BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Galatasaray sebilhane mi?..

Galatasaray sebilhane mi?..

Yazmayayım” diyorum, olmuyor; zira “Adnan Polat susmuyor”; susmadıkça da “öyle şeyler söylüyor” ki, yazmazsanız, “eleştirdiğiniz” başka bütün kulüp başkanlarına haksızlık etmiş olursunuz!..



Yazmayayım” diyorum, olmuyor; zira “Adnan Polat susmuyor”; susmadıkça da “öyle şeyler söylüyor” ki, yazmazsanız, “eleştirdiğiniz” başka bütün kulüp başkanlarına haksızlık etmiş olursunuz!.. GS TV’de yayınlanan “iki Galatasaraylı” ve de “Başkan’ı üzmemek isteyen” televizyoncu Mehmet Ali Birand ile Ali Kırca’nın sorularını cevaplarken, bakınız ne demiş: “Rijkaard’a 65 maç dayandım. İkinci sezonunda ilk 7 maç sonra, o kurşun yağmuru altında nasıl durabilirdik? Türkiye’deki futbolcuların çok profesyonel olduklarını ve disipline etmeye gerek olmadığı şeklinde yaklaşımı vardı. Çok yumuşaktı, fazla duygusaldı. Otoritesi ve disiplin yoktu. Yoksa ben Skibbe ve Rijkaard’ın teknik direktörlüğünü tartışamam.” Bitmedi, dahası da var; “Ben Hagi’yi bir sene önce getirmek istiyordum, o sırada olmadı, devre arasıydı. ‘Ben devre arasında gelmem’ demişti. Kısmet bugüneymiş.” Bre amannn, herhalde ben bunamadım ve de yanlış hatırlamıyorum; geçen yıl devre arasında “Rijkaard’ı göndermek istiyorlar, Hagi ile görüşüyorlar” diye haber yapan arkadaşlarımıza, hem de resmî sitelerinde “olmadık hakaretleri yağdıranlar”, onları “Galatasaray düşmanı” ilân edenler kimlerdi acaba?.. Peki, “daha geçen yılın devre arasında otorite ve disiplin yoksulu olduğunu anladığı” hâlde, durup dinlenmeden “Onun arkasındayız” diyen, dahası, geçen yılın devre arasında “Hagi’yi getireceğini unutup”, bu sezonun başında Rijkaard ile “bir yıllık daha sözleşme yapıp”, alınan çok kötü sonuçlara rağmen “Onunla iki yıl daha sözleşme yapacağım” diye meydan okuya okuya, yedinci haftanın sonunda “milyonlarca euro tazminat ödeyip”, ona “güle güle” diyen kimdi acaba?.. Şimdi soruyorum; Galatasaray sebilhane mi; Galatasaray’ın paraları, hem de “borç içinde kıvranan” bu kulübün paraları, “böylesine” nasıl etrafa saçılır?.. Ya Misimoviç skandalı?.. Kaç milyon euroya “yalvar yakar” mal ettiğin bir futbolcuyu, Hagi gibi “kaprisli” bir kişinin “komplekslerine kurban vererek”, Galatasaray’ın milyon euroları ile beraber nasıl “yok ettiğinizin” farkında değil misiniz?.. Ortaya “mantıklı hiçbir sebep koymadan”, Misimoviç gibi bir futbolcuyu “ocak transferinde bonservisi bedavaya verilecek” ve de “cebine de milyon eurolar tazminat olarak konularak” gönderilecek hâle getiren bir teknik adamın, acaba maksadı nedir?.. Düşünün bakalım; üstelik “parayı çok sevdiği bilinen” Hagi, “kendisinin sahibi olduğu bir kulüpte” böylesine pervasız hareket eder miydi?.. “Kulübünü düşünen” bir teknik direktör, bir futbolcuyu istemeyebilir, ama o futbolcunun Avrupa’da bir “kariyeri ve pazarı varsa”, onu o pazara “sıfırlayarak” değil, “kariyerine lâyık bir şekilde sürer” ki, kulüp de kazansın!.. Ama Hagi, tam tersini yaptı; öyle ya, Galatasaray, Misimoviç’i gönderirken, “milyon eurolar kaybetmiş”, ne gam; o “kafasındaki adamı, hem de Romanya’dan getirmiş” ve de “komplekslerini tatmin etmiş” oluyor ya, işlem tamam!.. Bir Trabzonspor’da Şenol Güneş’in “disiplinsiz” Brezilyalıları “kazanışına bakın”, bir de Hagi’nin “insafla da, mantıkla da, hocalıkla da bağdaşmayan” davranışına ve de “farkı fark edin!..” Birkaç ay önce “yönetimden istifa eden” ve iş başındayken ekibinin yaptırdığı “Ali Sami Yen 64 anı” formasını, tanıtımda, Colin Kazım’ın sırtında gören Cemal Özgörkey diyor ki: “Olanlara kayıtsız kalıp, şartlar ve mazeretler öne sürmenin, ahlâkımız dışında olduğunu, böyle bir Galatasaray’ı kabul edemeyeceğimi ve genel kurul üyelerimizi temsil etmekten çok uzakta olduğumuzu belirterek yönetim kurulu üyeliğimden istifa etmiştim. Bugün, yönetimin, Galatasaray değerlerinden iyice koptuğunu, aldığı her talihsiz kararla yeni bir skandala imza attığını üzülerek görüyorum. Bir futbol kulübünden çok daha fazlası olduğumuzu unutanlar, camiamızın yazılmamış kurallarını, dokusunu, günü kurtarmak pahasına göz ardı etmektedirler. Asırlardır var olan camiamızın önünde nice statlar ve kupalar olmuştur, olacaktır. Bizi biz yapan, fark yaratan, değerlerimizdir. Değerlerimizi art niyetle ya da cahillikle yıpratanların, her zaman karşısında duracağımı, mücadele edeceğimi ve bize yaşatılanlara camiamızla beraber bir nokta koyacağımı belirtmek isterim.” Ali Sami Yen’e “böyle” veda edilirken, hâlâ susup oturan Galatasaraylılar utansın!..
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT