BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Gayr-i müslimlerden gelen âdetler

Gayr-i müslimlerden gelen âdetler

Gayr-i müslimlerden, bize gelen şeyler iki çeşittir: 1- Dînlerinin gereği olarak yaptıkları şeylerdir. 2- Dînleri ile ilgisi olmayıp, âdet olarak yaptıkları şeylerdir...



Bizim toplumumuzda da, her sene yeni bir yıla girerken, yılbaşı gecelerinde yapılan bazı kutlamalar, esâsen bizim dînî, ahlâkî, kültürel ve geleneksel değerlerimizle bağdaşmamaktadır. Aklı, sağlığı ve cemiyeti tehdît eden içki tüketimini, âile bütçesini tahrip eden kumarı, savurganlığı ve cinsel taşkınlıkları; dînî, millî ve ahlâkî değerlerimizle bağdaştırmak mümkün müdür? Bu tür davranış ve uygulamalar, ahlâkî yozlaşmaya, kültürel tahrîbâta, gelenek ve göreneklerimizin bozulmasına da sebep olmaktadır. O hâlde dînî ve millî değerlerimize sâhip çıkmak, kültürel mîrâsımızı korumak, örf ve âdetlerimizi gözetmek hepimizin görevi olmalıdır. İslâmiyet, Müslümânların, îmânlarında ve ibâdetlerinde Müslümân olmayanları taklit etmelerini, onlara benzemelerini, onların dinlerinin ve ibâdetlerinin alâmeti olan şeyleri yapmalarını ve kullanmalarını yasak etmiştir. İBÂDETTE BENZEMEK... İbâdette kâfirlere benzemek bazı yerlerde mekrûh, bazı yerlerde harâm, bazı yerlerde küfür olur. Mesela haç takmak küfürdür. “Nevrûz” veya “Mihricân” günlerinde, bunların isimlerini söyleyerek hediye vermek harâmdır. Bu günleri bayram bilerek vermek, küfür olur. Noel gününde, kâfirlerin paskalya ve yortularında, onlar gibi bayram yapmanın da küfür olacağı bildirilmiştir. Küfrün veya harâmın iyi niyetle yapılması, bunları küfürden ve harâmlıktan çıkarmaz. Harâmdan, iyi niyetle [Allah’tan korkarak] vazgeçen sevâp kazanır. Başka bir sebeple vazgeçen sevâp kazanmaz; yalnız, günâhından kurtulur. Sevgili Peygamberimiz, bir hadîs-i şerîflerinde buyuruyorlar ki: “Bir kavmin işini seven, o amelleri işlemese de, kıyâmette onlarla haşrolur.” [Hatîb Bağdâdî] “Bir kavme benzeyen onlardandır” meâlinde bir hadîs-i şerîf daha vardır. Hadîs-i şerîfte geçen benzemek, ibâdetlerde benzemektir. Kılık-kıyâfetle ilgili şeyler âdettir; çirkin olmayan âdetlerde kâfirlere benzemek günâh olmaz. Hindûların bayram günlerine, Mecûsîlerin [ateşe tapanların] kutsal günlerine ve Hristiyânların Noel gecelerine ve diğer paskalyalarına hürmet etmek ve o zamanlarda, onların âdetlerini, onlar gibi yapmak, bu günleri Müslümân bayramı zannederek, onlar gibi birbirine hediye göndermek, eşyâlarını ve sofralarını, onların yaptığı gibi süslemek, o geceleri başka gecelerden ayırt etmek büyük günâh olur. Hattâ İslâm büyükleri, “bunun insanı dînden çıkaracağını” ifâde buyurmuşlardır. Şu bir gerçek ki, aslı olsa da olmasa da, bugün Hristiyanlar “Noel”i dînî bir gerekçeyle, yani ibâdet niyetiyle kutluyorlar. Bunun için bugün de, bir Müslümân bunu kabûl ederek veya etmeyerek Noel kutlamalarına katılamaz, buna değer veremez. GAYR-İ MÜSLİMLERDEN GELENLER Bilindiği gibi, gayr-i müslimlerden, bize gelen şeyler iki çeşittir: 1- Dînlerinin gereği olarak yaptıkları şeylerdir: Meselâ boyunlarına haç takmaları, bellerine zünnâr bağlamaları, Noel, yortu kutlamaları bu kısma girer. Bunları dînlerinin gereği olarak yaptıkları için, bir Müslümân bunları ne niyetle takarsa taksın, hattâ şaka için, Hristiyânlarla alay etmek için dahî yapsa, dînden çıkar. Hristiyânların dînlerinin gereği, ibâdet niyetiyle yaptıkları, giydikleri bütün şeyler de böyledir. Bunun için, Hristiyânlardan gelen şeylerin önce aslına bakmak lâzım. Hristiyânlar, bunu niçin yapıyorlar? Dînlerinin îcâbı olarak mı, yoksa âdet olarak mı? Bu husûs çok önemlidir. İslâm büyükleri, “Hindûların bayram günlerine, ateşe tapanların Nevrûz günlerine ve Hristiyânların Noel gecelerine ve diğer paskalyalarına hürmet etmek, o zamanlarda onların âdetlerini onlar gibi yapmak, insanı dînden çıkarır” buyurmuşlardır. 2- Kâfirlerin dînleri ile ilgisi olmayıp, âdet olarak yaptıkları şeyler: Kılık-kıyâfetle ilgili şeyler âdettir; çirkin olmayan âdetlerde kâfirlere benzemek günâh olmaz. Meselâ ceket, pantolon, gömlek giymeleri, kravat takmaları ve çeşitli ayakkabılar giymek, yemeği masada ve ayrı tabaklar içinde yemek, çatal-kaşık kullanmak, ekmeği bıçakla kesmek, çeşitli eşyâ ve âletleri, binek vâsıtalarını kullanmak âdet olarak yaptıkları şeylerdir. Bir Müslümânın bunları kullanmasında mahzûr yoktur. İslâmiyet bunlara izin vermiştir. Bunları kullanmak, İslâmiyetin yasak etmediği, günâh saymadığı husûslardır.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT