BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Koca bir seneyi geride bıraktık

Koca bir seneyi geride bıraktık

Zamânın önemini belirtmek için atalarımız “Vakit nakittir” demişlerdir. Her şeyi zamân sâyesinde kazanabiliriz; ama geçen zamânı geri getirmeye, hiçbir kimsenin gücü yetmez...



Zaman: “Değişmekte olan bir standart hâdiseyle kıyaslanarak ölçülen; başlangıç ve son kabûl edilebilecek iki hâdise veya vakit arasında geçen müddet (süre)” şeklinde ta’rîf edilmektedir. Zamân ni’meti, Allahü teâlâ’nın bizlere önemli lutuflarından birisidir. Unutmayalım ki, zaman en büyük sermâyedir. Dünyâ ve âhiret saâdetini kazanmak, bu sınırlı zamânı iyi kullanmaya bağlıdır. Nitekim Peygamber Efendimiz: “Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz. Nasıl ölürseniz öyle haşrolursunuz” buyurmuşlardır. “HÜKÜM, SONA GÖRE VERİLİR” Yine Sevgili Peygamberimiz: “Ameller, sonlarına göre değerlendirilir” buyurmuştur. Bir hukûk âbidesi olan “Mecelle”de de: “Hüküm sona göre verilir” denilmektedir. Zamânın önemini belirtmek için atalarımız ise: “Vakit nakittir” demişlerdir. Her şeyi zamân sâyesinde kazanabiliriz; ama geçen zamânı geri getirmeye, hiçbir kimsenin gücü yetmez. Konuyla ilgili bir hadîs-i şerîfte Sevgili Peygamberimiz buyurdu ki: “İki [büyük] ni’met vardır ki, insanların çoğu bunlarda hep aldanır. Bunlar: Sağlık ve boş vakittir.” “Zamânı; sene, ay, hafta, gün ve sâat gibi sâbit bölümlere ayıran; dînî-millî gün ve bayramları gösteren cetveller” anlamında kullanılan “Takvîm”in başlangıç târihi, insanlık târihi kadar eskidir. İlk insan ve ilk peygamber olan Âdem aleyhisselâma, Allahü teâlâ tarafından vahyedilen sahifelerde, dîn ve dünyâya âit bilgiler mevcûttu. Zaman ve takvîm bilgileri de ilk defâ bu sahîfelerden öğrenilmiştir. Peygamber Efendimizin Mekke’den Medîne’ye hicretini başlangıç olarak alan Hicrî takvîmin ayları, Hazret-i Âdem tarafından bildirilen şekildeydi... İnsanlar çok eski zamanlardan beri, güneşin ve ayın hareketlerinden, zamanı ölçmek maksadıyla faydalanmışlardır. Bir günden veya aydan daha uzun müddetlerin ölçülmesinde ise, mevsimler esâs alınmıştır. Zirâat ve hayvâncılıkta, faâliyetler için zaman ölçüsü olarak mevsimler esâs alınmıştır. Daha da uzun zaman parçalarını meselâ, târihî devirleri ifâde etmek için te’sîri devâm etmekte olan büyük bir değişikliğin başlangıcı, meselâ, Peygamberlerin gelişi ve dînin yayılışında önemli târîhler esâs alınmıştır. Bu şekilde takvîmler ortaya çıkmıştır. Uzunluk bakımından iki türlü sene vardır: Şemsî sene ve Kamerî (Hicrî) sene. Şemsî sene, güneş senesi olup, dünyânın güneş etrâfında bir kerre döndüğü zamandır. 365.242 gündür. Kamerî sene ise, Ay’ın Dünyâ etrafında 12 kere döndüğü zaman olup, 354.367 gündür. Peygamberimizin Mekke-i mükerremeden Medîne-i münevvereye hicretinin başlangıç kabul edildiği târih, sene, “Hicrî Yıl” diye adlandırılır. Bunda, ayın hareketi esâs tutulduğu için, “Hicrî-Kamerî Sene” veya “Sene-i Kameriyye” de denir. Hicrî sene de mîlâdî ve rûmî târihler gibi, 12 ay esâsına dayanır ve Muharrem ayı ile başlar, Zilhicce ile sona erer. Ayların adları şunlardır: Muharrem, Safer, Rebîulevvel, Rebîülâhir, Cemâzil-evvel, Cemâzil-âhir, Receb, Şâbân, Ramazân, Şevvâl, Zil-kâde, Zil-hicce. HİCRÎ-ŞEMSÎ YIL... Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâm 53 yaşındayken, Allahü teâlânın izni ile Medîne’ye hicret etti. Rebîulevvel ayının birinci Perşembe günü öğleden sonra Ebû Bekr-i Sıddîk’ın evinden berâberce çıkarak Sevr Dağındaki mağaraya geldiler. Mağarada 3 gece kalıp, Pazartesi gecesi ayrıldılar. Bir hafta yolculuk yapıp efrencî (mîlâdî) Eylül ayının 20. ve Rebîülevvel’in 8. Pazartesi günü, Medîne yakınındaki Kubâ köyüne vardılar. Gece ile gündüzün eşit olduğu, Eylülün 23. gününü de burada geçirip, Cumâ günü Medîne’ye girdiler. Kubâ köyüne ayak bastığı 20 Eylül günü, Müslümanların Şemsî yılbaşısı, yâni hicrî sene başlangıcıdır. 20 Eylül gününü başlangıç kabûl eden güneş yılına “Hicrî-Şemsî Yıl” denir. O seneki Muharrem ayının birinci günü, yâni hicretten 66 gün evvel, Müslümanların hicrî-kamerî sene başlangıcı oldu. Bu da, târihçilere göre mîlâdın 622. yılındaydı. Temmuz ayının 16. Cumâ gününe rastladığı, Ahmed Ziyâ Beyin “Kozmoğrafya” kitabında yazılıdır.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT