BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İbrahim’in hayali
Van’ı ihya edecek

İbrahim’in hayali
Van’ı ihya edecek

Üniversiteli İbrahim Akça, Van Gölü kıyısında seracılık yapmaya karar verdi. Akça, 3 bin m2'lik serasında yetiştirdiği ürünlerle bölgeye teşvik yolunu açtı.



> ANKARA - Gökhan KAYA Üniversite öğrencisi İbrahim Akça, “Van’ın Antalya’dan ne eksiği var” dedi ve Van Gölü kıyısında seracılık yapmaya karar verdi. Geliştirdiği projesiyle “Hayatımın Fikri” yarışmasında 30 bin lira ödül kazandı. Şimdi manavlar, Akça’nın 3 bin metrekarelik serasında yetiştirdiği ürünleri almak için sırada bekliyor. Vanlı genç girişimci İbrahim Akça’nın, herkesi imrendiren örnek bir hikâyesi var... Fikri proje, projesi para, para da onu iş adamı yaptı. Akça’nın hayatı, Yüzüncüyıl Üniversitesinde öğrenciyken, hocasının tavsiyesiyle bir girişimcilik seminerine katılmasıyla değişti. Seminerin ardından aklına bir fikir geldi: Van kıyısında seracılık yapmak! Öyle ya Van’ın Antalya’dan Mersin’den ne eksiği var? Önce yaşadığı bölgede seracılık yapılıp yapılmadığını araştırdı. Araştırmalar sonucunda seracılığın yoğun olarak yapıldığı Alanya bölgesiyle Van Gölü çevresinin don olayları hariç aynı iklim şartlarına sahip olduğunu fark etti. Ardından Mersin’e gitti. Buradaki üreticilerden ufkunu açan önemli tüyolar aldı ve işe Van Gölü’ne 500 metre uzaklıkta bulunan evinin bahçesine küçük bir sera kurarak başladı. İlk olarak domates ve salatalık ekti. 471 GENCİN ARASINDAN... Mütevazı serasında çok lezzetli ve uzun süre bozulmayan ürünler elde etmeyi başardı. Serasını büyütmeliydi. Ancak bunun için yeterli parası yoktu. Kaynak arayışlarına girdiği sırada Avea ve Toplum Gönüllüleri Vakfı’nın genç girişimcilere yönelik düzenlediği “Hayatımın Fikri” yarışması fikrinin filizlenmesinde can suyu oldu. “Plastik Örtü Altında Sebze Yetiştiriciliği” projesiyle, 471 proje içinden ilk 14’e girmeyi başardı. 30 bin liralık ödülü kapan İbrahim Akça, gerçek bir iş adamı olmanın da ilk adımını atmış oldu. Kazandığı ödülün üzerine bir miktar da kendisi ekleyerek 3 bin metrekare büyüklüğünde bir alana serasını kurdu. Domates ve salatalığa kabak, yeşillik, brokoli, karnabahar ve biberi de ekledi. MANAVLAR SIRAYA GİRDİ ...Ve sıra geldi pazarlamaya. İbrahim Akça, ürünlerini tanıtmak için market market, manav manav gezmeye başladı. Numune bıraktığı bir manavdan “Sera domatesi bu, kim ne yapsın” diye cevap aldı. Ama ayrıldıktan bir saat sonra manav kendisini arayarak 40 kasa domates siparişi verdi. Bir süre sonra ürünlerini pazarlamakta sıkıntı çekmemeye başladı. Hatta, ürünlerin lezzetli ve raf ömrünün uzun olduğunu gören alıcılar, serada sıraya girip ürünün toplanmasını bekler oldu. Genç girişimci, işini daha da büyütmek için için kolları sıvadı. Bu sırada Van’da gerçekleştirilen İpekyolu Turizm Fuarı önemli bir fırsat oldu. Erciş Ticaret Odası Başkanı Abdülkadir Arslan sayesinde stant açarak teyzesinin oğlu Fatih Arslan ile ürünlerini tanıttı. BAKANDAN TEŞVİK SÖZÜ ALDI Ziyaretçilerinin arasında Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ile AK Parti Van Milletvekili Gülşen Orhan da yer aldı. İbrahim Akça’yı tebrik eden Milletvekili Gülşen Orhan, kendisine yardımcı olma sözü verdi. İki ay sonra genç girişimciyi Ankara’ya davet eden Orhan, Akça’yı Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz ile görüştürdü. Doğu Anadolu Bölgesinde hayvancılık ve organize sanayi bölgeleri için devletin teşvik verdiğini fakat seracılık için bir teşvik olmadığını anlatan Akça, bakandan yardım istedi. Bakan Yılmaz da en kısa zamanda bölgede seracılığa teşvik verilmesi için Mecliste çalışma yapılması sözünü verdi. 25 TON ÜRETİM YAPTI Seracılığa ilk başladıklarında çevrelerindeki herkesin “Yatırdığınız parayı batıracaksınız” demelerinin uykularını kaçırdığını ve zaman zaman hevesini kırdığını belirten İbrahim Akça,hedefini şöyle açıklıyor: “Yılmadan usanmadan işimizi yapmaya çalıştım. Geçtiğimiz yıl, bin metrekarede 25 ton ürün elde ettim ve 40 bin lira civarında para kazandım. Hedefim serayı daha da büyüterek 10 bin metrekareye çıkarmak.” 10 KİŞİYİ İSTİHDAM EDECEK Sera yaparken 3-5 kişi de olsa mevsimlik işçi çalıştıran İbrahim Akça, serasını 10 bin metrekare alana çıkardıkları zaman bin metrekare başına bir kişi çalıştıracağını ifade etti. Ailesinden gelen çiftçilik bilgisini de seracılığa yansıttığını söyleyen Akça, şimdilik kazandıklarıyla ailesini geçindirebilecek konuma geldiğini kaydetti. ‘AYDIN’LI ÖĞRENCİLER AYDINLATTI ANADOLU'YA KİTAPLA KÖPRÜ KURDULAR Sosyal sorumluluk dersi için kitap toplamaya başlayan İstanbul Aydın Üniversitesi öğrencileri, işi dev bir kampanyaya dönüştürdü. Beş yılda ulaşmadıkları il kalmayan öğrenciler, Anadolu’nun 200 köy okuluna kütüphane kurdu. KENDİLERİ DOLDURUYORLAR Kampanyaya destek veren öğrenciler, kolileri kendileri paketleyip, gönderime hazır hale getiriyor. Projenin mimarı Öğretim Görevlisi Mustafa Esen, “Keşke yaptığımız ülke geneline yayılsa. Birisi kargo, birisi iletişim, birisi halkla ilişkiler ayağını oluştursa, biz de üniversite organizasyonlarını yapsak ve kütüphanesiz okul kalmasa” dedi. İstanbul Aydın Üniversitesi öğrencileri, “Kütüphanesiz Okul Kalmasın” kampanyasıyla 5 yılda Türkiye’nin değişik bölgelerinde bulunan 156 okula 200 kütüphane kurulmasını sağladı. “Sosyal Sorumluluk Dersi”nde ödev aldıkları projeyi dev bir kampanyaya dö-nüştüren üniversiteliler, Anadolu’nun ücra köşelerinde kitap bekleyen binlerce minik öğrencinin yüzünü güldürdü. Projenin mimarı olan Öğretim Görevlisi Mustafa Esen, sadece bu dönem 50 okula kütüphane kuracak kitap topladıklarını ve bunları hafta başında belirlenen okullara göndereceklerini söyledi. BİR AYDA 25 BİN KİTAP Esen, şunları ifade etti: “Kampanyayı 2005 yılında, üniversite meslek yüksekokuluyken başlattık. Hedefimiz her yıl 100 okula kütüphane kurmaktı. Bu sene rekor kırdık. Sadece bu dönem, 50 okula kütüphane kuracak kadar kitap topladık. Bir ay gibi kısa bir sürede bir araya getirdiğimiz 25 bin kitabı, her okula 10 koli olacak şekilde paketledik. Ağırlık olarak ilköğretim okullarını destekliyoruz. Merkezdeki değil de daha çok köy ve mezrada kalanlara gönderiyoruz. Ansiklopedi, ders kitabı, açık öğretim kitabı kabul etmiyorum. Hikâye veya roman olacak. Temiz olacak. Gönderdiğim yerdeki insanlar bundan hoşlanacak. Mümkünse Milli Eğitim Bakanlığının tavsiye ettiği 100 Temel Eserden olsun istiyorum.” Şimdiye kadar 156 okula ulaştıklarını belirten Mustafa Esen, “Kitap göndermediğimiz vilayet yok” dedi. İnternet üzerinden her yıl çok sayıda talep aldıklarını kaydeden Esen, şöyle devam etti: “Şu an sırada bekleyen 100’den fazla okul var. Kampanyamızı duyan arıyor. Edirneli, Balıkesirli, İzmirli olup Hakkari Yüksekova’da, Van Çatak’ta görev yapan öğretmenlerin eğitim dünyasına katkıda bulunduğumuz için çok mutluyuz. Bize başvuran okullara er ya da geç mutlaka kitap gönderiyoruz. Her şeyi devletten beklememek gerektiğini düşünüyoruz.” NASIL BAŞVURACAKSINIZ? Peki projeye dahil olmak isteyen öğretmenler ne yapmalı? Mustafa Esen, “www.kutuphanesizokulkalmasin.com internet sitesi üzerinden öğretmenin adını soyadını, okulunu ve adresini yazması benim için yeterli oluyor” dedi. Esen, “Eğer bin okula kütüphane kurabilirsem, bu memleketin eğitimine destek veren isimsiz kahramanlardan biri olabilirim demektir. Başka hiçbir beklentim yok. Hiperaktif biriyim. Bunlar benim stresimi alıyor. Kimisi bilardo, kimisi PlayStation sever. Benim hobim de bu. Heyecanımı gençler görüyor. Normalde özel okul öğrencilerden 25 bin kitap toplamak mümkün değil. Hiç kimse bunu başaramaz. Ama bizim öğrencilerimiz destan yazıyor. 25 bin kitabı bir ayda topladık” diye konuştu.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT