BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sana yakıştı mı Aykut Hoca?

Sana yakıştı mı Aykut Hoca?

Fenerbahçe Teknik Direktörü Aykut Kocaman, geçenlerde bir söyleşide, Trabzonspor lehine çalınan son üç penaltının değerlendirilmesini istedi.



Fenerbahçe Teknik Direktörü Aykut Kocaman, geçenlerde bir söyleşide, Trabzonspor lehine çalınan son üç penaltının değerlendirilmesini istedi. Yani çok değil, bundan 15 sene önce kadar aynı Aykut Kocaman, Trabzon’daki maçta şampiyonluğu rakiplerinin elinden kaptıkları oyun sonrası, “Sevinmekle üzülmek arasındayım. Bizim gibi aynı işi yapan arkadaşlarımın düştükleri duruma da üzülüyorum” demişti. Ve dönemin başkanı Ali Şen de, Aykut Kocaman‘ın üzerindeki Fenerbahçe formasını alıvermişti. Dünle bugüne bakın bakalım Aykut Hocam nereye gelmiş... Bunda kimin etkisi var ki acaba? Düşünün bakalım... Bu kızlara şapka çıkarın Fenerbahçe’nin bayan basketbol ve voleyboldaki takımlarının uluslara arası büyük icraat yapabileceğini bu sütunlarda çoktan yazmıştım. Filede geçen sene Avrupa ikinciliği bu sene de Dünya Şampiyonluğu geldi. Başta sevgili Mehmet Ali Aydınlar olmak üzere hepsini yürekten kutluyorum. Şimdi sıra sihirbaz Taurasi‘nin takımında! Oradan da bir Avrupa kupası gelirse benim için çok normal bir sonuç. İşte spor bilenlerin elinde Türkiye’nin de olsa nerelere kadar tırmanabiliyor... Kasaplar, bakkallar, yargılanmışlar ve işkembeci! Meclis’in şiddet yasası hazırlamakla sorumlu komisyonu geçenlerde Futbol Federasyonu Başkanı, Kulüpler Birliği Başkanı ve hukukçular kralını da yanına alarak toplandı. Kulüpler Birliği Başkanı sözleri arasına, protokol tribünlerine bakkalların, kasapların ve yargılanmış kişilerin girdiğini, aslında oraya milletvekili falan gibi üst düzey insanların girmesi gerektiğini savunmuş... Doğrudur. Aziz Bey, işkembeci açılışında kaptan Arda‘ya samimiyetle “merhaba” demiş. G.Saray’da öfkenin bini bir para. Neyse... Nasıl olsa Aziz Bey böyle açılışlarda birlikte kurdele kestiği dostlarını inkâr ediyor. Önemli olan da budur. Hani laf ola beri gele... Anıl mı, durun bir dakika yahu! Galatasaray, Konya’daki maçı Sarı-kırmızılı formayı Süper Lig’de ilk defa giyen genç Anıl‘ın ustaca yaptığı vuruştan gelen golle kazandı. Sen misin? Gazete sütunlarında koca koca Anıllar... Ekranlarda yüksek yüksek Anıllar... Yapmayın, etmeyin... İşte olması muhtemel gençleri böyle harcıyorsunuz. Hele bir iskeleye insin, sonra göklere çıkartırsınız. Ankara yere serilirken... Önce Ankaraspor, ardından da neredeyse benzeri akıbete uğrayacağı söylenen koca Ankaragücü... Birileri, Ankara’dan hiç şampiyon çıkmadığını vurgulayıp, bunun ancak kendileri işe el koyarsa gerçekleşebileceğini sözüm ona müjdelemişti. Hani ya? Bırakın şampiyonu, takım kalmıyor yahu! Ne bilge insanlar varmış da haberimiz yokmuş. Ferrari nasıl uf oldu! Beşiktaş’ın Gaziantepspor maçı kadrosu elimize ulaştığında Toraman‘ın yanında Ferrari‘yi gördük. Zaten Rapid maçında da oynamıştı. Demek ki, İtalyan liginin bu yıllanmış oyuncusu dönüyordu. Öyle ya Dinamo Kiev maçı öncesi müjde de sayılabilirdi bu gelişme... Aaaaa o da ne? Ferrari ısınırken “uf “olmaz mı? Yerine Ersan çıktı... Ben Beşiktaş’ın racon kesicilerine şimdiden sesleneyim; “Elinizde İstanbul’u çoook ama çoook sevmiş ünlüler var. Şayet bu sevgilerini abartmaya (!) devam ederlerse, benim de UEFA Avrupa Ligi çeyrek-yarı final hayallerim, beklentilerim sizinkilerle birlikte suya düşer, haberiniz ola!” Bence Bursaspor ve Kayserispor! Ligin ilk yarısında, eldeki imkânlara, talihsizlikleri, maç takviminin ağırlığına bakarak en başarılı ekipler Bursaspor ile Kayserispor oldular. Bursaspor, tarihinde ilk defa Şampiyonlar Ligi’nde, hem de “en zor grupta” oynadı. Yani Trabzonspor, Fenerbahçe, Galatasaray erken terhis olmuşken... Beşiktaş’ın da Avrupa mesaisi vardı, ama CSKA Sofya ve Rapid Wien rakip miydiler? Kayserispor da, tam orta yerde ileri bölgedeki bütün etkili silahlarını kaybetti. Troisi, Zaleyata, Cangele, Santana gittiler, yerlerine genç takım oyuncuları geldi sanki... Bir de buradan analiz edin bakalım...Hani laf ola beri gele...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT