BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > “Atatürk’ün Güneş Dil Teorisi gerçek mi safsata mı?” -1-

“Atatürk’ün Güneş Dil Teorisi gerçek mi safsata mı?” -1-

Hürriyet gazetesinde Soner Yalçın, iki haftadan beri, ısrarla sorup duruyor: “Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Tarihinden utanıyor mu? Güneş Dil Teorisi gerçek mi safsata mı?”



Hürriyet gazetesinde Soner Yalçın, iki haftadan beri, ısrarla sorup duruyor: “Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Tarihinden utanıyor mu? Güneş Dil Teorisi gerçek mi safsata mı?” Fakülte Dekanı Prof. Dr. Rahmi Er ise, Soner Yalçın’ın Güneş Dil Teorisi üzerine sorduğu soruya hiç cevap vermiyor. Hatta, dolaylı yoldan bile bu konuya girmiyor. Bu soruya, Türkiye’de kolay kolay cevap verilemez. Hele üniversite hocalarımızın, devlet memurlarımızın doğru-dürüst cevap vermeleri beklenemez. Çünkü sorunun içinde Atatürk var. Bir ilim adamı veya bir devlet memuru; “Bu teori doğrudur. Dilimizin kaynağını gösteren ilmî bir açıklamadır!” diyemez. Çünkü hem ilmî hüviyeti, hem de devletle olan bağlılığı, böyle bir açıklama yapmasına çok büyük bir engeldir. Aynı şekilde bir ilim adamı veya bir öğretmen, bir asker de kalkıp: “Güneş Dil Teorisi bir safsatadan ibarettir!” diye açıklamada bulunamaz. Çünkü o zaman âdeta küçük kıyamet kopar/koparılır. Birtakım kimseler tarafından; “Atatürk! Atatürk düşmanlığı! İrtica! İnkılâp! Şeriât, laiklik...” gibi konularda, batarya ile ateş başlatılır. Savcılarımız harekete geçebilir! Bana inanmıyor musunuz? Önce size müthiş bir hatıramı anlatayım, sonra da Güneş Dil Teorisi ne ise, onu size olduğu gibi yazmaya çalışayım: 1966 yılında Ankara’daydım. Hisar Dergisinin yazarları arasındaydım. Derginin sahibi Mehmet Çınarlı, bir gün bana dedi ki: -Hisar’ın kasım sayısını Atatürk’e ayıracağız. Senin için Yakup Kadri Karaosmanoğlu’ndan bir randevu aldım. Yarın evinde seni bekleyecek. Git, kendisiyle Atatürk üzerine güzel bir konuşma hazırla! Bir gün sonra Yakup Kadri’nin Kavaklıdere’deki evine gittim. Beni yanına oturttu. Ben, ömrümde onun kadar zor konuşan, dakikada ancak 5-10 cümle söyleyebilen bir kimse tanımadım. Ses alma cihazım yoktu. Yalnız, çok kuvvetli bir hafızam vardı. Böyle sohbetlerde, karşımdakini dikkatle dinliyor, sonra oturup bana anlatılanları olduğu gibi yazıyordum. Bir ara sordum: -Efendim dedim. Atatürk’ün, son dil anlayışı olan Güneş Dil Teorisi hakkında ne düşünüyorsunuz? -O dil teorisinin hiçbir ciddi tarafı yoktur. Bizi, bütün dünya milletleri karşısında çıkmazlara sokan bir safsatadan ibarettir, dedi ve bildiklerini uzun uzun anlattı. Ben hemen cebimden kâğıt kalem çıkararak dinlediklerimi yazmak istedim. Bileğimi tutarak yazmama mani oldu: -Çok rica ediyorum, bunları sakın yazmayın dedi. Yazarsanız tekzib ederim diye ikazda bulundu. -Efendim söz! dedim. Katiyyen yazmayacağım! Hisar’a döndüğüm zaman M.Çınarlı şaşkındı: -Yahu dedi Yakup Kadri’ye ne sordun ki adamı çok korkuttun? Bana telefon açtı. Yavuz Bülent’in hazırladığı metni görmezsem, imzalamazsam, tekzib ederim, diye tutturdu. -Güneş Dil Teorisi üzerine bir soru sordum. Yazmaya kalkınca çok korktu. Atatürk’ün ölümü üzerinden 28 yıl geçtiği halde, koskoca Yakup Kadri korkusundan ne yapacağını şaşırdı. Sizi de araması, korkusundandır. Yarın Yakup Kadri’den dinlediklerimi yazacağım. Şaşıracaksınız!..
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT