor, hiç bilmiyorum. Onu kazanmasam da birine değer vermenin mutluluğunu duyuyorum. Bu yetmez mi? Bakıyorum, sadece güllerde hareket var; kızıl yaprakçıkları patlamaya koyulmuş. Kışla birlikte gümüşî bir korunma rengine bürünen okaliptüs zaten yaprağını dökmemişti; salkım saçak yaprakları salınıyor. Çınarlar top top tohumlarını daha yeni yeni üzerlerinden atıyorlar; yapraklanmak şöyle dursun. Çamlar yine vakur, yine yeşil ama, kış boyunca yorulmuşlar. Mazılar ise hâlâ renk değişimlerini koruyorlar. Kışa has kahverengi tonundalar. Baktım, yol kenarında sarı sarı çiçekler baş vermiş. Küçük, narin şeyler baharı haykırıyorlar. İnceden bir serçe gülüşü sarmış ortalığı. Kabanımın altında terlemeğe bile başlamışım. İşte bahar, uzaktan uzaktan sezdiriyor kendini. Kısa bir süre sonra her şey birdenbire açılmaya koyulacak ve bahar “Ben geldim!” diyecek. Eve dönüyorum. Her yürüyüş sonrası, gelsin kuşburnu çayı. Küçük poşeti bardaktaki sıcak suya daldırdığımda kendini bırakan o rüyalı, yakut renginin kuşburnundan mı, yoksa özel bir boyadan mı doğduğunu bilmiyorum ama ne olursa olsun, renk çok güzel. Kırmızının en sevdiğim tonu; biraz şeker renk. Kutunun üzerini okuduğumda, içerisine ayrıca bamya çiçeği katıldığını öğrendim ve çok şaşırdım. Bamya çiçeği nasıl olur, bilir misiniz? Önce sarılı dürülü, bamyayı andıran bir şeydir. Çokları bamya sanıp koparabilir yanlışlıkla. O, sonradan açılır, iri, gramofon ağızlı bir çiçek olur. Açık sarı renktedir, siyah bir gözü vardır. Bu çiçeğin böyle hoş içimli bir içeceğe katılabileceği aklıma gelmezdi. Ama daha kimbilir bilmediğimiz ne gizli güzellikler vardır...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT