BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Dün geceyi nasıl geçirdiniz?..”

“Dün geceyi nasıl geçirdiniz?..”

“Babam o akşam eve gelmemişti. Bir saat oldu yok, iki saat oldu yok... O yıllarda evlerde bile telefon yoktu, cep telefonu ne gezer? Acaba babama ne olmuştu? Geleceği yol gece yarısı tenha idi. Başına bir şey gelebilir miydi?..”



Yine böyle bir gündü. Yeni yılın ilk günü... İlkokul üçüncü sınıfa gidiyordum. O sene Selma adında genç bir bayan öğretmenimiz vardı. Dedi ki sınıfa: -Herkes yılbaşı gecesini nasıl geçirdiğini yazsın. Not verecekti. Hepimiz yazmaya başladık. Tabii enteresan olanı ağabeyimle aynı sınıfta okuyor olmamızdı. Şimdi bakın olanlara... Ama önce size abimin sınıftaki durumunu biraz anlatmalıyım. O benden birbuçuk yaş büyüktü. Ama bana göz kulak olur diye okula bir yıl gönderilmemiş, benimle birlikte kayıt ettirilmişti. Abim sınıfın en çalışkan öğrencilerindendi. Ben ise eh işte biriydim. Benim yüzümden ağabeyim, sınıfta çok dayak yemiştir haksız yere. Sebep ne? Beni niye çalıştırmıyor? Öğretmenin öğretemediğini abim nasıl öğretecek? Hem öğretmek zorunda mı? O yılların saçma eğitim anlayışı işte... Gerçi abim de öfkelenir okul dönüşü beni döverdi. Ben de anneme söylerdim, annem de abimi döverdi... Böyle çocukça hır gür içinde geçerdi öğrenciliğimiz. Yılbaşı gecesini nasıl geçirdiğimizi yazacaktık. Nasıl geçirecektik? Babam çimento fabrikasında vardiyalı çalışan bir işçiydi. Gece 22:00’de mesaisi bitecektii 22:30’da da eve geliyordu. Ama babam o akşam eve gelmemişti. Bir saat oldu yok, iki saat oldu yok... O yıllarda evlerde bile telefon yok, cep telefonu ne gezer? Acaba babama ne olmuştu? Geldiği yol gece yarısı tenha idi. Başına bir şey mi gelmişti? O gece sabaha kadar uyumadık. Korku ve endişe içinde babamızın yolunu gözledik. Meğer babam fabrikada zorunlu olarak mesaiye bırakılmış. Sabaha kadar fabrikada kalmış. Ertesi sabah yorgun argın geldiğinde durumu öğrenebilmiştik. Bu yaşadıklarımızı olduğu gibi yazdım. Ama başka ne yazabilirdim ki? Tabii ağabeyim de yılbaşı gecesini benim yazdığım gibi yazmış olmalıydı. Başka ne yazabilirdi ki? Öğretmenimiz ertesi gün yazdıklarımıza not veriyordu. Benim ismim okunduğunda “Beş” demesin mi? Nasıl şaşırdım... Şimdiye kadar hiç “5” almamış birisi için bu ne sevinçti? Beş o zaman eğitimde en yüksek not idi. Ama peşimden ağabeyimin notu okunduğunda yine şaşırdım. Çünkü o da şimdiye kadar hiç “4” almamış iken öğretmenimiz ona “dört” demişti. Ağabeyim not okunduğunda önce kıpkırmızı oldu. Ardından bana baktı. Başını öne eğdi... İlk defa abimden fazla not alıyordum. Yalnız öğretmenimiz bana demişti ki: “Anlatımına değil doğru yazdığın için 5 verdim.” Okul çıkışı eve gelirken öğrendim. Meğer ağabeyim sınıftaki şehirli çocukların arasında mahcup olmamak için yılbaşı gecesinde komşularla bir araya geldiğimizi fındık fıstık yiyip eğlendiğimizi anlatan uyduruk bir kompozisyon yazmıştı. Yazdıkları hayal; daha doğrusu yalandı! Ama anlatımı süperdi. Eğer benim kardeş olarak o gece olanları anlatışım olmasa ağabeyim yine beş alacaktı... Şimdi aradan yıllar geçti. Çoluk çocuğa karıştık. Çok şükür abim de ben de biliyoruz yılbaşı gecelerinin de kutlamalarının da kimlerin kutlaması olduğunu. Her yılbaşı o geceyi ve aldığımız o notları hatırlıyor, buruk bir tebessümle babacığımın aziz ruhuna fatihasını gönderiyorum. Sen de çok yaşa e mi abi...?? Nurdane Özdemir-Rize > Yazışma adresi: Türkiye Gazetesi İhlas Medya Plaza 29 Ekim Caddesi, 34197 Yenibosna/İstanbul Faks: (0212) 454 31 00
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103912
    % -2.19
  • 3.9233
    % 1.34
  • 4.6062
    % 0.86
  • 5.1939
    % 1.48
  • 161.198
    % -0.08
 
 
 
 
 
KAPAT