BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kosova çıkmazı

Kosova çıkmazı

Divan şairi boşuna mısralara dökmemiş; “Sana senden gelir, bir işte dad lazımsa, ümidin kes ki o zaferden, gayrıdan imdad lazımsa...” Şimdilerde Kosova, bunu aynen yaşıyor. Sırp mezaliminden kurtulmak için, Batı’ya sığınan Kosova, her şeyden önce, kendi kendine yar olamadığı için, Batı da, kendisini, ortada bırakmışa benziyor.



Divan şairi boşuna mısralara dökmemiş; “Sana senden gelir, bir işte dad lazımsa, ümidin kes ki o zaferden, gayrıdan imdad lazımsa...” Şimdilerde Kosova, bunu aynen yaşıyor. Sırp mezaliminden kurtulmak için, Batı’ya sığınan Kosova, her şeyden önce, kendi kendine yar olamadığı için, Batı da, kendisini, ortada bırakmışa benziyor. Elbette, ‘Balkanlar’ın tarifini başka şeylerle karıştırmamak lazım. NATO ağırlıklı gücün bölgeye yerleştirilmesiyle, birden, herkesin, gülşende seyrana çıkacağı zannedildi. Tarihlerinde ve günümüzde, bunca olup bitenden sonra, masa başında kaleme alınan yönergelerle, Arnavutlar’ın ve Sırplar’ın tekrar bir araya gelerek, ortak istikballerini inşa için, geçmişi unutacakları sanıldı. Halbuki, ne Arnavutlar, ‘Büyük Arnavutluk’ hayalinden ve ne de Sırplar, ‘Büyük Sırbistan’dan vazgeçtiler. Arnavut Kurtuluş Ordusu, ültimatomla, sözde silahsızlandırıldığı halde, bu gücün ve masif taraftarlarının içlerinde besledikleri ‘bağımsızlık’ ülküsünü kimse söküp atamadı. Aynı şekilde, Kosovalı Sırplar da, Kuzeye çekilerek, Sırbistan’ın devam eden fiili şemsiyesi altına girdiler. Her iki tarafın da, biribirleriyle görecekleri hesapları var. Bu, olduğu yerde duruyor. Barışı tehdit eden uyuşmazlıkların hangisinde başarılı olduğu bilinmeyen Birleşmiş Milletler’in kurmaya çalıştığı, sivil geçici yönetim de, halka güven vereceğine, çatışan çıkarları uzlaştıracağına ve düşmanları barıştıracağına, bölgede, neredeyse, Milletler Cemiyetinden bu yana, ilk defa, tekrar bir protektora rejimi kurdu. Teşkilatın başındaki, Fransız eski bakanlarından Bernard Kouchner, Balkanlar’ı, vaktiyle, ‘sınır tanımayan doktorlar programında’ pek popüler olduğu Afrika zannetti. Şimdilerde, Kouchner, meşhur Türk darbı meselini, istemese de, hatırlar oldu. Yani, aşağısı sakal, yukarısı bıyık gibi. Birleşmiş Milletler, halihazır koşullar altında, bölünmeye evet dese, Miloşeviç’i ödüllendirmiş olacak. Halbuki, NATO, bunun için mi savaştı. Kosova için bağımsızlık dese, bu defa da, ‘Büyük Arnavutluk’ ortaya çıkabilecek ve belki de, Makedonya bile parçalanacak. Yunanistan, zorunlu olarak, vaziyet alacak, domino taşları, arka arkaya devrilirken, belki, Türkiye’mizde bile hissedilecek. Geriye, otonom yönetim biçimi kalıyor. Bunun da, gerekli altyapısı yok. Herşeyden önce, hangi nev’i şahsına münhasır düzenleme getirilirse getirilsin, devamlılığı ve başırısı için, ekonomi lazım. İşte bu noktada, Batı, herhalde önceden hiç hesaplamadığı bir ikilemle karşı karşıya gelmiş bulunuyor. Ta 1989’da, Türkiye’ye, ‘Genişlemeyi durdurduk, Topluluk olarak önce kendi iç mutfağımızı yeniden düzenlemek zorundayız, şimdilik kusura bakmayın’ diyen Avrupa, bir kere daha, Kosova benzeri savaş maceralarıyla burun buruna gelmemek için, uzun vade içinde, en kestirme yolun, Balkanlar’ı da Birliğe kabul etmek olduğunu düşünmeye başladı. Tabii, işin, bir de askeri ve güvenlik yönü vardır. Bu da, NATO şemsiyesinin biraz daha açılmasıyla, yöre ülkelerinin de NATO’ya alınmalarıyla, olur biter. İlginçtir, biz de bu konuda, Avrupa’dan farklı düşünmüyoruz. Basın haberlerine bakılırsa, Sayın Başbakan, son Arnavutluk ziyareti sırasında, Arnavutlar’ın NATO’ya alınmalarını destekleyeceğimizi ifade etmişler. Sanki, bununla, ‘Balkan’ meselesi halledilecekmiş gibi. Ve bu arada, NATO, Balkanlar’ı da içine alacak şekilde genişledikçe, henüz Avrupa Birliği’ne üye olmayan Türkiye’nin, iyice marjinalleşmiş olacağı da, hepten unutulmuş gibi.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103235
    % 2.07
  • 4.7171
    % 0.01
  • 5.5018
    % -0.57
  • 6.2889
    % -0.17
  • 197.827
    % 0.14
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT