BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bizim koyunlara faydası ne?

Bizim koyunlara faydası ne?

Teftiş veya denetim deyince sizin aklınıza ne geliyor? Kalkıyor bir bakan büyüğümüz kendisine bağlı hastaneyi denetlemeye gidiyor. Bu denetim haberli ise hazırlığı günlerce sürüyor.



Teftiş veya denetim deyince sizin aklınıza ne geliyor? Kalkıyor bir bakan büyüğümüz kendisine bağlı hastaneyi denetlemeye gidiyor. Bu denetim haberli ise hazırlığı günlerce sürüyor. Haberli değilse, usulen bir iki hasta ziyaret ediliyor, başhekimin odasına çıkılıyor, kalorifer dairesine iniliyor (orada ne bulunacaksa) bir iki fırça atılıyor ve denetim bitiyor. Peki size, bize ne faydası oluyor? Eğer bir olay üzerine teftiş yapılacaksa iki müfettiş gönderiliyor, onlar usulen birileriyle konuşuyor, usulen uzuuun bir rapor yazıyor, kurul başkanına veriyor.. Kurul başkanı uzuuun bir üst yazı ekliyor daha yukarıya veriyor. Tabii bu arada altı ay geçiyor. Özel sektörün böyle uzun, çetin, çetrefil yollara tahammülü olmadığı için daha pratik yol bulmuş. Bu işi taşeron firmaya yaptırıyor. Taşeron firma, çeşitli tipleri hasta kılığında patronun hastanesine gönderiyor. Kimi normal davranıyor, kimi hır gür çıkarıyor, kimi anormal davranıyor, kimi doktora sataşıyor, kimi salak numarasına yatıyor, kimi çok konuşuyor, çok soruyor, oradakileri meşgul etmeye uğraşıyor. Kimi menfaat teklif ediyor, kimi yakınlık kurmak istiyor. Ve müfettiş hastaların serüveni kaydediliyor. Notlar alıyor. Patronun kapısına geliniyor. Patrona hastanesinin her birimiyle ilgili sağlıklı, görüntülü rapor veriliyor. Patron da bu rapora göre hastanesine çekidüzen veriyor. Mali denetim, verimlilik, kârlılık ayrı bir konu. Marketler de aynı şeyi yapıyor. Taşeron firmanın elemanları müşteri kılığında marketleri dolaşıyor, olmadık işler yapıyorlar. Bunlardan biri amele kılığında bir markete gitmişti. Görevliye şu mont kaç lira diye sormuş, görevli de adamın kılığına bakıp, “O çok pahalı” demişti. Bu, raporda, “filan mağazanızda filan yaka numaralı görevli şu kılıktaki bir adama ‘o çok pahalı’ dedi. Oysa ona da herkes gibi davranıp ‘efendim şu kadar lira’ demesi lazımdı” şeklinde yer almıştı. Bunu gören üst yönetim ne yapar? Elemanlarını eğitirken bu hususu da hatırlatır. Gelen kim olursa olsun, sizin göreviniz sorulana cevap vermek, aynı saygıyı göstermek vs. der. Bu kadar uzun lafın sonunda diyorum ki, kamunun hizmet kurumları da aynı yolla denetlensin. Misal: Karakollara şikâyetçiler, mağdurlar, gitsin. Nüfus dairesinde merkezî kayıt sistemindeki adresini değiştirmek isteyen adamın serüveni kaydedilsin..yahut adam not edip aksaklıkları bildirsin. Pasaport almak isteyen vatandaş kılığında biri beş on ayrı yer dolaşsın. Bir başkası savcılıkların kapısını çalsın, gocunacak ne var. O güzergâhlarda insanların neler yaşadığını görelim. Taraflar bıkmış. Tapu dairelerinde rüşveti (güya) önlemek için randevulu sisteme geçtiler..randevu saatinin ucu açık..İkide gidenin işi üçte biterse ardından gelen saatlerce bekliyor. Bu aksaklığı dikkate alıp hemen yenisini devreye sokacak dinamik bir mekanizma yok.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT