BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İnsanların duâsını almak...

İnsanların duâsını almak...

Duâ almak için, evvela karşıdakinin sevgisini ve güvenini kazanmak lâzımdır. İnsan, sevdiğini dinler ve sevdiğine itaât eder. Sevgiyi kaybedenler, geçici bir süre için belki başarılı gibi gözükebilirlerse de, o hâl, kalıcı değildir.



Allahü teâlâ, insanlara hizmet edenleri, nasîhat verenleri, tatlı dilli, güler yüzlü olanları, iyi iş yapanlara yardım edenleri, sabredenleri ve iyilik edenleri sever. Kendini beğenenleri ise, sevmez. Allahü teâlâ bir kulunu severse, ona, âhirete yarar işler, iyi, güzel ameller yaptırır ve onu, günâh işlemekten korur. Bir kimse, verdiğini Allahü teâlânın rızâsı için verir, sevdiğini Onun için sever, düşmanlığını Allah için yaparsa, o kimsenin îmânı tamâm olur ve ahlâkı güzel olanın da, îmânı kâmil olur. Muhammed Ma’sûm hazretleri buyuruyor ki: “Seven bir kimse, sevdiğinin sevdiklerini de sever. Sevdiğinin düşmanlarına düşman olur. Bu sevmek ve düşmanlık, bu kimsenin elinde değildir. Kendiliğinden hâsıl olur. Bu kimse, sevmesinde ve düşmanlığında deli gibidir. Bunun içindir ki; ‘Bir kimseye deli denilmedikçe, bu kimsenin îmânı tam olmaz’ buyuruldu. Kendisinde bu delilik bulunmayanlar, sevmekten mahrûmdurlar. Seviyorum diyebilmek için, sevgilinin düşmanlarına düşman olmak lâzımdır.” “BİR ŞEYİ ÇOK SEVEN...” Bir kimseye yapılan ihsân, iyilik, ne kadar kıymetli ve ne kadar çok olursa, sevgi de o kadar fazla olur. Hadîs-i şerîfte; (İnsânlar, kendilerine ihsân, iyilik edenleri sever. Bu sevgi, insânın yaratılışında vardır) buyuruldu. Bunun için, herkes anasını, babasını, hocasını, ustasını, vatanını, din kardeşlerini çok sever. Bir kimse, kendisine din ve dünyâ bilgilerini, îmânını, Allahını, Peygamberini, güzel ahlâkı öğreteni, herkesten, daha çok sever. Bu sevgi, cibillîdir yani insanın doğuşunda vardır. Bu sevgiden mahrûm olan kimse, hakîkî insan değildir. Çok sevilen kimse, insânın kalbinden, hâtırından çıkmaz. Seven, dâima sevgiliye kavuşur, onun gibi olur. Sevgilisine tâbi olmamak, insanın elinde değildir. Sevmenin en kuvvetli alâmeti, sevgilinin sevdiklerini sevmek, sevmediklerini sevmemektir. Bunun için her mü’minin, Resûlullah efendimizi çok sevmesi lâzımdır. Onu çok seven, Onu çok anar, çok söyler ve çok över. Hadîs-i şerîfte; (Bir şeyi çok seven, onu çok anar) buyuruldu. İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki: “Sevgiliden gelen her şeyi, gülerek, sevinerek karşılamak lâzımdır. Ondan gelenlerin hepsi tatlı gelmelidir. Sevgilinin sert davranması, aşağılaması, ikrâm, ihsân ve yükseltmek gibi olmalıdır. Hattâ, kendi nefsinin böyle isteklerinden dahâ tatlı olmalıdır. Seven böyle olmazsa, sevgisi tâm olmaz. Hattâ, seviyorum demesi, yalancılık olur. Seven ve sevgiliden başka her şeyden kesilen, sevdiğine kavuşur. Böyle sevgisi olmayan ise, bu kavuşmayı ancak öğrenir, bilir ve bu bilgisini büyük nimet sanır.” İNSAN, İHSÂNIN KULCAĞIZIDIR İnsanlar, kendilerine iyilik edenleri sever. Bu sevgi sebebi ile, onların ahlâkı ve âdetleri, herkese, iyilikten aldıkları paya göre bulaşır. Böylece, iyilikler, kötülükler, düzelme veyâ bozulma, baştan aşağı doğru yayılır. Bunun için, Allahü teâlânın kullarına iyilik etmeye, güler yüz, tatlı dil ve güzel huy ile onlara kolaylık göstermeye çalışmalıdır. Bu çalışmalar, gayretler, Allahü teâlânın rızâsını kazanmaya ve âhirette yüksek derecelere kavuşmaya sebeb olmaktadır. Zira hadîs-i şerîfte; (İnsanlar Allahü teâlânın ıyâlidir, kullarıdır. Kullarına iyilik edenleri çok sever) buyurulmuştur. İyilik eden, elbette iyilik görür. İnsanlara yardım eden, Allahü teâlânın rızâsına ve kulların da duâsına kavuşur... Ebû Müslim Havlânî hazretleri buyuruyor ki: “İyiliğin sevâbından daha güzel bir şey yoktur. İyilik yapmaya gücü yeten herkeste iyilik yapma niyeti bulunmaz. Bir kimsede, hem iyilik yapma gücü hem de niyeti varsa, saâdet hâsıl olur. Kalblere en çok tesir eden şey iyiliktir.” Birbirlerine yardım eden insanlar arasında çekişme olmaz. Zira insan, ihsânın kulcağızıdır. Hadîs-i şerîfte; (İnsânlar, kendilerine iyilik edenleri sever) buyurulmuştur. Netice olarak, duâ almak için, evvela karşıdakinin sevgisini ve güvenini kazanmak lâzımdır. İnsan, sevdiğini dinler ve sevdiğine itaât eder. Sevgiyi kaybedenler, geçici bir süre için belki başarılı gibi gözükebilirlerse de, o hâl, kalıcı değildir.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT