BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Analiz, beklentiler, fırsatlar

Analiz, beklentiler, fırsatlar

Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Trichet saat 14:00’da konuşma yapacak. Avrupa’da sorun yaşayan ülkelerin bu hafta yapacakları borçlanma öncesi bu açıklama oldukça önemli. Trichet büyük olasılıkla piyasalardaki tansiyonu düşürmeye ve bu ülkeler için istenen risk primlerini düşürmeye yönelik açıklamalar yapacaktır...



Geçen hafta Cuma günü Amerika’da Tarım Dışı İstihdam verisi tüm piyasaların merakla beklediği veri idi. Bunun yanında Amerika İşsizlik oranı verisi de aynı saatlerde açıklandı. Tarım Dışı İstihdam verisi beklentilerden kötü gelirken İşsizlik oranı beklentilerden iyi gelerek %9.4 olarak gerçekleşti. Peki bu veriler bize Amerikan ekonomisi ile ilgili ne anlatıyor? 2010 yılı Amerikan ekonomisi için hayal kırıklığı yaşattı. Ekonomi Aralık ayında sadece 103.000 yeni iş oluştururken bu beklentilerin oldukça altında gerçekleşti. 27 haftadır işsiz kalanların ve hala iş bulamayanların oranı %44 olarak gerçekleşti. Bu oran böylelikle geçen yıla oranla peki bir değişiklik göstermemiş oldu. Bernanke de Cuma günü Kongre’ye yaptığı konuşmada İstihdam piyasasında gerçek bir iyileşme görülebilmesi için ekonominin zaman ihtiyacı olduğunu belirtti. Burada önemli olan nokta Amerika’da artan nüfusa oranla, ekonominin yeni istihdam oluşturma gücünün paralellik gösterememesi. Bu da bize Amerika’da bu yıl en çok dikkat edilecek şeyin İstihdam oranı olacağını gösteriyor. Küçük ve orta ölçekli işletmeler daha fazla yatırım yapmıyorlar ve bu da daha fazla işgücüne ihtiyaçları olmadığı anlamına geliyor. Bu yıl da İşsizlik oranının %8’in üzerinde kalacağı tahmin ediliyor. Amerika’da faiz oranlarının bu sene artırılması beklenmiyor. Obama yönetiminin vergi teşviklerinin süresini uzatması ile rekor seviyelere ulaşan bütçe açıkları ekonomi için tehlike sinyalleri veriyor. Peki neden bu sene artırılması beklenmiyor kısaca özetleyelim. Bilindiği gibi tüketimi teşvik edebilmek ve ekonominin ihtiyacı olan oranda enflasyon meydana getirebilmek için FED ve hükümet bir dizi tedbirler aldılar. FED, geçtiğimiz aylarda 600milyar dolarlık varlık alımı yapacağını açıklamıştı.Amerikan hükümeti de Bush döneminde başlatılan vergi teşviklerinin süresini uzatacağını açıkladı. Tüm bunlar ekonomiye hareket ve canlılık getirmesi ve istenilen düzeyde enflasyon meydana getirmek için uygulanan politikalar.Amerika için bu yıl büyüme tahminleri %3.3 düzeylerinde..Geçen yıl bu oran %2.9 idi. Tüketici enflasyonunun ise %1.2 seviyelerinde artış göstermesi bekleniyor. Bu oran geçmişte yıllık ortalama %2.5 düzeylerinde gerçekleşmiş idi. Bunun yanında cari işlemler açığının da GSYİH’ye oranının %3.5’lere yükselmesi beklenmekte.Bütçe açığı ise kasım ayında beklentilerin üzerinde gerçekleşerek 150 milyar dolar civarında oldu. Beklenti 120 milyar dolar civarında idi.. İşte tüm bunlar Amerikan ekonomisinde görülen zayıflıklar ve bu zayıflıkların giderilmeden faiz artırımına gidilmesi çok mümkün değil gibi gözükmekte. Avrupa’daki sorunları ise daha önce anlatmış idik..Bu bölgede de üye bazı ülkelerin borçlarını ödeyememelerinden endişe ediliyor. Daha önce İrlanda ve Yunanistan AB’den yardım almak zorunda kalmışlar idi. Şimdi ise sırada Portekiz ve İspanya var. Piyasalar bu ülkelere adeta saldırıyorlar. Gelecek hafta Euro için gerçekten çok kritik. Çarşamba günü Portekiz hazine bonosu ihraç edecek. Perşembe ise İspanya ve İtalya tahvil ihracında bulunacak. Bu tahvillerin getirilerinin ne olacağı yani piyasadan hangi faiz oranları ile borçlanacakları ve bu tahvillere olacak talep gerçekten çok önemli zira bu iki durum Euro’nun da değerini oldukça etkileyecek. Geçtiğimiz hafta Almanya ile bu ülkelere arasındaki tahvil getiri farkı oldukça yükselmişti.Çin’in AB bölgesine yardım edeceğini açıklaması da önemli zira Çin dünyanın en büyük döviz rezervine sahip ülkesi ve döviz varlıklarında son yıllarda Dolar’dan Euro’ya doğru kaydırıyor.Çin 6 milyar dolarlık İspanyol tahvili alacağını açıkladı. Yunanistan ve İspanya şu an ihracat gelirlerinin %80 ile dış borçlarını ödemeye çalışıyor. %1’lik büyümeye sahip olan ihracatta fazla rekabetçi olamayan ve büyük bütçe açıkları veren Portekiz ekonomisi finansman için yabancı yatırımcılara muhtaç durumda. İspanya ise krizden önce oldukça düşük borç oranlarına sahip olmasına rağmen konut sektöründe çoğunlukla banka kredilerine bağlı bir köpük oluştu. Ancak bu balon patladıktan sonra İspanyol bankaları da ettikleri zararın ucunu dahi göremediler. Büyük İspanyol bankaları dışarıdan finansman sağlamak konusunda daha şanslı zira Portekiz’deki bankalar dışarıdan borçlanmak için oldukça yüksek bedeller ödemek zorunda kalıyorlar. İspanya’daki konut fiyatlarının 2011 yılında %8 daha gerilemesi bekleniyor. Eğer durum böyle olursa İspanya için daha kötüsü görebiliriz. Çünkü İspanyol bankalarının verdikleri kredilerinin büyük bir oranı gayrimenkul sektörüne gerçekleşmiş durumda. Daha önce AB tarafında reddedilen Euro-tahvil çıkarımı Euro bölgesi için yararlı olabilir. AB liderlerinin piyasaları yatıştırmakta başarısız olmaları EURO üzerindeki en büyük olumsuzluk olarak ön plana çıkıyor.Elbette Euro bölgesindeki sorunların çözümü yıllar alabilir ancak piyasanın da bir ışık görmesi şart. Bu yıl ilk üç ay Euro için hayati desek yeridir. İngiltere’de ise değişik durumlar gözlemleniyor. İngiltere’de kasım ayı enflasyon verisi %3.2’den %3.3’e çıktı ve bu oran hükümetin %3 hedefinin üzerinde bir oran. Aralık ayında sanayi üretimi son 16 ayın en yüksek seviyesine ulaşırken hizmet ve inşaat sektörlerinde daralma gözlemlendi. İngiltere’de bu yıl %2.5 büyüme bekleniyor. Bu oran Avrupa bölgesi için %1.5..Bu da bu yıl EUR/GBP paritesinde bir gerileme yaşanabileceğine işaret ediyor. İngiltere’de işlerin Avrupa bölgesine oranla daha hızlı düzeleceğine dair piyasada yaygın bir kanı oluşmakta. İngiltere Merkez Bankası’nın 13 ocakta yapacağı faiz oranlarını değiştirmesi beklenmiyor. 200 milyar Pound’luk varlık alımı programını da değiştirmesi beklenmiyor. Ancak İngiltere’de enflasyon oranlarının artması nedeniyle yılın ikinci yarısından itibaren faiz artırımı görebiliriz. Bu da Pound’un özellikle Euro ve Dolar karşısında oldukça değer kazanması anlamına geliyor.Ancak şu nokta da gözden kaçırılmamalı..Zaten Cameron hükümeti rekor seviyedeki bütçe açıklarını kapatmak için bir dizi harcama kısıcı önlem alırken KDV oranlarını da %17’den %20’ye çıkarttı. Bunun üzerine bir de faizlerin artırılması tüketim harcamalarını ve konut fiyatlarına olumsuz etki yapacaktır. Bu nedenle Merkez bankasının hassas bir politika izlemesi şart. Bugün İngiltere Halifax Konut Fiyatları Endeksi açıklanacak. Önem derecesi yüksek ve Pound’da dalgalanma oluşturabilir. Bu veri saat 10:00’da açıklanacak. İsviçre’de ise Perakende Satışlar verisi açıklanacak. Bu veri İsviçre Frangı açısından son derece önemli zira İsviçre Frangı şu an her ne kadar bir miktar gerilese de özellikle Pound ve Euro karşısında oldukça değerli ve bu kadar değerli olması Frank üzerinde ve dolayısıyla İsviçre ekonomisi üzerinde baskı oluşturuyor. Veri kötü gelirse bu İsviçre Merkez Bankasını bir takım önlemler almaya zorlayabilir. Avrupa Merkez Bankası Başkanı saat 14:00’da konuşma yapacak. Avrupa’da sorun yaşayan ülkelerin bu hafta yapacakları borçlanma öncesi bu açıklama oldukça önemli. Trichet büyük olasılıkla piyasalardaki tansiyonu düşürmeye ve bu ülkeler için istenen risk primlerini düşürmeye yönelik açıklamalar yapacaktır. Salı günü Yunanistan, Çarşamba günü Portekiz, Perşembe ise İspanya ve İtalya borçlanacak. Tüm bu tahvil ihraçları Euro’nun diğer para birimleri karşısında değer kazanmasına yol açabilir. Saat 15:30’da Kanada İnşaat İzinleri verisi açıklanacak. Önem derecesi yüksek ve bu veriyi saat 17:30’daki Kanada Merkez Bankası İş dünyası görünüm verisi takip edecek. Son derece önemli veriler ve Kanada dolarını etkileyecektir.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT