BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Gündem farkı

Gündem farkı

Önceki yazımda Türkiye‘nin “türban” ve “Kürt” meselesine takılıp kaldığının altını çizmiş ve demok-ratikleşme sürecinin uzaması halinde zaman kaybı olacağını ve kaybedilen bu zamanın millete çok ağır fatura ödeteceğine dikkat çekmiştim.



Önceki yazımda Türkiye‘nin “türban” ve “Kürt” meselesine takılıp kaldığının altını çizmiş ve demok-ratikleşme sürecinin uzaması halinde zaman kaybı olacağını ve kaybedilen bu zamanın millete çok ağır fatura ödeteceğine dikkat çekmiştim. Okuyucularımdan, “haklısın” diyen de oldu; “işine bak” diyen de. Ne haklı olduğum söylendi diye koltuğum kabardı, ne de “işine bak” diyenler oldu diye sineceğim. Aynen devam ediyorum. Önemli çünkü. En önemli tarafı da hiç şüphe yok ki işsizlik! İşsizlik, Türk halkını bitap düşürdü. Aile reisi işsiz! Hadi o bir yerlerden emekli oldu diyelim. Oğlu işsiz adamın! Ya da kızı! Nasıl işsiz kalmasın ki? Köyünde tarım yapmayı deniyor; para kazanamadığı için bırakıyor. Hayvancılığı deniyor; o da öyle! Dükkan açıyor, bir müddet sonra kapatıyor. Keşke, kapatmakla kalsa. Elindeki, avucundakini kaybediyor! Halkın gündeminde işsizlik ve yoksulluk var. Siyasetçinin gündeminde ise “türban” ve “Kürt” meselesi! Bunun en yakın misali, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül‘ün Diyarbakır‘a yaptığı ziyarette ortaya çıktı. Diyarbakır halkı Gül‘e yüzlerce mektup verdi. Hemen hepsi, “Sayın Cumhurbaşkanım bana iş” diyordu. Ne “Kürtçe bir tabela da sen as” diyen oldu; ne de “Kürtçe okul açın” diyen. Vatandaşın derdi iş ve aş. Sadece, Diyarbakırlının derdi de değil bu işsizlik meselesi; Tüm Türkiye‘nin derdi! Başbakan ve bakanların ziyaretlerinde de aynı manzarayı görüyoruz zaten. Diyarbakır örneğini tercih etmemin nedeni; yeni olması. İkinci tercih nedenim ise halk ile siyasetçinin ne kadar farklı düşündüğünü çok bariz bir şekilde ortaya koyması. BDP ha bire eylem geliştiriyor. “İki dil” ve “iki tabela” ile başlayan eylem, “demokratik özerklik” talebiyle yükselişe geçti. Bu taleplerin nerede biteceğini bilen yok. BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir şayet, “Kürt halkı Türkçe bilmiyor. Dolayısıyla, Kürtçe tabela asıyoruz” dese; ya da “Kürtçe eğitim alırlarsa çocuklarımız iş sahibi olur” dese ve bunun faydasını ispatlasa, hiç problem olmaz. Gerçekten iyi eğitim verdiğini bilsem ben de gönderirim çocuğumu o okula. Parası olan Amerika ve Avrupa‘da okutuyor çocuğunu. Ben de Kürtçe eğitim veren okula gönderip kurtulurum o eziklikten. De... yok öyle bir şey. Demirtaş ve Baydemir sırf ideoloji olsun diye ortaya atıyorlar bu talepleri. Nerede duracakları da meçhul! Ahali “aş ve iş istiyorum” diye inlerken sen kalk havanda su döv! Reva mı? Milyonlarca Kürt’ün ümidiyle oynamaya ne hakkın var senin? Türkiye havası, suyu, güneşi, toprağı, tarihi, kültürü ve insan kaynaklarıyla kalkınmaya müsait bir ülke. Birçok ülkenin sahip olmadığı kaynaklara sahip bir ülke ama iş bilen siyasetçi yönünden maalesef fakir. Hem de acınacak kadar fakir. Yazık!
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT