BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > 1. İletişim Kongresi

1. İletişim Kongresi

17 üniversitenin katılımıyla düzenlenen ve 3 gün süren 1. İletişim Kongresi dün sona erdi. İletişim uzmanlarının, akademisyenlerin ve profesyonellerin katıldığı kongrede, Genel Yayın Müdürümüz Kenan Akın’ın, özellikle TV yayıncılığımızla ilgili konuşması, son derece etkileyici ve aynı zamanda da gerçeklere dayalıydı.



17 üniversitenin katılımıyla düzenlenen ve 3 gün süren 1. İletişim Kongresi dün sona erdi. İletişim uzmanlarının, akademisyenlerin ve profesyonellerin katıldığı kongrede, Genel Yayın Müdürümüz Kenan Akın’ın, özellikle TV yayıncılığımızla ilgili konuşması, son derece etkileyici ve aynı zamanda da gerçeklere dayalıydı. Konuşmanın bazı çarpıcı bölümlerini sizlerle paylaşmak istiyorum: “Şu bir gerçektir! Medyanın asıl görevini bırakıp başka alanlara sapması ve yaptığı tahribat!... Devletin, daha doğrusu hükûmetin veya başka bir kurumun güdümündeki medyanın, kamuoyunu bilgilendirmesi, gerçekleri yansıtması beklenemez!... Özellikle televizyonlarımızın, yasa ve ilkelere daha dikkâtli uymaları, kaçınılmaz bir gerçektir. Çünkü bazı TV kanallarımızın, geçmiş olayları “defaâtle” ekrana getirip “reyting” uğruna tansiyonu yükselttikleri artık çok açık... Ne yazık ki, bu tür sansasyona kaçan olayların, haber saâtlerinde tekrar tekrar ekrana getirilmesi haber amacını aşıyor. Politik veya doktrinel yapı sergiliyor sanki... Televizyonculukta “reyting” gazetecilikte ise “tiraj” elbet önemlidir. Ancak hiçbir zaman “reyting” ve “tiraj” TV yayıncılığı ve gazeteciliğin tümü değildir ve de olmamalıdır... Oysa ülkemizde TV “reyting”e, gazetecilik ise “tiraj”a kilitlenmiş gibidir... Çoğu televizyonlarımız, yanlış-doğru bir olayı yakaladı mı, “reyting” uğruna posasını çıkarmadan bırakmıyor... Özellikle TV yayıncılığında birçok ihlâller işleniyor, çeşitli iddiâlar ortaya atılıyor, konularında yetkili olmayanlardan “icâzet” alınıyor, ehli olmayanlar, konuşturuluyor, görüşler çarptırılıyor... Bir sis perdesi çeşitli endişelere dönüşebiliyor... Böylece sergilenen karşılıklı ithamlar, ortaya atılan iddiâlar, bir yandan mesleği yıpratırken, bir yandan da izleyeni derin düşüncelere sevkediyor... Diyeceğimiz odur ki; yıllar yılı “beyni yıkanmak” istenen toplumumuz, maalesef bir aşınma, bir “yıpranma” sürecine girmiştir... Ve denilebilir ki, inançları güçlü olmayan bir kesim, “kirlenme” sürecine de sürüklenmiş durumdadır... Oysa hiç kirlenmemesi gereken bir “medya” oluşmalıydı!.. Aile yapısına, iş düzenine, meslek ahlâkına, manevi değerlere el atmanın ve bunları kemirmenin açtığı yaralar ortadayken, tedavi yollarını ve çıkış noktalarını çok iyi tesbit eden “bir medya”... Kalemine ve ağzına sağlık, Kenan ağabey!!...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT