BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Vaziyet kel!

Vaziyet kel!

3 büyükler kendi aralarında maç yapacakları zaman, birisinden tahmin istenirse, şablon cevap bellidir:



3 büyükler kendi aralarında maç yapacakları zaman, birisinden tahmin istenirse, şablon cevap bellidir: “Derbi maçlarının sonucu, önceden kestirilemez...” Bu kadar saçma, bu kadar anlamsız, bu kadar veriden yoksun bir cevap olamaz. Bu lâfı kim uydurmuş arkadaş? Derbi maçlarının sonucu önceden kestirilemiyor da; mesalâ Antalya-G.Birliği kendi aralarında maç yaptığı zaman; şıp diye tahmin mi ediyorlar? G.Antep-Samsun karşılıklı 50 maç oynasa; bunun 40’ından fazlasının sonucunu; şu takım şunu şu kadar yenecek diye, önceden kestirip tutturuyorlar mı? Hiç işte!... Lâf ola, beri gele... Kafa karıştıranlara kafayı takmayın... Futbolun bir tek gerçeği var. O da şu: Erzurum-Sakarya maçını tahmin etmek ne kadar zorsa; G.Saray-Beşiktaş maçının sonucunu tahmin etmek de, o kadar zordur. Büyük maç diye önemi fazladır, tek fark o! * * * Son yıllarda yeni ve kötü bir moda daha vizyona çıktı Ligin bitimine yakın haftalarda, “Önemli olan galibiyettir” denilip, takımların kötü futbolla 3 puan almalarına icazet veriliyor. Bu sezon, ligin bitmesine daha 10 hafta kaladan itibaren; aynı terane başladı... Kimse kimseyi aldatmasın! Bir buçuk aydır Türkiye’de futbol oynanmıyor. Çünkü hedef; “3 puan alalım, yeter” çizgisine geldi. Şampiyonluğa oynayan takımlar aynı şeyi düşünüyor... Küme düşmeme mücadelesi verenler aynı taktiği uyguluyor... UEFA, İnter-Toto mücadelesi verenlerle, düşme hattına girmemek için temkinli davrananlar da dahil; ligin tüm takımları “İyi futbolun satmışım anasını, bana 3 puan lâzım” stratejisinde... İşin tuhafı herkes bu mazerete izin veriyor.. Onay veriyor... Önem veriyor... Böyle yapa yapa, ligin son 10 haftası içinde oynanmış ve oynanacak 90 maçı; kalite açısından çöpe atıyoruz. Yarabbim, ne büyük savurganlık! Kaliteyi hiçe sayan böyle sorumsuz bir sezon sonrasında, Valeranga gibi; Avrupa’nın en zayıf, en gariban, en lüzumsuz takımına bile eleniyoruz. Gene de aklımız başımıza gelmiyor. 3 puan için, hâlâ her şey mübah! * * * Ben üç büyüklerin yalakası bir yazar değilim. Tam anlamıyla tarafsızım! Bu nedenle; G.Saray, Beşiktaş, F.Bahçe’nin maç kazanması ya da maç kaybetmesi, beni çok fazla ilgilendirmiyor. Beni ilgilendiren tarafı kaliteli futbol! Ancak; “Aman 3 puan olsun, çamurdan olsun” yaklaşımı yüzünden, hiç kimsenin iyiyi, doğruyu, güzeli aradığı yok. Beşiktaş’ın kupa maçında G.Saray’a karşı oynadığı futbolu, Altay, F.Bahçe’ye karşı oynasa; “Anadolu takımları bu korkaklıkla yenilmeye mahkum” derler... Aynı şeyi Beşiktaş yapınca; “İşte taktik deha” diyorlar. Kupa finalinin ilk ayağındaki 0-0’a, bu yüzden bal döküp yalamadılar mı? G.Saray, lokum gibi önüne düşen pozisyonları harcamasaydı, görürdük o taktik dehayı... * * * İngiltere, İtalya, Almanya, Fransa gibi ülkelerde; ligin sonlarına geldikçe artan mücadele ve kalite gerçeği varken, bizde yavan futbolla şampiyonluğa gidenlere övgü saltanatı ilkel kaçıyor. Azla yetinmeyelim... Azla kanmayalım... Dahaya, çok daha fazlasına ihtiyacımız var. Hagi her maçta önüne gelene dirsek atıyor, hakemler kırmızıyı göstermekte korkuyor... Japonya’da gol attıktan sonra; elinde makineli tüfek varmış gibi, rakip futbolculara tarama hareketi yapan Kim Young; 6 maç ceza aldı... Liverpoollu futbolcu Fowler; bir golden sonra kokain çekme hareketi yaptığı için, o da 6 maç ceza aldı. Bunlar yapmadan, yapmış gibi ceza alıyor. Biz; göz göre göre dirsek atanları, hakemle dalaşanları, onu itip kakanları koruyoruz. Onlardan korkuyoruz Yabancıların kararlılığını görüyorsunuz. Adamların hem kalite, hem cezalandırma standartları; bizden çok çok farklı... Yahu aklımız yoksa, gözümüz de mi yok? Doğruyu ve güzeli seçmek, talep etmek, gerçekleştirmek; bu kadar mı zor? Allahım; bizi nasıl oldu da, azla ve kötüyle yetinmeye alıştırdılar? Bu bizim kaderimiz mi?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT