BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yine Hollanda

Yine Hollanda

Rotterdam şahrinde ikibin kişilik yeni bir câmi yapılıyor. Hollandalı idareciler, ülkelerindeki Müslüman Türklerin dinî yaşayışlarına karşı, dikkatli ve saygılı davranıyorlar.



Rotterdam şahrinde ikibin kişilik yeni bir câmi yapılıyor. Hollandalı idareciler, ülkelerindeki Müslüman Türklerin dinî yaşayışlarına karşı, dikkatli ve saygılı davranıyorlar. O kadar ki, yeni yaptırdığımız o büyük, o iki katlı câmimizin bulunduğu meydanın ismi bile Rotterdam Belediyesi tarafından değiştirilmiş. Oraya “Mevlânâ Meydanı” denilmiş. Bütün Hollanda’da 250 civarında camimiz var. 1992 yılında, Yunus Emre’yi anlatmak için başşehir Amsterdam’a gitmiştim. Orada, içlerinde bir papazın da bulunduğu Hollandalı bir gruba demiştim ki: “-Sakın buradaki işçilerimizin davranışlarına bakarak İslâmiyet hakkında hüküm vermeyin! Yanılırsınız! Hollanda’daki işçilerimiz elbette Müslüman! Ama Müslümanlık başka, Müslüman başkadır. Müslümanlık; tembelliği, kabalığı, geriliği, cahilliği, yalancılığı...şiddetle reddeder! Yazık ki Müslüman oldukları halde tembel, kaba, geri, cahil insanlarımız da var. Şimdi bana sorabilirsiniz: “Bir Müslüman Türk’ün özellikleri nelerdir?” diyebilirsiniz. Bu sorunuza Yunus Emre’yi anlatarak cevap verebilirim. Yani bir Müslüman-Türk, Yunus Emre gibi düşünür, Yunus emre gibi söyler, Yunus Emre gibi yaşar” Böyle bir girişle, onlara Yunus Emre’yi anlatmıştım. Toplantıdan sonra bana demişlerdi ki: “-Hollanda’da Müslümanlığı seçen kimseler var. Bunların kesin sayısını bilmiyoruz. Bin olduğunu söyleyenler de var; altı bin, on bin olduğunu söyleyenler de. Yalnız, bu Hollandalı Müslümanlar, burada yaşayan Türkler’in davranışlarına bakarak Müslüman olmadılar. Kimisi Kur’an’ı inceleyerek, kimisi Hz. Peygamberi tanıyarak, kimisi Hz. Mevlâna’yı okuyarak Müslüman oldu. Eğer Hollanda’ya gelen Türk işçileri, davranışlarına biraz dikkat etmiş olsalardı, yani bir Yunus Emre yüreğiyle, yaşasalardı durum çok daha farklı olabilirdi.” Ah bu tesbit çok mühim! Sadece Hollanda’da değil, bütün Avrupa ülkelerinde bizim kaybımız, kendi kültür köklerimizden koptuğumuz içindir... Hollanda garip bir memleket. Hollanda ailesi gittikçe zayıflıyor. Genç nüfusta ciddî bir azalma var. Evli çiftler, çocuk sahibi olmaktansa, evlerinde kedi, köpek, fare, domuz, yılan gibi hayvanları beslemeyi tercih ediyorlar. Yollarda gördüğüm “mutlu bir Hollanda ailesi” aynen şöyle: Güzel bir arabada, direksiyon başında, 35-40 yaşlarında bir erkek oturuyor. Yanındaki koltukta zarif bir sarışın kadın var. Arka kanepede ise, kocaman kafalı çirkin bir köpek! Dili dışarıya bir karış sarkan bir hayvan. Hollandalı çiftlerin arabalarında, neden bir veya iki çocukları yok da bir veya iki köpekleri var? Bizim ölçülerimize göre, bu sorunun mantıkî bir cevabı yoktur. Ama Hollandalı çiftlerin gerekçeleri çok şaşırtıcı! Diyorlar ki: -”Köpek bakımı, çocuk bakımından daha kolay ve daha az masraflı. Çocuklarımız 18 yaşına bastıklarında evi terk edip gidiyorlar. Bizden tamamen uzaklaşıyorlar. Halbuki köpekler, insanlardan daha vefalı! Biz, çocuk sevgisini hayvanlardan alıyoruz!” Rotterdam’da bir arkadaşımdan dinledim. Diyor ki, “-Sabah namazlarına doğrusu çok zor uyanıyorum. Ayağa kalktığımda, odamın penceresinden bir de ne göreyim? Hollandalı kadınlar ve erkekler o çok erken saatlerde, köpeklerini gezdirmek için, sokaklara düşmüşler! Hollandalılar çocuklarına göstermedikleri ihtimamı, sevgiyi, köpeklerine gösteriyorlar? Bu ülkede 15 milyon insan yaşıyor. Evlerdeki hayvan sayısı ise 20 milyon civarında. Öyle evler biliyorum ki, kapıları açıldığında, dışarıya 3 köpek, 5 köpek birden fırlıyor! Uzmanların tesbitine göre, önümüzdeki 40 yıl içinde Hollanda’daki yabancılar, yerlilerden daha fazla olacaklarmış. Büyük mağazalarda kedi-köpek mamaları, çocuk mamalarından daha fazla. Ve bir de beni çok şaşırtan şu garip hadise: Yaşlı bir Hollandalı kadın, köpeği ölünce çok üzülmüş. Günlerce gözyaşı dökmüş. Yemeden içmeden kesilmiş. Bizimkiler kadına gitmişler: “-Madam demişler bu kadar üzülmeyin! Kendinizi helâk etmeyin! Bari, tez elden kendinize yeni bir köpek alın da bitsin bu hüzün!” Kadın daha çok ağlamaya başlamış: “-Olmaz! demiş. Bunu bana nasıl söylersiniz? Ben o köpeğimin sevgisini başka bir köpekle paylaşamam! Bundan onun ruhu da büyük üzüntü duyar! Yaşlandım. Bir-iki yıl içinde ölebilirim. Yeni bir köpek alırsam, onu öksüz bırakabilirim. Yapamam! İmkansız bu! olamaz!” Kendisinden çok, köpeğini düşünen bir Hollandalı! Hollanda kan kaybediyor! Bütün Hollandalı kadınlar, aynı merhameti keşke çocuklarına karşı da duysalardı. Keşke ömürleri, kendilerini çok seven, evlatları ve cıvıl cıvıl torunları arasında geçseydi ne güzel olurdu!
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT