BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kendinde değildi Seher...

Kendinde değildi Seher...

Zayıflamış, gözaltları kararmış, çökmüştü. Zaten yapı olarak zayıf bir insandı. Uzun yüzü kilo verdiği için daha da uzamış, ürkütücü bir görünüm almıştı.



Zayıflamış, gözaltları kararmış, çökmüştü. Zaten yapı olarak zayıf bir insandı. Uzun yüzü kilo verdiği için daha da uzamış, ürkütücü bir görünüm almıştı. Durakladı. Tabanları hiçbir şey hissetmiyordu. Durduğu yer dönemeye başladı fırıldak gibi. Artık bünyesi iflas etmek üzereydi. Sanki bir kağıt kule gibi yıkılıverdi olduğu yere. Onun düştüğünü gören çevredeki esnaf bağırarak koştular: - Kadın bayıldı yahu!.. - Aaaa, düştü kadın, yardım edin şuna... koşun... - Karakola haber verin, polisler gelsin... Tam karakolun önünde olmuştu hadise. Hemen iki polis memuru koşup kucakladılar. Kendinde değildi Seher. İçeri alıp bir sıranın üzerine boylu boyunca uzattılar. Biraz sonra genç komiser Vedat geldi: - Bu Seher teyze, ne oldu çocuklar? - Bayılmış, demin buradaydı komiserim, kızını sordu yine. Biraz dinlenip çıktı, hemen ardından bir de baktık koşuşmalar var... Buradan çıkar çıkmaz düşmüş. Zavallı kadın... Vedat eğildi onun yüzüne doğru: - Seher teyze, Seher teyze... iyi misin? Polislerden biri atıldı: - Kendinde değil komiserim, baksanıza haline, gözleri kaymış. Vedat dikkatle süzdü yatan kadını. Başını salladı: - Haklısınız, bir arabaya atın da hastahaneye götürün. Bekleyin başında, bırakır dönerseniz perişan olur kadıncağız. Hemen iki memur tekrar kucakladılar. Kuş kadar hafifti Seher. Cılız kolları yana düşmüştü. Dışarıdaki halkın meraklı bakışları altında polis arabasına bindirildi. Süratle hareket etti araba. Hastahaneye siren çalarak girdiler. Acil kapısının önünde durup hastabakıcıların sedye getirmesini beklediler. Özenle yatırdılar. İçeriye polislerin de yardımıyla süratle girdi. Nöbetçi bir doktor hemen müdahale etti: - Ne oldu bu kadına? - Bayıldı, birden bire... Dikkatle muayene etti doktor. Neden sonra kafasını baygın yatan kadının üzerinden kaldırdı. Saçlarını sıvazlayıp baktı: - Yok mu bir yakını, bu kadın tükenmiş yahu! - Yok kimsesi. Bir kızı varmış, kaçmış, onun peşinde günlerdir. - Tansiyon felaket, kalbi zayıf, ölür bu kadın bakılmazsa... Yorgunluktan iflas etmiş... Polisler birbirlerine baktılar üzüntüyle. Hemen birisi atıldı: - Komiserimin selamı var, bakılsın bu teyze... Doktor başını salladı. Yanındaki hemşireye dönüp: - Hemen yatırın, serum verilsin. Aynı zamanda aç bu kadın... Tekrar sedyeye alındı Seher. Hâlâ kendine gelememiş, neler olup bittiğinin farkında bile değildi. Hemen serum takıldı. On kişilik bir odaya yatırıldı. Diğer hastalar yeni gelen oda arkadaşlarına merakla baktılar. Hemşireler koşturuyor, iğneler, haplar getiriyorlardı. Neden sonra açtı gözlerini zavallı kadın: - Neredeyim ben, Şehnaz’ım, Şehnaz’ım nerede? Hemşirelerden biri olanları anlattı. Kalkmaya yeltendi kadın. Cılız bir sesle bağırıyordu: -Bırakın beni, eve gideyim, bırakın, kızım gelecek, geri dönecek Şehnaz’ım... Nafiz beyle Müzeyyen hanım koşarak girdiler hastahaneye. Karakoldan haber vermişlerdi. Şehnaz kaçtığı gün nafiz beyle birlikte karakola gittiklerinde ulaşılabilecek bir adres olarak vermişlerdi evin adresini. Komiser Vedat müracaat kağıdından bulmuş, bir memur görevlendirerek haber göndermişti. Telaşla çıktılar ilaç kokulu merdivenleri. DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT