BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sanayi devrimiyle dünya nüfusu uçtu

Sanayi devrimiyle dünya nüfusu uçtu

Makineleşme ile birlikte gelişen teknoloji doğayı direkt olarak etkiledi. Nüfus hızla çoğaldı. Tıptaki ilerlemeye bağlı ölümlerin azalması nüfusu da artırdı.



NÜFUS SERÜVENİ -2- SAĞLIKLI BESLENME DEVRİ Buharla çalışan ilk endüstri makinelerinin bulunması, değişik tekniklerin uygulanması, patates, mısır ve baklagiller gibi yeni ürünlerin tarıma alınması ve tıptaki gelişmeler insan nüfusunun süratle artmasına vesile olmuştur. SAVAŞA RAĞMEN MİLYARLIK ARTIŞLAR Denilebilir ki; “Son 60 yıldır dünyada çok büyük savaşlar yaşanmadı.” Peki ya 2 büyük cihan savaşının yaşandığı dönemde 1930’da 2 milyarı geçen ve 1960’ta 3 milyarı bulan dünya nüfusuna ne demeli!.. Sevgili okurlar, geçen hafta insanlığın Avcılık ve Tarım Evrelerinden söz etmiştik. Bugün ise 19. yüzyılın ikinci yarısından sonraki gelişmeleri size sunacağım. Avcılık safhasıyla karşılaştırılınca, tarım aşamasında dünya nüfus artışının hızlı bir biçimde sürdüğünü görüyoruz. Ancak asıl büyük patlama Sanayi Devrimi ile başlamış olup, günümüzde de devam etmektedir. 1830’lu yıllarda 1 milyara ulaşmış bulunan dünya nüfusu,100 yıl sonra kendini katlayarak 1930’da 2 milyarı geçmiş ve giderek artarak 1960’da 3 milyar (30 yıl içinde),1976’da 4 milyar,1987’de 5 milyarı aşmıştır. 2000’li yılların başında 6 milyarı geçen dünya nüfusu bugün 7 milyara yaklaşmıştır. Dünya nüfusunun bu derece artmasının birçok faktörle bağlantılı olduğu gayet açıktır. Tarım alanlarının açılması, besin üretimindeki yenilikler, şehirleşme, tıpta teknolojik gelişmeler, çeşitli aşılar, penisilin ve antibiyotiklerin devreye girmesi, hiç şüphe yok ki nüfus artışının süratlenmesine olumlu katkı sağlamıştır. NÜFUS 2050 YILINDA 10 MİLYARI AŞACAK Yapılan hesaplamalar; 2005-2015 yılları arası her yıl 79 milyon insanın dünya nüfusuna katılacağını göstermektedir. Bu diğer bir hesapla, ayda 6.5 milyon insana tekabül etmektedir. Dünya nüfusunun 2050 yılında 10.5 milyarı aşacağına kesin gözüyle bakılmaktadır. Değerli okurlar, nüfus artışı ile birlikte ekosistem çeşitliliğinin azalması, ya da kaybolması doğal dengenin bozulmasının önemli bir nedenidir. Artık endüstri ürünü çeşitli atıklar katı, sıvı veya gaz şeklinde tabiatta birikmeye başlamış ve birçok yerde ekosistemler çöküntüye uğramıştır. Modern Endüstri Topluluklarında enerji elde etmek için petrol ve kömür gibi fosil yakıtların artan bir şekilde kullanılmaya başlanması, çevre kirliliğinin başlıca nedenlerini oluşturmuştur. TÜRKİYE’DE KENTLERDE ARTIŞ DÜŞTÜ Ülkemizde, bugün büyük şehirlerde nüfus artış hızı artık azalmıştır. Ancak kırsal kesimlerde nüfus artışı devam etmektedir. Bugün ortalama yıllık artışımız 1.6’dır. Çin’de alınan ekonomik ve politik kararlar sonucu nüfus artışı yıllık 1.7’ye düşmüştür. Buna karşılık Hindistan, Pakistan ve Malezya’da nüfus artış hızı çok fazladır. Nüfus Bilimciler (Demograflar) dünya nüfusu sınırsız bir şekilde artmaya devam ettiği takdirde kıtlıkların baş gösterebileceğini belirtmektedirler. Buna paralel olarak şartların gittikçe bozulabileceği ve böyle bir çevrede doğacak kişinin kaliteli bir yaşamı sürdürmesinin zor olacağı vurgulanmaktadır. Bununla ilgili iki görüş ağırlıklı olarak tartışılmaktadır. Birinci görüşte dünya nüfusunun geometrik bir şekilde artacağı düşüncesi hakimdir. Oysa şu anda dünya üzerindeki ekilebilir alanların yüzde 48’i kullanılmış olup 2080 yılına varmadan önce, tamamı kullanılıyor olacaktır. Acaba o günkü nüfusa üretilen besinler yeterli olabilecek midir? İyimser olan diğer görüşe göre ise, dünya nüfusunun bir geçiş dönemi yaşayacağıdır. Ülkelerdeki eğitim seviyesinin artması ve halka sağlık eğitiminin verilmesi ile nüfus artış hızı azaltılmaktadır. Örnek olarak Avrupa ülkelerini gösterebiliriz. Bu ülkelerde yüzyıla yakın bir süredir etkili bir nüfus artışı görülmemektedir. Bugün İsveç, Almanya, Fransa ve Avusturya’da çok az bir nüfus artışı gözlenmektedir ve bu artış oranı %0.4 oranındadır. DEMOGRAFİK GEÇİŞ NASIL OLMALI? Ekonomik açıdan gelişmekte olan ülkelerde, nüfus üç temel adımda değişir. Birinci adımda; hem doğum, hem de ölüm oranları yüksektir. İkinci adımda; giderek düzelen ekonomik şartlar ve özellikle sağlık hizmetlerindeki gelişmeler sonucu, ölüm oranları önemli ölçüde azalır, ama doğum oranları hâlâ yüksektir. Bu devre nüfus artışı safhasıdır. Üçüncü adımda; düzelen ekonomik şartlar halka çeşitli sosyal ve sağlıkla ilgili güvenceler sağlayarak, daha az çocuk sahibi olma eğilimine neden olur ve doğum oranları düşer. Düşük doğum ve ölüm oranları sonucu nüfus artış hızı giderek yavaşlayarak dengeli bir hale dönüşür. Günümüzde dünya ülkeleri demografik açıdan iki gruba ayrılır: Birinci grupta; demografik geçişlerini tamamlamış ülkeler bulunur. Avrupa, Kuzey Amerika ülkeleri ve Japonya bu gruba dahildir. Ortalama ölüm oranları binde 10, doğum oranları da binde 15 dolaylarında olan bu ülkelerin nüfus artış hızları %0.5 civarındadır. İkinci grupta; demografik geçişlerini henüz tamamlamamış ülkeler vardır. Bunlar Asya, Güney Amerika ve Afrika ülkeleridir. Kıymetli okurlar, nüfus araştırmaları çok kapsamlı olup, bir gazete sayfasına sığmayacak kadar çeşitli başlıklar içermektedir. Ben sadece genel durumu sizlere sunmaya çalıştım. Nüfusun bir ülkede stabil seyri, eğitimle birlikte yaşam kalitesini de artırır, sosyal ve ekonomik kalkınma sürecini hızlandırır. Her gence iş bulmada ve çalışma hayatında kolaylık sağlar. Gelecek Yeni Yılın hepinize mutluluk, sağlık ve başarı getirmesini diliyor, sevgilerimi sunuyorum. Yerkürede İNSAN dağılımı > Avrupa: Nüfus yoğunluğu sık, ancak artış hızı azdır. > Kuzey Amerika’nın Kuzey Bölümü (Kanada) ve Kuzey Asya (Sibirya): Nüfus yoğunluğu ve artış hızı çok azdır. > Orta ve Güney Amerika (Brezilya hariç) ve Afrika (Mısır ve Nijerya hariç): Nüfus yoğunluğu az, ancak artış hızı fazladır. > Hindistan, Çin ve Güneydoğu Asya (Pakistan dahil): Nüfus yoğunluğu ve artış hızı çok fazladır. > Avustralya ve Okyanus Adaları: Nüfus ve artış hızı çok azdır. Dünyanın yarısı 6 ülkede yaşıyor ÜLKE NÜFUS DÜNYA ORANI % Çin 1.346 milyar 19.5 Hindistan 1.189 milyar 17.3 ABD 310 milyon 4.5 Endonezya 236 milyon 3.4 Brezilya 193 milyon 2.8 Pakistan 185 milyon 2.7 200 bin keklik ve sülün tabiata bırakıldı Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından 7 yıl içerisinde 102 bin 779 keklik ile 97 bin 976 sülün olmak üzere 200 bin 755 kanatlı hayvan tabiata bırakıldı. Türkiye’nin biyolojik çeşitlilik bakımından oldukça zengin bir ülke olduğunu bildiren Çevre ve Orman Bakanlığı yaban hayatı canlandırmaya hız verdi. Bakanlıktan yapılan açıklamada, “Bu zenginliğin kaybolmaması için, yanlış tarım uygulamalarının yapılmaması ve kontrolsüz zirai ilaç kullanımının engellenmesi şarttır. Ayrıca bilinçsiz avlanmaya da son verilmelidir” denildi. Bu bağlamda geçen yıllarda ölümcül virüslü kenelere ve tarım alanlarına büyük zararlar veren sünelere karşı biyolojik mücadelede kullanılan keklik ve sülün üretiminde rekor kırıldı. Yapılan üretim çalışmaları sonucu 2003-2010 yılları arasında 102 bin 779 keklik ve 97 bin 976 sülün olmak üzere toplam 200 bin 755 kanatlı hayvan tabiata salındı. Samsun Gelemen, Bursa Ovakorusu ve İstanbul Polonezköy sülün; Kahramanmaraş Kapıçam, Yozgat, Gaziantep ve Afyonkarahisar Şuhut keklik üretim merkezlerinde 2011 yılında 43 bin keklik ve 17 bin sülün üretilip tabiata bırakılacak. Bakanlık ayrıca keklik ve sülün dışında Tokat Tavuğu, Turaç ve Çil Keklik üretimi için deneme üretimi çalışmalarına başlandığını açıkladı. Yaraları sarılıyor Ordu’nun Ulubey ilçesinde Çevre ve Orman İl Müdürlüğü Doğa Koruma Milli Parklar Şube Müdürlüğü tarafından kurulan rehabilitasyon merkezinde, bölgede yaralanan yaban hayvanları tedavi edilerek yeniden doğaya salınıyor. Merkezin Sorumlu Veteriner Hekimi Eren Yeşilkaş, yasak avcılar tarafından yaralanan ya da ormanlık alanlarda başka hayvanlar tarafından saldırıya uğrayan hayvanların merkezlerine getirildiğini söyledi. Şu anda merkezde 4 karaca, 1 yaban keçisi, 1 turna ve 1 pelikanın tedavilerinin sürdüğünü belirten Yeşilkaş, “Ordu ve çevre illerden yaralı olarak bulunan yaban hayvanları tedavi edilmek üzere bize getiriliyor” diye konuştu. ÇEVRE CEZALARI ARTIRILDI iZMARiT ATANA 138 TL Umuma açık yerlerde her ne şekilde olursa olsun çevreyi kirletenlere verilen para cezası 129 TL’den 138 TL’ye çıktı. Çevre Kanunu kapsamındaki idari para cezaları, 2011 yılı için öngörülen yüzde 7.7 yeniden değerleme oranı uyarınca artırıldı. Buna göre, emisyon ölçümü yaptırmayan motorlu taşıt sahiplerine uygulanan ceza 660 TL’den 710 TL’ye yükseltildi. Hava kirliliği yönünden önemli etkileri nedeniyle kurulması ve işletilmesi yönetmelikle izne tabi tutulan tesisleri, yetkili makamlardan izin almadan kuran ve işleten veya iznin iptal edilmesine rağmen kurmaya ve işletmeye devam eden veya bu tesislerde izin almaksızın sonradan değişiklik yapan veya yetkili makamların gerekli gördükleri değişiklikleri tanınan sürede yapmayanlara verilen ceza 31 bin 745 TL’den 34 bin 189 TL’ye çıkarıldı. TEHLİKELİ ATIKLARA MİLYONLUK CEZA Tesislerde emisyon miktarları yönetmelikle belirlenen sınırları aşması halinde uygulanan 63 bin 491 TL olan ceza 68 bin 379 oldu. Kurulması zorunlu atık alım, ön arıtma, arıtma veya bertaraf tesislerini kurmayanlar ile kurup da çalıştırmayanlara uygulanan para cezası 79 bin 364 TL’den 85 bin 475 TL’ye yükseltildi. Tehlikeli atıkların her ne şekilde olursa olsun ülkeye girişini sağlayanlara ayrı ayrı 2 milyon 849 bin 232 TL idari para cezası verilecek. Tehlikeli atıkları ilgili mercilere ön bildirimde bulunmadan ihraç eden veya transit geçişini yapanlara da aynı miktarda ceza uygulanacak. GÜRÜLTÜLÜ DİSKOTEKLERE 17 BİN LİRA Standartlara aykırı şekilde gürültü ve titreşime neden olanlara, konutlar için 528 TL yerine 568 TL, ulaşım araçları için 1586 TL yerine 1708 TL, iş yerleri ve atölyeler için 5 bin 289 TL yerine 5 bin 696 TL, fabrika, şantiye ve eğlence gürültüsü için 15 bin 872 TL yerine 17 bin 94 TL ceza kesilecek.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT