BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hayırlı olsun

Hayırlı olsun

Dile kolay; sadece seçmen sayısı 37.5 milyon olan dev bir ülke.



Dile kolay; sadece seçmen sayısı 37.5 milyon olan dev bir ülke. “Bu Ülke”, dün, özlenen seçimi yaşadı. Özleniyordu. Zira; seçim, dayatma ve kargaşadan çıkış için tek çare olarak kalmıştı. ‘18 Nisan Seçimi’ bu bakımdan önemlidir. Diğer bakımlardan da anlamlı. 2000 Yılının kapısını dün seçtiğimiz zevat aralayacaktır. Bu bir... İkincisi; bu seçimler, her halde mahalli ve umumî seçimlerin bir ânda ve bir arada yapıldığı son seçimdir. Bir de demokratik çoğulculuk açısından kaçınılmaz mecburiyet var. Barajı muhakkak yüzde beşin altına çekmek lazım. Siyasette küçük parti sanılan siyasî teşkilatlar, ekseriya büyük partilerden daha fazla fikir üretirler. Onları TBMM’nin dışında bırakmakla sağlıklı yönetim kaybediyor. Bu sebeple bazı partilerin parlamentoya girememesi hakîkaten kayıptır. Hele kayan bazı yıldızlar, tam ziyandır. Keşke böyle isimler için seçilme zorunluğu olmayan “Türkiye Milletvekilliği” gibi bir imkân tanınabilse. Sadece seçmen sayısı, 3-5 Avrupa ülkesinin toplamından yüksek olan Türkiye, dünkü seçimlerle psikolojik olarak rahatladığı gibi parlamento cihetiyle de kan tazelemiştir. Buna muhtaçtık. Karşılıklı inatlaşma, kör döğüşüne dönmüştü. En azından bir müddet bazı terimler hiç kullanılmasa, ucuz düşüncelerden kaçınılsa ne iyi olur. Çürük sakıza dönen her şey itici oluyor... Seçim sonuçları hiç şüphe yok ki azizdir. Hakim teminatı altında bir seçim yaşandı. Seçenler ve seçilenler bu yurdun insanları... Tahammüllü olmak lazım. Korkmayınız; kimse, Türkiye’nin bir tek taşını alıp bir başka yere götüremez. Halkın olgunluğuna güvenmek şart. Bu bakımdan sandık göstergesi anlayışla karşılanmalı. İçe sindirilmeli. Demokraside seçimlerin herkesi tatmin etmesi gibi bir karine zaten bulunamamış. Toplumun, dünden itibaren yeniden yumuşama sürecine girdiği şahsi müşahedemizdir. Bunun müsbet işaretleri dün sabahtan itibaren kendini belli etmeye başladı. Harp Okulu’nda Osmanlı’nın 700. Yıldönümünü kutlayan bir Ordu, bu hareketi ile çok yönlü bir mesaj vermiştir. En mühimi tarihten gelen değerlere bağlılığıdır. Siyasilerle medya nifak çıkartmazsa 28 Şubat Süreci’nden barış sürecine geçiş, ivme kazanmış olur. Hükûmetin görevlendirilmesi ve teşkili kat’iyyen uzamamalıdır. “Kosova Dramı” sebebi ile bir savaşın içindeyiz. Büyük ihtimalle önümüzdeki günlerde kara harekâtı da başlayacaktır. Bu harekâtın büyük ismi Türkiye olacaktır. Enflasyon, işsizlik, piyasanın durgunluğu, paramızın zavallılaşması da ekonomik savaşımızdır. Bu savaşta ne yazık ki devamlı kaybediyoruz. Mark ve dolar karşısında Türk lirasının hali tek kelime ile yüz kızartıcıdır. Parası geçmeyen devletlerin istiklalleri kâğıt üzerindedir. Bu yüzden yeni hükûmetin âcil tedbirlerinden biri paramızın haysiyetini kurtarmak olmalıdır. Lira, döviz karşısında daha nereye kadar düşecek? Onun için bir ân evvel yeni Hükûmet kurulmalı... Partiler de popülist göz boyacılığa dayalı hırçınlıkları dünde bırakmalılar. İşimiz çok. Dünya ile yarışmaktan başka yol yoktur... Dünya, artık çok küçük. Kazananlar da kaybedenler de insaf ve hakkaniyet ölçüleri içinde tavizsiz bir nefs muhasebesi yapmalılar. Belki her kazananın kaybettiği ve her kaybedenin kazandığı bir taraf vardır. Asl olan Türkiye’nin kazanmasıdır. Bir erken seçimi gerçekleştirmekle Türkiye kazanmıştır. Sonuçlar, ülkemiz, bölgemiz ve insanlık için hayırlı olsun. KAHRAMAN KAFKASLILAR... Ali Tokcan, Muhammed Tokcan’ın kardeşi. Kosova için gönüllü topladıklarını haber veriyor. Sakin ve sıradan bir hadiseden bahseder gibi. Heyecanlanmamak ne mümkün. Onun sükûneti kalblerde heyecan fırtınaları estiriyor. Çeçenistan’ın sesini Avrasya Feribotu ile dünyaya duyuran ağabeyi Muhammed Tokcan da şimdi Kosova’daymış. Türkiye’den gidecek gönüllülerle birlikte muhaceratı tersine çevirmenin yollarını arayacaklarmış. Kendilerine maddi yardımı yüreği milleti ile atan insanlar Sedat Peker ve Yaşar Öz yapıyormuş. Kadrolarını kurup silahı temin ettikleri ân zalim Miloşeviç’in karşısına dikilecekler. Ali Tokcan, Kosova Müslümanlarına hitap ederek “en azından biz gelene kadar dayanın” diyor. İnşallah dayanacak takatleri kalır. Bu hareket Kafkas Müslümanlarının bütün Müslümanlara numune olması gereken feragat dolu soylu bir davranışıdır. Soylu ve yüce ve hürmete layık. Korkusuz ve kahramanca... Muvaffak olurlar veya olamazlar. Takdir yüce Allah’ın. Bu niyetle yola çıkıyorlar ya!.. Üstelik isteyen neler yapmaz. Onlar; ruhları Kafkas dağlarının borası, fırtınası ile beslenen bizim yiğit çocuklar. Onlar, Şeyh Şamil torunları. Şeyh Şamil ki Mevlana Halid dergâhından feyz alan büyük dâvâ adamı... Onlar, şehîdliğe susayarak büyük işler yaparlar. Mahcup ve gösterişsiz ve riyasız. Onlar, Allah’ın halis kulları... Yolları açık, iyilerin himmeti üzerlerinde olsun. Bir erkek sesi ne kadar özlemişiz.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT