BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Bir Allah dostu dedi ki...

Bir Allah dostu dedi ki...

İnsanın yazdığından çok yazamadığı, dediğinden çok diyemediği kendinde kalıyor. O bir yüktür, o belki de bir azaptır. Yazmak paylaşmaktır, anlatmak bölüşmektir vebalden kurtulmaktır. Karşınızda aç bir insan olsa elinizde de bir ekmek bulunsa o ekmeği bir başınıza yiyemezsiniz. Onun için bilgiyi kendine saklamak mümkün değildir. Fakat her malumatı her yerde ulu orta yazmak veya konuşmak da fitneye, bozgunculuğa yol açabilir.



İnsanın yazdığından çok yazamadığı, dediğinden çok diyemediği kendinde kalıyor. O bir yüktür, o belki de bir azaptır. Yazmak paylaşmaktır, anlatmak bölüşmektir vebalden kurtulmaktır. Karşınızda aç bir insan olsa elinizde de bir ekmek bulunsa o ekmeği bir başınıza yiyemezsiniz. Onun için bilgiyi kendine saklamak mümkün değildir. Fakat her malumatı her yerde ulu orta yazmak veya konuşmak da fitneye, bozgunculuğa yol açabilir. Şimdi diyeceklerimiz ancak birer imadır, belki de bir rüyadan sahneler, anlayan anlar. Yeryüzünün en mukaddes beldelerinde, feyz ve nur kaynağında, Sevgili Peygamberimiz’in -aleyhisselam- muhteşem huzurlarında bir Allah dostu dedi ki: “Eshabı Kiram’dan sonra İslamiyet’e en büyük hizmeti Osmanlılar yapmışlardır.” Bunu daha evvel de işitmiş olabilirsiniz. Bu hüküm, esas itibariyle yirminci asrın kutup yıldızı büyük mürşid Abdülhakimi Arvasi’ye -himmeti hazır olsun- aittir. Sohbetinde olduğumuz şefkat dolu güzel insan da onu naklediyor. Allah dostu, Resulullah divanesi o ağabey, soyunun bütün asaletiyle anlatmaya devam ediyor. Hem sofrası, hem sohbeti zengin. “Şu an, yeryüzünde İslamiyet’in en iyi yaşandığı yer Türkiye’dir!..” Bu şerefli cümleyi ümit etmek isteriz ki bir gün Türkiye’nin bütün giriş kapılarına altından harflerle yazarlar. Bu hakikatte acaba şu keyfiyetin payı olamaz mı? On sekiz bin âlemin Sultanının ve O’nun kara sevdalısı arkadaşlarının iz ve hatıraları artık yalnızca ve yalnızca Dar’ül Hilafe’de yani İstanbul’da ve aziz Anadolu’dadır. Topkapı Sarayı/Sarayı Cedid, bugün de 24 saat hafızlar eşliğinde o emanetleri ululamaktadırlar. Mübarek dişleri, mübarek sakallarından nur taneleri, hırkaları ve diğer emanet-i mukaddeseleriyle Halifelerine ve arkadaşlarına mahsus iz ve eserlerin hemen hepsi Türkiye’de. Onların Yavuz Sultan Selim Han-ı Evvel, tarafından bu topraklara getirilmesi hiç şüphesiz ki Padişahımız Efendimiz’in bir kerametidir. Aksi halde her mukaddese muğber olanlar, onları da yok ederlerdi. Yine o Allah dostu dedi ki... veya şu mealde dedi ki: “Bazıları vardır ki şekline baktığınızda ne iyi Müslüman diye kanarsınız, ama onlar, Allah ve Resulü’ne düşmandır, onlar İslamiyete düşmandır!..” İngiliz, yaman ustadır. Yetiştirdi mi tam yetiştirir. Allah dostu dedi ki: “Yeryüzünde öyle yerler vardır ki kutsaldır, kutsalda emsalsizdir, ancak, bugün oralarda Lut aleyhisselam devri dahil hiçbir devirde olmadığı kadar ahlaksızlık yaşamaktadır...” Ve dedi ki... Ve o sözü diyerek öyle çarpıcı bir tablo çizdi ki... İşte aynen aktarıyorum: “Beeen, o Sultanahmet Camii’ne girerken çantasını açıp örtüsünü çıkartarak başını örten, tırnakları ojeli o kadının tırnağındaki ojeye kurban olayııım, çünkü ooo, orayaaa kendi isteği ile giriyor!..” Cop ve ihlas farkı!.. Yetmez mi? Akıllılara lafın tamamı anlatılmaz. Bizim yârenlerimiz, hem akıllı ve hem de âriftir, ve’s selam!..
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT