BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ciddi Hatalar
Partisi

Ciddi Hatalar
Partisi

“Kayseri’deki yolsuzluk” iddiasının dayanağının sabıkalı bir isim çıkması ve Kurultay’daki “kadın kotası firesi” Kılıçdaroğlu’nu yine zor durumda bıraktı.



Haber Merkezi ANKARA TBMM’deki 2011 bütçe görüşmelerinde “Kayseri’de yolsuzluk” iddiasının dayanağının bir sabıkalı çıkması Kılıçdaroğlu’nu bir defa daha “açık düşürdü.” “Bir defa daha” diyoruz, çünkü, eski Genel Başkan Deniz Baykal’dan eski Genel Sekreter Önder Sav’a, eski Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’den Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na CHP iki yıla o kadar çok hata sığdırdı ki, liste yapmak bile maharet istiyor. SAV’DAN AĞIR HAKARET CHP Genel Sekreteri Önder Sav, 2008’de hacca gideceğini söyleyen bir vatandaşla polemiğe girmiş ve “Araplara paranı kaptırma” diye başlayan konuşmasında işi Peygamberimize hakarete kadar götürmüştü. AVUKAT BAYKAL! 1 Ağustos 2008 günü CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, “Ben Ergenekon’un avukatıyım” dedi. Bu sözler de siyaset gündemini uzun süre meşgul etti. DERSİMİZ DERSİM Kasım 2009’da CHP genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen Meclis Genel Kurulu’ndaki konuşmasında, “Kimse çıkıp da ‘Analar ağlamasın. Biz şu Yunanlılarla anlaşalım.’ dedi mi? Şeyh Sait isyanında analar ağlamadı mı? Dersim isyanında analar ağlamadı mı? Kıbrıs’ta analar ağlamadı mı? Bir tek kişi Türkiye’de çıkıp da ‘Analar ağlamasın diye, bu mücadeleyi durduralım’ dedi mi?” şeklindeki konuşmasıyla tepkilerin odağında kalmıştı. Kaset ve istifa 10 Mayıs 2010 CHP’de bir dönemin sonuydu. Genel Başkan Deniz Baykal, milletvekili Nesrin Baytok ile ortak kasetlerinin internette yayınlanması sonrasında istifa ediyordu. Bu şok istifanın sonrasında CHP’nin başına kim geçecek tartışmaları arasında Kemal Kılıçdaroğlu “Aday olmam” dedi. Ancak bu açıklamanın üzerinden iki gün geçmeden Kılıçdaroğlu adaylığını açıklıyordu. ETRO GÖMLEK Kılıçdaroğlu’nun genel başkan seçiminden hemen sonra 23 Mayıs 2010 günü kurultayda giydiği gömlek tartışma konusu oldu. Kılıçdaroğlu, giydiği Etro marka gömleğin fiyatının 495 lira olduğu ortaya çıkınca, ‘fiyatını bilmeden aldığını’ söyleyip bir gazeteciye armağan etti. GENEL AF ÇARKI Kemal Kılıçdaroğlu, referandum öncesinde 25 Ağustos 2010 günü Tunceli’de “Size gönül bağı ile bağlıyım, size umut bağı ile bağlıyım. Destek verin, 12 Eylül anayasasına, 12 Eylülde ‘hayır’ deyin, Türkiye’nin önü açılsın, değişimin, demokrasinin önü açılsın, ‘hayır’ deyin haramilerin iktidarını yıkın. Halkın iktidarını kuralım. ‘Hayır’ deyin barışın, kardeşliğin alın terinin emeğin kutsallığı öne çıksın. ‘Hayır’ deyin, toplumsal mutabakatla, kardeşçe, doğudan batıya, güneyden kuzeye herkese özgürce genel affın yolu açılsın. Biz samimi söylüyoruz, içten söylüyoruz, Recep Bey gibi camdan konuşmuyoruz, candan konuşuyoruz” dedi. Ancak gelen tepkiler üzerine sözlerinin yanış anlaşıldığını söyledi. Kılıçdaroğlu terörün tamamen bitmesi, barışın sağlanması ve sonrasında da halkın istemesi halinde genel affın olacağını söyledi. “Af çıkaralım” demediğini belirtti. HAVUZLU VİLLA Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkanı seçildikten hemen sonra başladığı referandum gezilerinde Başbakan Erdoğan’ı “havuzlu villa sahibi olmakla, havuzlu villada oturmakla” suçladı. Ancak daha sonra Başbakan Erdoğan’ın oturduğu villanın kiralık olduğu, buna mukabil kendisinin villalı sitede oturduğu ortaya çıktı. AVCILAR VURDU BENİ Eylül başında, Avcılar’da bir afiş Türkiye’nin gündemine düştü. Kılıçdaroğlu, Başbakan’a sordu. “O pankartı asanları bul!” dedi. O afişlerde açıkça inançlara hakaret ediliyordu. İnsanları ironik bir dille “hayır” demeye çağıran satırlardan birinde, “ Müslüman kadınların rahibe gibi örtünmesine evet” yazıyordu. Emniyetin’in araştırma ve soruşturmaları sonucunda o afişin CHP’li Avcılar Belediyesi tarafından asıldığı anlaşıldı. “TÜRBANI ÇÖZERİZ” Genel Başkan seçildikten kısa bir süre sonra, 15 Ekim 2010 günü “AKP’nin türbanı çözeceğine inanmıyorum ama biz çözeriz. ‘Üniversitelerde türbanın serbest bırakılmasını eğitim özgürlüğüne inandığımız için savunuyoruz. Git-geller yaptığımız konusunda eleştiriliyoruz ama ben hiç git-gel yapmadım. Benim sözlerim farklı algılanıyorsa onu düzeltirim. Hiçbir CHP’li Diyanet’in açtığı Kuran kurslarına karşı çıkmadı” dedi. Ama sonrasında bunları farklı yorumladı. ÇARŞAF LİSTE Kılıçdaroğlu, seçimlerin daha demokratik olacağını, milletvekili adaylarının ön seçimle belirleneceğini, parti yönetiminin ise çarşaf liste ile yapılacağını söyledi. Ancak daha sonra kurultayda çarşaf liste değil blok liste ile PM’nin seçileceğini açıkladı. ERGENEKON ADAYLARI Kemal Kılıçdaroğlu’na Bursa ziyaretinde bir gazeteci, “DTP, cezaevindeki Sebahat Tuncel’i milletvekili adayı gösterdi ve TBMM’ye taşıdı. Şimdi, Silivri zindanlarında yatan gazeteci meslektaşlarımız Tuncay Özkan, Mustafa Balbay ve Prof. Mehmet Haberal’ı genel seçimlerde kontenjan milletvekili olarak düşünüyor musunuz?” diye sordu. Kılıçdaroğlu bu soruya “Listeler hazırlandığında göreceksiniz” diye cevap verdi. Gazeteci, “Peki, olumlu diyebilir miyiz?” diye ısrar edince Kılıçdaroğlu, “Olumsuz olsaydı hemen hayır derdim” karşılığını verdi. Ancak Kılıçdaroğlu, birkaç gün sonra yaptığı Antalya ziyaretinde farklı bir açıklama yaptı ve olayın gerçek olmadığını söyledi. Haberi yayınlayan iki gazete Genel Başkan’a sert manşetlerle meydan okudu. WIKILEAKS BELGELERİ Kılıçdaroğlu, WikiLeaks belgeleri açıklandıktan hemen sonra, “İddialar çok ciddi. Eğer bir ülkenin Başbakanı için İsviçre bankalarında 8 ayrı hesabı var deniyorsa bu sıradan bir iddia değildir. Erdoğan, İsviçre’de hesabı olmadığına ilişkin belge getirmelidir” dedi. Başbakan Erdoğan da “Bir kuruşum çıksın, siyaseti bırakırım. CHP araştırsın, para bulurlarsa CHP’nin olsun” diye karşılık verince tartışma bitti. KAY“SERİ”YE BAĞLADILAR 13 Aralık 2010... Kılıçdaroğlu’nun TBMM’de bütçe konuşmalarında “Kayseri Belediyesi’nde yolsuzluk” iddiasını dayandırdığı Hacı Ali Hamurcu bir mahkumdu ve çoktan hapse girmişti... ÇİZİK VE TÜZÜK 18 Aralık’ta yapılan kurultayda ise önce Kılıçdaroğlu’nun “sağ kolu” Gürsel Tekin çizik yedi ve Parti Meclisi listesinde en az oyu alan isim oldu. Gecenin sürprizi ise, muhaliflerin, tüzük gereği Parti Meclisi listesinde olması gereken kadın sayısının bulunmadığı gerekçesiyle CHP Kurultayını bir defa daha mahkemeye taşımasıydı. OY KULLANAMADI 12 Eylül 2010 referandumunda herkesi “hayır” demeye çağıran Kılıçdaroğlu, kendisi “hayır” diyemedi. Çünkü 2009 yerel seçimlerinde İstanbul Kağıthane’ye kayıtlıydı ama daha sonra ikamet yeri değişmişti. Emniyet yetkililerinin tuttuğu tutanakla, Kılıçdaroğlu’na bu adresten ayrıldığının bildirildiği, sandık seçmen listesinden kaydının düşürüldüğü bildirilmişti. Ama CHP içindeki haberleşmede bir problem vardı. ÖNDER SAV “YES” DEDİ 23 Mayıs 2008 tarihinde Önder Sav, CHP Genel Merkezi’ndeki odasında Merkez Valisi Ali Serindağ ile yüz yüze görüşme yaptığı sırada gazeteci Aslan Değirmenci’den bir telefon aldı. Sav, “Sonra görüşelim” dedi. Dedi ama cep telefonunun “No” tuşu yerine “Yes” tuşuna bastı. Yani telefonu açık kaldı ve gazeteci, bu dakikadan sonraki bütün konuşmaları dinledi. Vakit gazetesi Sav ile Serindağ arasındaki konuşmaları 26 Mayıs 2008 tarihli baskısında “Sanki CHP Valisi” başlığıyla yayınladı. ÇARŞAFA DOLANMAK 19 Kasım 2008 günü CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın çarşaflı hanımlara rozet takarak başlattığı açılımı ilgi çekmişti. Başbakan Erdoğan, “Umarım samimidirler” diye değerlendirmişti. Fakat bu açılım fazla sürmemiş, 3 Mart 2010 günü Mersin’de ‘hilafetin kaldırılışının yıl dönümü’ sebebiyle toplanan bir grup CHP’li kadın kolları üyesi, yaptıkları basın açıklamasının ardından yanlarında getirdikleri çarşafları yırtarak eylem yapmıştı.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT