BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Akciğer kanseri
boğarak öldürüyor

Akciğer kanseri
boğarak öldürüyor

Ülkemizde yılda yaklaşık 50 bin kişinin akciğer kanserine yenildiğini belirten Prof. Dr. Yalçın Karakoca, bunların 40 bine yakınının boğularak öldüğünü söyledi



YAZI DİZİSİ KANSERSİZ HAYAT İÇİN -4- HAZIRLAYAN: İNAN ARVAS / CÜNEYT BİTİKÇİOĞLU inan.arvas@tg.com.tr Medical Park Göztepe Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yalçın Karakoca, Japonya’da düzenlenen Dünya Onkoloji Kongresinde ödül aldığı çalışmasıyla akciğer kanseri hastalarının ömrünü tıbben uzatarak yaşama kalitelerini artırdı. Akciğer kanserinin diğer kanser çeşitleri arasında en sık rastlanan tip olduğunu, dünyada yılda 3 milyon kişinin bu hastalıktan öldüğünü belirten Prof. Dr. Karakoca, “Türkiye’de ise bu rakam 50 bin civarında. Bunların yaklaşık yüzde 80’i soluk borusu tıkanıklığı sebebiyle hayatını kaybediyor. Bunların ortalama yaşama süresi 1 yılın altında olduğu için yapılan tüm tedavilere rağmen insanlar 6 ile 7 ay yaşayabiliyorlar” dedi. PROJESİ ULUSLARARASI ÖDÜL ALDI Prof. Dr. Yalçın Karakoca, akciğer kanseri tedavisinde dünyada belirgin sistematik hatalar olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Sistematik hata olmasa kendi haline bırakılan hasta 1 yıl yaşıyorsa, tedavi ile bu hastanın hayatının 6 aya inmesinin bir şekilde açıklamasının olması lazım. Buradan yola çıkarak ben kendi tedavi sistemimi geliştirdim, çünkü eski teknikleri uygulamak çok zor. Bunlar uzman eller gerektiren yöntemler. Standart bir hekimin akciğer kanseri olan hastayı uzun yaşatan soluk borusu tedavisi yapabilmesi için daha basit bir teknik gerekliydi. Bu teknik de ‘Reflektör Balon’ tekniği olarak benim tarafımdan geliştirildi. 3 sene önce patentini alıp uluslararası camiada kullanıma sunduk. 2008 yılında Japonya’da Dünya Onkoloji Kongresinde ödül aldık. Son 20 yıldır akciğer kanserinde yeni bir teknik yoktu. Her kongrede katılımcılar, konuşmacılar hep aynıdır. Toplam 20 kişi konuşur. 20 yıl içinde onların tekniğinin dışına da çıkan hiç olmamıştır. Bizim geliştirdiğimiz ürünlerin etkili olduğunu anlattık, ödül verdiler.” KLİNİKLER ORTAK HAREKET ETSİN Prof. Dr. Karakoca, “Şu anda yine AR-GE laboratuvarı olarak kurduğumuz teknoparkta ürünle ilgili geliştirme çalışmaları ve üretim çalışmalarını aynı anda yürütüyoruz. Bu şekilde soluk borusunu kolay bir şekilde açmak mümkün oluyor. Şimdi hiç risk almadan soluk borusunu açıyor, enfeksiyonu daha rahat temizliyoruz ve bu hastaları ilaç tedavisine daha rahat hazırlıyoruz” şeklinde konuştu. Prof. Dr. Karakoca reflektör balon yöntemiyle yaşama kalitelerini artırarak hastaların boğularak ölümünün önüne geçtiklerini söyledi. Karakoca şunları söyledi; “Akciğer kanseri ile uğraşan tüm onkoloji kliniklerinin örgütlenmesi lazım. Yani akciğer kanseri ile uğraşan onkoloji bölümlerinin hastalardaki ölüm sebebini ortadan kaldırmanın tedavinin ana unsuru olduğunun farkına varabilmesi gerekir ki ışın tedavisi ve kemoterapi etkili olsun, sonuçta hepsinin ortak görüşü hastayı uzun yaşatabilmek olduğuna göre bu işle uğraşan departmanların ortak hareket etmeleri gerekir.” AKTİF BİR TEDAVİ ÜZERİNDE ÇALIŞIYOR Kansere yakalanmamak için altın öğütler veren Prof. Yalçın Karakoca şunları söyledi; “Hepimizin vücudunda bozulan hücreler vardır. Bağışıklık sistemini çökertecek çok ani değişimler yaşamamalıdır. Büyük üzüntü, ani depresyonlar, çok büyük beslenme yetersizlikleri, aşırı kilo alma bugün kanserde büyük rol oynamaktadır. Yediğimiz besinlere dikkat etmemiz lazım, genetiği değiştirilmiş gıdalar risk teşkil edebilir. Kanser hastalarına da tavsiyem işinin ehli doktorlara ulaşmaları lazım. Akciğer kanserlerinin ölüm sebebi doktorlar tarafından iyi bilinmiyor. Tüm kanser türlerinde tedavinin aktif olacağını düşündüğüm bir çalışmamız var. Yakında bunu açıklayacağım.” ESKİ ÇAĞLARDA KANSER YOKTU Kanser olmak istemeyenler köyüne dönüp doğal yaşasın “Köyden şehire ne kadar göç ediyorsak ve ne kadar sanayileşiyorsak o kadar kanserleşiyoruz” diyen Prof. Dr. Ahmet Özdoğan, neredeyse her aileden bir kişinin kansere yakalandığını söylüyor. “Türkiye’de her yıl 200 bin kişi kansere yakalanıyor. Neredeyse her aileden bir kişi, bu amansız haslalıktan dolayı ölüyor.” Bu sözler İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Özdoğan’a ait. Prof. Dr. Özdoğan, bu korkunç tablonun sadece bizim için değil, dünya için de geçerli olduğunu söyledi. 1970’li yıllardan beri, ABD başta olmak üzere ülkelerin kansere savaş açtığını belirten Prof. Dr. Özdoğan, “2010 yılına baktığımızda nüfus 3 misli, kanser 8 misli artıyor. Burada kanserin tekniği ve taktiğini değiştirmek lazım. Çünkü herkesin kanseri kendisine özgü” dedi. DOĞAL YİYECEKLER YENMELİ “Ne kadar köyden şehre geliyorsak ve ne kadar sanayileşiyorsak o kadar kanserleşiyoruz” diyen Prof. Dr. Özdoğan şunları söyledi: “Ne kadar geriye gidiyorsanız milattan öncesine o kadar az kanser var. İnceleyin Milattan Önceki Mısır’da ceset ve kemikleri. Kanser yok denilecek kadar azdır. Sebebi, insanlar eskiden tabii besleniyorlardı, hiç kimyasal kullanmıyorlardı. Bir çevre ne kadar tabii ise kansere yakalanma riski o kadar azdır.” Prof. Dr. Ahmet Özdoğan, bitki testi yaptırmadan kansere iyi geldiği düşünülerek çeşitli otların kullanılmamasını tavsiye etti. Özdoğan şöyle dedi: “Asla alternatif tıpa inanmam, çünkü alternatif tıp diye bir şey olmaz. Tıbbın alternatifi yok. Bir bitki size çok dokunabilir ama bana da iyi gelebilir. Bitki testi yapmadan onu hastaya vermek yanlış olur. Çünkü birçok insanda bazı bitkilere karşı alerji var. Eğer kanseri yenmek istiyorsak tedavi metodlarını değiştirmeliyiz. Herkesin kanseri kendisine aittir. O sebeple kişiye özgü tedavi yapılmalı. Kimsenin kanseri başkasına benzemez. Bazı doktorlar ‘kırmızı et yemeyin’ der. Ama ‘işlenmiş et yiyorsanız yemeyin’ demek lazım. Çünkü işlenmiş etlerin içine katkı maddeleri koyuyorlar. Meralar ve ovalarda yetişen hayvanların etini yiyebiliriz. Çünkü doğal besin almıştır. RADİKAL TEDBİR ŞART Hiç dolaşmayan tavuk düşünün. Hiç gün ışığı görmemiş, hormonlu gıda almış. Bu nasıl olacak da insana faydası dokunacak. Kanseri yenmek istiyorsanız, köyünüzde yaşayın. Kanser sanayileşmenin getirdiği hastalıktır.” “Kanserde Sigara ve şişmanlığı tartışmamız lazım” diyen Prof. Dr. Özdoğan “Mesela devlet bir madde çıkaracak. Sigara içiyorsan senin kanser tedavi masrafını yapmam diyecek. Bunu önlemek için böyle radikal karar almak lazım. Çünkü her yıl bir şehir sayısı kadar insan kanserden ölüyor. Obezite için de tedbir almak lazım. Çünkü kanser, şekeri çok seviyor. Şekerli ve unlu gıdaları azaltmak lazım” şeklinde konuştu.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT