BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Göze, dile sahip olma günü...

Göze, dile sahip olma günü...

Fadl bin Abbas; güzel saçlı, ak benizli ve yakışıklı bir gençti. Peygamber efendimiz giderken yanından kaç kadın koşarak geçtiler. Fadl bin Abbas, onlara bakmağa başladı. Peygamber efendimiz, elini, Fadl’ın yüzüne tuttu.



Fadl bin Abbas; güzel saçlı, ak benizli ve yakışıklı bir gençti. Peygamber efendimiz giderken yanından kaç kadın koşarak geçtiler. Fadl bin Abbas, onlara bakmağa başladı. Peygamber efendimiz, elini, Fadl’ın yüzüne tuttu. Fadl, yüzünü, öbür tarafa çevirerek yine bakmak istedi. Peygamber efendimiz de elini öbür tarafa çevirip Fadl’ın yüzünü kapadı. Fadl ise, yüzünü, yine öbür tarafa çevirerek bakmaktan geri durmadı. Fadl bin Abbas, bir Bedevînin terkisindeki güzel kızını da, görünce, dayanamayıp ona da bakmağa başladı. Peygamber efendimiz, Fadl’ın yüzünü, kızdan başka tarafa çevirdi. Fadl, kıza tekrar baktı. Peygamber efendimiz de yine oun yüzünü kızdan başka yana çevirdi. O sırada, güzel ve genç bir kadın da “Yâ Resûlallah! Babam çok yaşlı ve hayvan üzerinde duramayacak bir durumda iken, Allahın farz kıldığı hac ile mükellef bulunuyordur. Ben, onun tarafından hac edersem, câiz ve o, haccını edâ etmiş, yerine getirmiş olur mu?” diye sordu. Peygamber efendimiz “Evet! Olur. Babanın yerine haccet!” buyurdu. Gözlerini, kadına diken Fadl’ın yüzünü, boynunu da, tutup başka yana çevirdi. “Kardeşimin oğlu! Bugün, kişinin, kulağına, gözüne ve diline sâhip olup da yarlığanacağı bir gündür!” buyurdu. Peygamber efendimizin, Fadl’ın boynunu tutup yüzünü başka tarafa çevirdiğini görünce, Hz. Abbas “Yâ Resûlallah! Amcanın oğlunun yüzünü ne için çevirdin?” diye sordu. Peygamber efendimiz “Bir delikanlı ve bir genç kız gördüm de aralarına Şeytanın girmeyeceğinden emîn olamadım!” buyurdu. Peygamber efendimiz, orta bir gidişle yola devam etti. Halk, sağdan, soldan akın akın gidiyor ve Peygamber efendimiz, onlara dönüp “Sükûneti, ey insanlar! Sükûneti muhâfaza ediniz!” buyuruyor “Lebbeyk Allahümme lebbeyk...” diyerek Telbiye etmekten geri durmuyordu. Nihâyet, Muhassir vâdisine erişti. Vadiye girince “Cemre’de atılacak ufak taşları toplayınız!” buyurdu. Cemreleri, fiske taşı gibi küçücük taşları parmak arasına alarak taşlamalarını da emretti. “Bilmiyorum. Belki de, bu yılımdan sonra sizinle bir daha buluşamam! Sizi, bir daha göremem!” buyurdu. İnsanın, fiske taşını, nasıl atacağını da eliyle işaret ederek gösterdi. Peygamber efendimiz, kendisinin atacağı taşları, Müzdelife’den toplatıp Akabe Cemresine taşıdı. Kâbe’yi yıkmak için gelen Eshab-ı Fil, bu vadiye inince, meşhur Fil, yorulup çökmüş, olanca zorlamalara rağmen ileri gitmemişti. Eshab-ı Fil de, burada Allahın gazabına uğramış ve helâk olmuşlardı. Yarın: “Tekbir getir ve taş at!”
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT