BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > 21. YÜZYIL

21. YÜZYIL

Sağlıklı ve uzun yaşamanın formülü her zaman merak edilip durdu. Yapılan son araştırmalara göre az yemek insan ömrünü uzatıyor. Özellikleri akşamları yenen hafif yemek uyku esnasında metabolizmayı yavaşlatıyor, beden ısısını düşürüyor. Böylece daha az yorulan vücut daha çok yaşıyor...



Doktorlar kolay ‘dalya’ demenin formülünü buldu: Az yiyin dinç yaşayın İnsanoğlunun yüzyıllardır kafasını kurcalayan uzun yaşamanın sırrını çözmek için bilim adamları dur durak bilmeden çalışmalarını sürdürüyorlar. Bilim adamlarının araştırmalarındaki en son raporlar aşırı yemek yemenin insan ömrünü kısalttığını ortaya koydu. Amerika ve Fransa’da yapılan araştırmalarda, yaşlanmamıza neden olan faktörler olarak genlerin yanında yiyeceklerimizin de çok önemli olduğu ortaya çıktı. Araştırmaların bulgularına göre ne kadar az kalori alırsak yaşlanmamızın hızı o kadar yavaşlıyor. Uzun yaşamak için beslenme sistemine dikkat edilmesi eti azaltıp, sebze ve meyveye ağırlık verilmesi gerekiyor. Pek çok sebzenin içerdiği vitamin ve minerallerle vücudu hastalıklara karşı koyduğu gibi yaşlılığı da geciktirdiği belirtiliyor. Gittikçe daha az ve akşamları hafif yemek uyku esnasında metabolizmayı yavaşlatıyor, beden ısısını düşürüyor. Hatta yaşlılık frenleniyor, lakin yediğimiz ağır bir yemek metabolizmayı harekete geçiriyor. 20 yüzyılın son günlerinde, Fransız ve Amerikan bilim adamlarının genetik alanındaki en son gelişmesi birkaç ay ömrü kalan 8’e yakın çocuğu sağlıklı gen naklederek iyileştirmeleri oldu. Böylece 21. yüzyılda sağlık alanında görülecek muazzam gelişmelerin ilk işaretleri alındı. Fransa’da Broussais hastahanesi profesörlerinden Alain Carpentier, kalp ameliyatları için, artık bir santimlik bir çizik açılacağını, kalp, böbrek ya da karaciğerin 10 yıl içinde organik parçalar olarak üretilebileceğini öne sürüyor. Deri kemik ve kas dokusu üretmek, şimdiden mümkün. 2004 yılında doku uyuşmazlığı sorununun da çözüleceği düşünülüyor. Bu yüzyılda yeni teknolojilerin gözle görülür sekilde ölüm oranlarını düşürdüğünü göreceğiz. Otomobilerde bilgisayar teknolojisinin uygulanması, doku mühendisliği sayesinde yanık ve kırıkların tedavisi hayat kurtaracak. Önümüzdeki 2030 yılında doğum anında göbek kordonundan alınan bir miktar kan dondurulacak. Kişi daha sonra bir kaza geçirecek olursa veya bir hastalığa yakalanırsa, birkaç damla kan yerel bir vücut mağazasına gönderilecek. Burada bulunan genetik mühendis, DNA’dan yeni bir organ üretecek. YÜZ YAŞINDA GENÇ KALMAK Paris’te Nakter hastahanesinden bir ekip, genetik hata yüzünden savunma hacresi üretemeyen çocuklardan kemik iliği almış, ilikteki mutasyona uğramış geni çıkartmış ve içi boşaltılmış bir vürüse yüklenen sağlıklı geni, kemik iliğine nakletmişti. Siz 100 yaşında bir genç düşünebiliyor musunuz? Gelişen tıp teknolojisiyle bu yüzyılın sonlarına doğru belki de mümkün olabilecek. Tıp, genetik ve bilişim alanlarındaki şaşırtıcı ilerleme, sağlıkta bir devrim yapılabileceğini gösterdi. Günümüzde kalıtımsal bir hastalığa sebep olan geni izole edebiliyor, DNA’daki sırasını belirleyebiliyor, değişimlerini anlayabiliyor, bir hastalığın mekanizmasını çözebiliyor ve normal bir hücrenin nasıl kanserli bir hücreye dönüştüğünü anlayabiliyor. Yapılan birçok araştırma, yaşlılıktan dolayı beyinde oluşan hasarların, yeni ve sağlıklı nöronları beyine yerleştirilmesiyle sona erebileceğini ortaya koyuyor. Şimdiden umut verici bir gelişme de 22 haftalık bir embriyoya cerrahi mudahale uygulanabiliyor ve bazı hastalıkları, henüz döllenme aşamasında tedavi etmenin yöntemleri geliştiriliyor. Altı kuşak bir arada Günümüzde olağanüstü olarak kabul edilen 6 nesil ailenin biraraya gelmesi olayının gelecekte çok yaygınlaşacağı tahmin ediliyor. Düşünün bir kere torunlarınızın torunları, dedelerinin dedelerini görebilme mutluluğunu tadacak, tabii hala sizi görmekten bıkmadılarsa!... Bizden önceki nesiller sadece ihtiyar olabilecek kadar yaşayıp yaşamayacaklarını düşünüyorlardı. Birçoğu acaba bebeğim olgun bir yaşa erişinceye kadar yaşayabilir miyim, kaygısı ile yaşıyordu. ABD’de 1900’lü yıllarda 47 olan ortalama yaş 1999 yılında 76’ya çıkmış durumda. ABD’li bilimadamları daha şimdiden tahminlerde bulunmaya başladı bile. Onlara sorarsanız 2050 yılı ile birlikte 100 yaşın üzerinde olan Amerikalıların sayısı 850 bine ulaşacak. Bazı bilimadamları ise daha da ileri giderek 2100 yılında insanların 200 yaşına kadar yaşayabileceğine inandıklarını belirtiyorlar. Gerçi daha şimdiden birçok ilaç sağlıklı yaşamamıza katkıda bulunuyor. Yine suni organ imali de hız kazanmış durumda. Böylece nakledilecek bir kalp bulunamaması ya da insanlardan organlarını bağışlamalarının istenmesi sorunları da ortadan kalkmış olacak. Özellikle suni karaciğer ve kalp yapımında büyük mesafeler katetildiği belirtiliyor. Herşey bir yana daha uzun yaşama sözkonusu olunca bilimin henüz emekleme çağında olduğunu söylemek durumundayız.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT