BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Fırça atmakla turizm olur mu?

Fırça atmakla turizm olur mu?

Başbakan Erdoğan, “Biz dağları deldik. Muş-Bitlis arasına 81 kilometre yol yaptık. Siz ise o şehirlere bir tane bile otel yapmadınız” diye haşladı turizmcileri. Başbakan‘ın attığı bu fırça bazılarını harekete geçirdi.



Başbakan Erdoğan, “Biz dağları deldik. Muş-Bitlis arasına 81 kilometre yol yaptık. Siz ise o şehirlere bir tane bile otel yapmadınız” diye haşladı turizmcileri. Başbakan‘ın attığı bu fırça bazılarını harekete geçirdi. TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy, “Ben otelci değilim, sosyal sorumluluk olarak, zararı göze aldım ve Kütahya’da otel açtım” diyerek; sektörü yatırıma çağırdı. Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir ise “Fizibilite çalışmalarını başlattık” dedi. Muşlu iş adamı Selahattin Akaydın da kendi şehrine otel yatırımı yapmak için kolları sıvadı. Bunların arkası geleceğe benziyor. TOKİ de destek verdi çünkü. De... Nereye kadar? Doğru. Son senelerde yapılan yol, açılan havalimanı hiçbir dönemde yapılmadı. Doğu ve Güneydoğu Anadolu‘nun ulaşım problemi kalmadı gibi bir şey. Hâl böyle iken, bölgede otel neden yok acaba? Başbakan‘ın dediği gibi oteller neden 5-6 ilde odaklanıyor? En önemlisi de; bir fırçayla halledilecek bir meseleydi de Başbakan neden daha önce atmadı bu fırçayı? Evet, Türkiye destinasyon yönünden dünyanın en zengin ülkelerinden biri. Hatta en başta geleni. Fakat, bu imkânı nedense bir türlü fırsata dönüştüremedi! Bunun bir nedeni olmalı, değil mi? Şayet, bu neden bulunup gerekli düzenleme yapılmazsa; bölge yatırımdan mahrum kalmaya mahkum! Türkiye âdeta bir açık hava müzesi. Hem de Batı‘dan Doğu‘ya, Güney‘den Kuzey‘e her bir karış toprağıyla öyle. Kimi toprak üzerinde, kimi toprak altında yatıp duruyor bu hazinenin. Değerlendirecekleri günü bekliyorlar. Maddi değeri en az bir trilyon dolar eder ama turizmin hizmetine sokulmadığı için hiçbir şey ifade etmiyor bu hazine!.. Şayet, AK Parti Hükümeti organize sanayi bölgelerine verdiği desteği turizme verseydi bugün Türkiye ne döviz sıkıntısı çekerdi, ne cari açık problemi yaşardı, ne de işsizlik problemiyle cebelleşmek gibi bir derdi olurdu. Aslında çok fazla bir şey de yapmak gerekmiyor bu hazinenin ekonomik değere dönüşmesi için. Tek eksik, planlama. Planlama yapılıverse, her şey hallolmuş olur. Turist, bir tek Mardin‘i görmek için bölgeye gitmiyor. Gitse de ateş almaya gider gibi gidip dönüyor. Antakya, Şanlıurfa, Amasya da öyle. Hepsi tarih kokuyor fakat giden yok! Türkiye‘nin hemen her ili ayrı bir destinasyon halbuki. Ayrı birer cazibe merkezi. İnanç turizmi için farklı, tarih ve kültür turizmi için farklı, yayla turizmi için farklı güzergâh çizmek ve bunlar arasındaki koordinasyonu iyi belirlemek gerekiyor. Türkiye‘de bu yapılmadı. TOBB yapabilirdi halbuki. TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu‘na söyledim. Turizm Bakanı Ertuğrul Günay‘a söyledim. Zaman ve ilgi istiyor tabii. Hiçbirinin işine gelmedi. Halbuki, işi bilen uzman kişiler var ülkede. Hem Türkiye‘yi, hem de dünyayı iyi tanıyor bu kişiler. Yapılacak olan şey; onları bir araya getirip planlama yapmalarını istemek! Yapılacak olan şeyin hepsi bu ama dediğim gibi kimse almak istemedi bu sorumluluğu! Başbakan Erdoğan danışmanlarını harekete geçirebilir bu konuda. Unutmamak lazım ki, Türkiye‘nin geleceği; sanayiden ziyade hizmet sektöründe. Turizm ise en hızlı büyüme potansiyeline sahip bir sektör. 50 milyon turistin gelmesi işten bile değil. Yeter ki, gerekli ilgi gösterilsin. Bak, gör sen o zaman Bitlis‘e ya da Muş‘a otel inşa etmek için sıraya girenleri.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT